"İnsanları mesut edecek yegâne vasıta onları birbirine yaklaştırmak, onlara birbirlerini sevdirmek karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçlarını temine yarayan hareket ve enerjidir."
ATATÜRK
Büyük Millet Meclisinin ilk devresinde 1920 (Teşkilatı Esasiye) Anayasamızın tespit edileceği sıralarda Atatürk'e meşhur bir hukukçumuz diyor ki: "Sizin bu kurmak istediğiniz sistem, hiçbir hukuk kitabında yoktur." Mustafa Kemal cevap veriyor: "Tatbik edilip tecrübe edilen işler, kaide ve prensip hâline gelirler. Ben yapayım, siz kitaba yazarsınız."
Vaktiyle kitaplar karıştırdım, hayat hakkında filozofların ne dediklerini anlatmak istedim. Bir kısmı her şeyi kara görüyorlardı: "Madem ki hiçiz ve sıfıra varacağız, dünyadaki muvakkat ömür esnasında neşe ve saadete yer bulunamaz" diyorlardı.
Başka kitaplar okudum, bunları daha akıllı adamlar yazmışlardı. "Diyorlardı ki: "Madem ki sonu nasıl olsa sıfırdır, bari yaşadığımız müddetçe şen ve şatır olalım!" Ben, kendi karakterim itibariyle ikinci hayat telâkkisini tercih ediyorum. Fakat şu kayıtlar içinde: bütün insanlığın varlığını kendi şahsında gören adamlar bedbahttırlar, besbelli ki o adam ferd olarak mahvolacaktır. Herhangi bir şahsın, yaşadıkça memnun ve mesut olması için lazımgelen şey, kendisini için değil, kendisinden sonra gelenler için çalışmaktır. Makul bir adam, ancak bu suretle hareket edebilir."
Mustafa Kemal Atatürk, 1937
Benim, Atatürk hakkındaki hatıralarımda en çok üzerinde durduğum meseleler onun, fikri hayatı ile ilgili olan cephesidir. Çünkü şuna inanıyorum ki, Atatürk'ün asıl bu cephesi, en fazla işlenmeye ve bilhassa üzerinde tahliller yapmaya ve bu suretle Atatürk devrinin, fikriyatını hazırlamaya lüzum vardır. Onun askeri ve siyasi cepheleri, resmi vesikaların ışığı altında yazılacaktır. Fakat, fikri hayatı için resmi vesikaların bizi tatmin etmeyecek olan çok kısımları bulunuyor. Atatürk'ü bence büyük yapan haslet, onun bir fikir ve prensip adamı oluşundadır.
(Ön Söz)