Genç Werther'in Acıları duygusal olarak yoğun bir kitaptı. Werther’in Lotte’ye olan aşkı başta çok etkileyici geliyor ama ilerledikçe insanı biraz yoran bir hale dönüşüyor. Çünkü Werther duygularını çok uçlarda yaşıyor ve bu da onun kendini kaybetmesine neden oluyor.
Okurken bazı yerlerde ona hak verdim ama bazı davranışlarını da abartılı buldum. İnsanların birine gereğinden fazla anlam yükleyebileceğini ve bunun insanı ne kadar zorlayabileceğini gösteren bir kitap. Bu açıdan bana sadece bir hikâye değil aynı zamanda bir ders gibi geldi.
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024149,9bin okunma
Bir İdam , George Orwell’ın denemelerinden oluşan bir kitap. Kitabın en çarpıcı bölümlerinden biri olan “Bir İdam”da, darağacına götürülen bir adamın, ölüme birkaç adım kalmışken bile yerdeki su birikintisine basmamaya çalışması, tüm metnin yönünü değiştiriyor. Çünkü o an fark ediyoruz ki, idama götürülen biri bile hâlâ yaşayan, düşünen ve refleksleri olan bir insan. Bu basit hareket, idamın sıradan bir ceza değil bilinci yerinde, yaşamaya devam eden bir insanın sistemli biçimde yok edilmesi olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Orwell diğer bölümlerde ise bireysel bir olaydan çıkıp toplumsal bir eleştiriye yöneliyor. Farklı dönemlerin İngiltere’sinde gözlemlediği yoksulluk, sınıf ayrımı ve sistemin insan üzerindeki baskısı kitaba yansıyor. Burada eleştirilen şey yalnızca bir ülke değil insanı görmezden gelen her türlü düzen.
Bir İdamGeorge Orwell · Can Yayınları · 20211,768 okunma
İçimizdeki Şeytan bir aşk hikâyesinden çok insanın kendi vicdanıyla hesaplaşmasının hikâyesi. Kitap boyunca insanın en çok kendini kandırabildiğini görüyorsunuz. Kendi zayıflıklarımızı, korkularımızı, iradesizliğimizi çoğu zaman “içimizdeki şeytan” diye adlandırıp sorumluluktan kaçmak ne kadar kolay…
Sabahattin Ali insan ruhunun bu karanlık tarafını o kadar sade ama o kadar gerçek anlatmış ki bazı satırlarda ister istemez insan kendi içine bakıyor. Çünkü romandaki mesele sadece karakterlerin hikâyesi değil; aslında hepimizin içinde olan o çatışma.
İnsan kötülüğü dışarıda aramayı çok seviyor. Oysa bazen en büyük mücadele başkalarıyla değil, kendi içimizde başlıyor. Ve insanın içindeki kötülüğü fark etmesi, belki de gerçekten iyi olabilmesinin ilk şartı.
Bazı kitaplar okunur ve biter. Ama bazıları insanın içinde kalır. Bu kitap da onlardan biri.
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,7bin okunma
Beyaz Geceler beş ayrı bölümden oluşuyor. Her bölümün bıraktığı duygu farklı olsa da herkes gibi beni de en çok etkileyen ilk ve son bölüm oldu.
İlk bölümü oluşturan Beyaz Geceler, hayalperest bir adamın bir kaç gece boyunca tanıştığı Nastyenka ile kurduğu kısa ama yoğun bağ üzerinden ilerliyor. Bu hayalperest adamın aşkının karşılığını almasını o kadar çok isterdim ki içimden "Ahh Nastyenka ne olurdu da güzel bir karşılık verseydin bu saf masum aşka?" diye geçirip durdum. Ama hayalperest için onunla geçirdiği saatler bile yeterdi. "Tanrım! Bir anlık mutluluk! Koskoca bir ömürde az şey mi?.."
Son bölüm olan Yufka Yürekli de ise aşırı hassas bir karakter olan Vasya'nın duygularını ve böyle yufka yürekli bir insanın dünyaya nasıl zor dayandığına değinmiş yazarımız. Dostoyevski burada insanın iç dünyasını o kadar gerçek bir şekilde aktarmış ki, kitabı bitirdiğinizde hem tatlı bir hüzün hem de hafif bir hayranlık hissi kalıyor. Başlangıçtaki yalnızlık ve sonundaki duygusal yoğunluk kitabın kalıcı olmasını sağlıyor.
Ben keyifle okudum, tavsiyedir.
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102bin okunma
Molière in, Cimri eserini okurken sık sık güldüğümü fark ettim. Harpagon’un paraya olan düşkünlüğü öyle bir noktaya varıyor ki insan hem şaşırıyor hem de ister istemez komik buluyor. Her şeyi parayla ölçmesi, çocuklarının mutluluğunu bile ikinci plana atması karakteri gülünç ama bir o kadar da düşündürücü hâle getiriyor. Aslında güldüğümüz şey biraz da insanın hırslarının onu nasıl körleştirdiği. Bence eserin en güçlü tarafı, mizahın arkasına saklanmış olan insan eleştirisi. Çünkü aslında Harpagon sadece tek bir karakter değil; insanın açgözlülüğünü ve sahip olduklarına körü körüne bağlanmasını temsil ediyor. Hem güldüren hem de insanın hırsları üzerine düşündüren klasik bir eser... Zevkle okudum.