Ali AYDIN'ın Kapak Resmi
Ali AYDIN tekrar paylaştı. 3 saat önce
Ali AYDIN, bir alıntı ekledi.
Dün 03:20 · Kitabı okuyor · Beğendi

Dıştan bir suçlu her zaman vardır.Suçun yada,daha iyisi sorumluluğun yalnızca bize ait olduğunu kabullenmek,çok cesaret ister...

Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, Susanna TamaroYüreğinin Götürdüğü Yere Git, Susanna Tamaro
Ali AYDIN, Yitik Bir Aşkın Gölgesinde'yi inceledi.
19 May 22:30 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

AĞRI; kadim, kutsal Dağ. Ağrı geçmişini ve geleceğini arayanların, aşıkların, dervişlerin ziyaretgahı.Başkaldırının yurdu.Başı göklere eren, ateşten dağ. Mazlumların sığınağı,Xoybun'un kalesidir Ne güzel de Memleketimi Anmış Üstad "Mehmet Uzun"...
Bizim burda ilk Cemreyle başlar baharın ihtişamı...tozlu duvarlada güller açar.Yağmurun toprakla buluştuğunda Etrafa yayılan o enfes kokuların esiri olur herşey...Bir bakıştan çok daha fazlasıdır güzide Aşklar.Kelimelerden yoksun Nağmeler dökülür gönlümüzden...
Bayramlık Sevinçlerini yaşayan çocuklar misali,Bir özlemdir bizim için eskiyenler. Buram buram tüter gözlerimizde burnumuzda..."Yılmaz"derken "Deniz"lenir Gözlerimiz Ardından Hüsnü zan "Ahmet" türküleri dolanır dilimize...
Üstad Bediüzzaman'ın buyurduğu gibi; Elbette yer altına girmiş bir çekirdeğin hava aleminde
bir ağaç olması gibi...Yer altına giren bir insanda,alem-i
berzahta elbette bir hayatı bakiye sümbülü verecektir...
Yaşadığımız toplumsal süreçte,son derece bozulmuş insan karakterleriyle yoğun olarak karşılaşıyoruz.Ne yazık ki bu karakteri bozulmuşlar topluma yön vermeye başladılar.Ve artık müthiş sıkılıyorum...Daha kötüsü, insanlardan soğuyorum.Çevreme baktığımda para için her şeyi yapmayı olağan gören ve bunun için kirli ilişkilere giren tipler neticede az değil.Oysa biz bu toplumun bireyleriyiz.Birbirimize ihtiyacımız var.Birbirimize güvene bilmeli ve sosyal toplumun sorumluluk bilinciyle hareket edebilmeliyiz.Ama elden ne gelir? Sevgiden,yakınlıktan,insanca davranmaktan anlayanlar o kadar az ki.Büsbütün kabalaşmaktansa, uzaklara gitmek insana daha iyi gibi geliyor.Ama oda çözüm değil.İnsanca yaşayıp birbirimizden keyif alabilmemiz için, sosyal toplumun tarafında yer alıp en azından mücadelesini verebilmeliyiz...
Halbu ki; Aynı şarkılarda hüzünlenendik aynı acıları yaşayan aynı bayramlarda gülendik aynı safta duran...Yıldırım misali suizan düştü kardesler arasına Aydınlar Karanlığa Karanlık Aydınlığa Büründü...Üstad Kemal Sunal Haklı çıktı.Halbuki Gülerdik onu izlerken...Şimdi Anlayınca herseyi ne acıtır oldu gülümsemeleri...Eskiden Sabah beş çiminde ıslanmış güllerimiz vardı yine Efendimizin ikliminde yetişen onunla herşeyi dile getirirdik içimizdekilerini gönlümüzdekilerini dilimizde düğümlenen sözcükleri...Taaaki zengin züppelerin pahalı karanfilleri gölge düşürene dek...
Ülkesinden sürgün edildikten sonra hep onun özlemiyle yaşayan, dönüş umudunu hep içinde taşıyan, sonrasında sevgilisi ile ülkesi arasında seçim yapması gerektiğinde ülkesi için savaşmayı seçen, her iki seçiminde de yenilen Kürt aydını Memduh Selim Bey’in hikayesidir anlatılan...
Ülke özlemi içinde büyürken, aşkın ateşiyle yanar.Ömrünün son demine kadar yalnızlık ve yoksullukla boğuşur, çaresizlik içinde ölür. Büyük umutlar, hayaller ve hayal kırıklıkları, trajediler ve adım adım yok oluşa uzanan destansı bir yolculuk…
İnsanın eli kalem tutmayıncaya kadar, yazmanın ne denli zor iş olduğunun ayrımına varamıyor.Hele hele okumaya mecali de niyeti de pek olmayan bizim gibi toplumlarda, okumadan, fikir sahibi olmadan hemen her konuda her bir şeyi bildiğini zanneden bir dolu aklı evvel çevrenizi sarar ve mektup dahi yazma becerisi olmayanlar olur olmaz durumlarda eleştirmen kesilirse, varın yazmanın nasıl da belalı bir iş olduğunu artık siz düşünün...
"Mantıklı düşün"diyorlar.Akılcı olmamızı, "romantik"davranmamamızı istiyorlar... "Savaşa ben de karşıyım"diye başlayıp "ama"kıvırtmasıyla süren soğukkanlı konuşmalarda, bu savaşta ve paylaşım sofrasında yer almamız gerektiğini anlatıyorlar.Bizi,Duygusal olmakla suçluyorlar...
Ne çare ki; Duygusalız...
Bebeğin cesedi başında dövünen anneyi görünce"Savaşta olur böyle şeyler" diyebiliyoruz...Saçları toprağa dağılmış kızına bakarken "sağlıklı" Düşünemiyoruz. O an, "iyi bir haberim var; bomba düştü ve arkadaşımız filme çekti" diyen muhabiri, borsanın savaşa olumlu tepki verdiğini bildiren broker'i, "Türkiye'nin büyük fırsat kaçırdığından" yakınan yorumcuyu yakasından tutup sarsmak "Siz neden bahsediyorsunuz, çocuklar ölüyor orada"…Diye haykırmak geliyor içimizden…
Ah duygusalız, olmaz olsun!!!...
Hesap bilmiyoruz; reel, politikten anlamıyoruz.Kaçırdığımız dolarlar ve küstürdüğümüz süper güçlerin ileride bize pahalıya mal olacağını düşünüyoruz. Türk filmleriyle büyümüşüz; Onurumuzu satın almaya kalkan Önder Somer'e diklenirken “neyine güveniyorsun” diye damarımıza basıldığında bükük boynumuz bir Sadri Alışık gururuyla dikiliyor birden…
Bombardımanda insanlığın en eski değerlerini savunuyoruz; Barışı, insan canını, mazlum hakkını, hukuku, bağımsızlığı, meşruiyeti…
Savaş, etkisi yıllar sürecek bir dönüşüm yaratıyor...
Tarih, kimin ne olduğunu belgeliyor.
Milliyetçiliğiyle ün yapmış kalemler her gün teslimiyet çağrıları yaparken, biz ki kaç kez suçlanmışız vatana ihanetle... haramı, helali, onuru, itibarı yazıyoruz, haysiyetten, tarihten, kimlikten, gelenekten söz ediyoruz...
Savaş sayesinde bulduk birbirimizi…
Silkindik miskinliğimizden; Saldırganın kaba sabalığı, rafa kaldırdığımız sloganlarımızla,“hayır”lı pankartlarımızla, barış şarkılarımızla buluşturdu bizi…
Kobani'nin direnişinde yurtseverliğin o güzelim dayanışma ruhunu bulduk...
Ne yapalım duygusalız...
Toprağımız öyle karılmış...
İbrahim Peygamber'i yakacak odunların, balığa dönüştüğü efsanesi fısıldanmış kulağımıza…
Filleri taşlayan ebabil kuşlarının, küffarın gözünü kör eden çöl fırtınalarının masallarıyla yetişmişiz...
Hem kadere, alınyazısına, şahadete boyun eğen bir tevekkülle, hem zalime, haksıza, insafsıza isyan eden bir temayülle büyümüşüz...
O isyandır ki, bugün dünyanın en büyük ordusunu şaşkına çeviriyor...
Şahinler, güç gösterileri içinde insanı görememenin bedelini ödüyor...
Yanlış hesaplar, Putin ve Tramp'tan dönüyor...
Ve biz, global saldırganı bataklığa gömebilecek, dünyanın kaderini değiştirebilecek bu direnişi çaresizlikle, sevinçle, duayla izliyoruz...
Belki, ağır bedel ödeyeceğiz; Ödemedik'mi zamanında...
Ama Türkiye satılmış bir ülke, Dünya Putin, Tramp'tan perest bir gezegen olmayacak...
Bir insanlık suçuna alkış tutmanın utancıyla yaşamayacağız...
Çocuklarımıza "Haksız bir saldırıya karşı meşruiyetin ipine sarıldık, insanı savunduk" diyeceğiz.Peki ama Ne zaman..?
Cebimizden uçan dolarlar için değil, adını bile bilmediğimiz, saçları toprağa dağılmış Sur, Nusaybin, Cizre, Yüksekovalı kızlar ve çocuklar için dertleneceğiz....
Bunlar duygusallıksa, gururla söyleyebiliriz; Çünkü Duygusalız biz…
Kendim ile Duygusallığıma tel örgü çekerek; Bu mükemmel kitabı herkeze tavsiye ederim Saygılarımla...

Ali AYDIN, bir alıntı ekledi.
18 May 22:39 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Ne çok insan var.Her çeşit her ırktan insan Ne yaparlar, nereye giderler? Sonuçta hepsinin ortak bir yanları var.Hepsi'de sevmenin ne olduğunu biliyor, Aşkın ne olduğunu da.Bilmezler mi; Çaresizlik, kanadı kırıklık nedir, yüreğe düşen köz nedir, hüzün nedir...?

Yitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed UzunYitik Bir Aşkın Gölgesinde, Mehmed Uzun
Ali AYDIN, Hamlet'i inceledi.
16 May 21:29 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Yüreğinde sinen leke'nin her ne kadar acısı dinsede zaman'la; Virüsü beyninin bütün hücrelerini mesken tutar...
Gözlerini onunla açar onunla kaparsın.Onunla Dalar onunla uyanır onunla uyursun. Anımsatan yüzlerin gözlerinin içine bakarken tebessüm eden ızdırabın cehenneminde yanarsın...
Alı koyar seni herşeyden; Güvenden, Saygı'dan, Sevgi'den, gerçeğin erdeminden.........
Çok kıymetli hocam'ın tavsiyesiyle okudum bu olağanüstü kitabı...Tuzağa düşürülmüş bir kralın en yakınından yediği hancer ve zavallı hamlet'in intikam hikayesi...
Kitabı okurken empati duygumun ruhum bedenimi bertaraf ederek herşeyimi imha etmesini kelimelerle izah etmem mümkün değil...
insanoğlunun bitmek bilmez amaç'larının gaye'lerinin arzu'larının ardı kalan enkazının bedeli inanın çok ağırdır..
Solar herşey, Öğrendikçe gelir mutsuzluk, gittikçe yanlızlaşır dünyan. Ve artık Güneşin ihtişamı Başka iklimler için doğar Senin için......
İsterim; mesela gece uyuyamayan kader mahkumunun pencereden sıçrayan ay ışına bakarken düşlediği Umudu olmak...
Yetimhanede yaşayan bir çocuğun uyumadan yatağın kenarına yazdığı dört harfle rüyasında görmek için dilediği duası olmak...
Kaybettiğinin yıllardır hasretini çeken Sabah beş çiminde ıslanan bir gül misali Anne'nin içindeki özlem ve acısı olmak...
Issız ile Üstadın arasındaki mesafelerden yoksun olan köprüsü olmak...
Gercek anlamıyla sahip olamayacağımız varlıklara sahip olabilmek icin değermi soyut varlığımızı hiçe saymak? Değermi Sonsuz bir leke, sonsuz bir keder olmak...
Bu cümlelerimi en kalabalık anımın yalnızlığında yazarken; Kendim ile hislerimin arasına tel örgü çekerek; İkinci bir Shakespeare'in kitabını okumanın mutluluğunu yaşatamaya vesile olan çok kıymetli Hocam'a saygılarımı sunar kıymetli ellerinden öperim. Bu olağanüstü kitabı herkese muhakkak tavsiye ederim Saygılarımla...

Ali AYDIN, bir alıntı ekledi.
15 May 20:26 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

fakat bağışlanmam için nasıl dua etmeliyim ki kabul edilsin.Benim bu çirkin cinayetimi affet'mi desem? Olamaz...çünkü o cinayetle elde ettiğim şeylere, tacıma, mülküme, kraliçeme hala sahip bulunuyorum. Insan hem günahının semeresini muhafaza eder, hem de affa mazhar olabilir mi?

Hamlet, William ShakespeareHamlet, William Shakespeare

Eğer; Anne'ler gittiğinde çocuklar sevgisiz ilgisiz ve merhametsiz Büyüyorsa; o zaman o çocuklarda ölmeli...Bütün Anne'lerin Saygıyla Ellerinden öper...ANNE'LER günü kutlu olsun...

Ali AYDIN, Macbeth'i inceledi.
12 May 02:49 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Shakespeare "Güven Ruh gibidir terkettiği bedene asla geri dönmez" Bu mücella klasik kitabını okurken özellikle her sayfasında, istinaden aklıma gelen tek cümlesi...Ve kitabını okumam için beni egale eden tek Neden...Sabah'ın ilk şafağında hazinemin (Anne'm)in ses tonuyla yeni bir hayat'a istemeden'de olsa merhaba diyen kirpik'lerimi oynatırken, aniden bir cemre misali kulaklarımı okşayarak yüreğime saplanan bu sözünü televizyon'da göremediğim kişi'den işittiğim sözdü bu... O gün yaşantımın çeyrek vaktini kendine ayıran bu sözün sahibi olan Shakespeare ile tanışmak için kitap evinin şaşkın ve bir o kadarda baygın bakışlı sahibi ile paylaşırken; sadece elinde bir tane kalmış bu mücella kitabını okumam için kesinlikle tavsiye ederken, Şaşkın ve bir o kadarda baygın olan bakışları arasında alırken kitabı, ilk etap'ta Her zaman vazgeçilmezim olan cay'ımı içmek için dumanıyla buram buram kokan semaverimi Ateş'ledikten sonra okumaya başladım...
Bu sihirli ve bir o kadar'da Mücella olan sözün ne kadar haklı sebepleri olduğunu ''Macbeth''in kendi nefsine zulmü reva gören hırsına yenik düşmesi ile benimsedim...
Düşünün ki, zaman ayarlı patlamaya hazır bir Bomba'ya yakışması için anlamsız sıfat ve mertebe'ye sahip olabilmek için, patlarken acısı ve etkisi kendisinden ötürü etrafındakilerinide yakarak yok olmak. Ve bir çok şeyi'de yok etmek...
Malesef iktidar olmanın, öncü olmanın, lider olmanın Aciziyetinin verdiği güç...
yükselme arzusu ve politik hırsın gücü...
Bu güzide kitabı okurken Bir'an bastığı yeri titretenleri anımsadım. Ve bastığı yeri titretenlerin mağduru olanları...
(Deniz)imi...(Yılmaz)ımı...(Ahmet)imi...
Tek şuçları Haklı ve Doğru olmak...
Ömürlerini vatan aşkı ve bütün halkların kardeşliği için harcayan üç fidanın açmadan tükenişleri, yüreğimi benden bertaraf ederken, içimdeki özlemi ve yüreğimde tutuşan alevleri, Dem'lenen semaver çay'ımı gözyaşlarımla soğutarak içerken yad ettim...
Bu cümleleri bedenimle tutarsız olan titreyen parmaklarımla gecenin zemperi soğuğunda yazarken, hiç bir zaman göremeyeceğim üç fidanın ızdırabı yüreğimde yanan alevler beni yakarak kavurmaya yetmişti...
Düşünüyorumda bizim umrumuz onların canına mal olurken, acaba onlar bizim ne kadar umrumuzda............
Ve yine kendim ile yüreğimin arasına tel örgü çekerek; Okunurluğu Akışkan olan Okurken bir an olsun gözlerinizi ayıramayacağınız bu eseri herkeze tavsiye ederim Saygılarımla...

Ali AYDIN, bir alıntı ekledi.
10 May 21:11 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Güneşin parladığı yerde,nasıl gemileri karaya oturtan fırtına kopup,gök gürlüyorsa,aynen öyle huzurun geliyor gibi göründüğü baharla yükselebilir sıkıntı...

Macbeth, William ShakespeareMacbeth, William Shakespeare
Ali AYDIN, Sessizliğimle Dans'ı inceledi.
07 May 18:10 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Sessiz ve yargısız soyut cinayetlerin olduğu şu günlerde; Acımasız günahlara şahit olarak gizleyen.Güveni,fedakarlığı,sevgiyi yarınlara bağışlatmaktan başka çare bırakmayan bu gece'de öncesi silik sonrası buruk olsada bugün'ün yarın'dan bir haber umut yüklersin sırtına...
Üstad Mirza Tazegül'ün bu kitabını,rahmetiyle rahatsız etmeyen yağmurlu gece'de bitirirken anımsayarak hissettim ki; Dokununca yağmur tanelerine bunca yaralı yüreklerin feryatlarını hiç kimse bilmedi ve de bilmeyecek...
Gerçekler olduğundan daha ağır geliyor çünkü artık...Bitmeyen arzuların şımarıklığı, tatmin etmeyen mutlulukların şikayetleri unutturdu ne yazık ki bize kendimizi...
Bu savaş'lar... bu yıkımlar... bu hırs... bu kin...bu intikam...Duyarsızlığımız ve sağır oluşumuz, Sahte tebessümleri yüzlerimizde biriktirirken,Vijdan muhasebesi yapmaktan aciz biz.Ne de olmayan haklı sebeplerle mutlu olmayı arzuluyoruz...
Kitabı okurken altını cizdiğim bazı konularını ıssız kardeşimle paylaşırken kurşun gibi delen her cümlesinin Baldıran acısı, inanın bizi ne kadar acıttığını izah etmem mümkün değil. Yağan her yağmur sadece bir kişiyemi yağar ? Ya da Yağan her Kar Sadece Bir kişiyemi ? her gün yeni umutla doğan güneş sadece başkalarınamı doğar ?.. Bir cırpta iki kere ölmeye mahkumken her geçen saniye daralan çemberimizle nedir bu heves ?..
Yüreğimde yanan cehennem alevleri selamlarken beni; kum tanesi kadar küçük ve bir o kadarda sert göz yaşı taneciklerimi akıtırken dirhem dirhem içime, yaşanan bunca zulmün feryadını azda olsa dindirmeye yetmişti bana...
Baktığım her ayna'ya, pencere camlarına göremediğimin yüzümün masum rolü, Artık; yüreğim hadi kalk gidelim buralardan demenin çaresizliğinin yansıması, benden kat kat alıyordu intikamını suskunluğumun...
Bir'an şu yağmurlu gece'de hiç bir şeyden habersiz, günahı dahi olmayan nereye gittiğinden habersiz sonsuzluk yolculuğuna çıkarken su kadar berrak vucudu ile kıyıya vurmuş"Aylan"ın masum bedeni Aklımdan bir flim şeridi gibi geçerken.................
Gecenin kuytu sessizliğinde bir bombanın esareti "Ümran"ın ne olduğundan habersiz ambulansa bindirilirken, kan ve gözyaşı ile karışık şaşkın bakışları, ellerimle mani olmama rağmen parmaklarımın arasında usulca sıyrılarak Beynimde bir kanser tümörü gibi her geçen saniye büyüyerek hatırlatması, yüreğimde yanan cehennem alevleri selamlarken beni; Artık kum tanesi kadar küçük ve bir o kadarda sert olan göz yaşlarımın yetmeyişide ayrı bir Acizlik ayrı bir meziyet....
Yağmurlu gecelerde yıldırım'ların pervasız uhultusu her ne kadar rahatsız etseydi beni, yine korkutmaya yetmiyordu....
Çünkü her uhultuda annemin sıcak yatağı yanı başımdaydı. Uyusada annem, yatağındaki sıcaklığı, nefes alıp verişi beni cesaretlendirmeye yetiyordu...
Ne yazık ki ne o Anne'nin "Aylan"ı Ne de "Ümran"ın korkarken kaçacağı Anne şefkatiyle ısınan yatağı yok................
Sizce ölüm'den daha büyük bir acı varmı? Çaresiz çığlıklar arasında koynunda masumca yavaş yavaş ölen evladına bakarken bir Anne'nin feryadı Desem....
Kendimiz için yaşadığımız her saniye olasılıklara karşı soyut cinayetler işlerken Biz; Ne kadar'da mutlu olmayı Düşlemişiz sessiz acıların pınarında...
Ne yazık ki bu satırları titreyen parmaklarımla yazarken, herkezin bir anne ve bir babadan dünya'ya gelmesi yetmiyormuş kardeş'çe yaşamaya..
Kendim ile Baldıran acısıyla sızlayan yüreğimin arasına tel örgü çekerek; Okunurluğu Akışkan olan,Herkesin kendinden bir şeyler bulacağı, sadece gerçek acı'nın gerçek kederin gerçek umutsuzluğun gerçek hayalin ve sevginin konusu olan bu mükemmel kitabı herkeze tavsiye ederim Saygılarımla...