Dünya yüzeyinin, parsellere ayrılıp, metrekarelere bölünüp, her çeşit arazi ve mülklerin yerinin sınırlarının ve mangırsal değerlerinin “kadastro memuru” denilen sefil bir tip tarafından belirlenip plana bağlanması sapık ideolojisi, 15. yüzyıldan başlayarak filizlenen ve son altı yüz yıldır insanlığın başına bela olan bir hastalıktır. Düşünün bir kere, mucidini sevdiğim tapu olmasa, enflasyon olur muydu?
Kişiliğini otuz yılda bir yinelenen milli futbol zaferleriyle kanıtlamaya uğraşan bir ulus olarak da, yeni öğrendiğimiz bir sözcüğü cümle içinde kullanma antrenmanı yapar gibi, uçara kaçara cevap hakkımız doğduğu duygusuna kapılıyoruz. Sanki her şeye yanıt vermemiz gerekiyormuş ve bütün dünya bizden bu yanıtı bekliyormuş gibi bir duygunun rüzgârına kapılmış gidiyoruz.