"Çünkü artık kazanmak istemediğimi fark ettim."
"Buraya kadar geldikten sonra mı?"
"Onu hak edenin ben olmadığımı kabullendim." Dediğinde artık yarışmadan bahsettiğini düşünmüyordum. "Bu yüzden geri çekildim."
Fakat sunucu hala yarışmadan bahsettiğini sanarak, "Kimin birinciliği hak ettiğini düşünüyorsun o hâlde?" diye sordu.
Dönüp ona baktım, gözleri kısa süreli bende kaldı. Sonra buruk bir şekilde gülümseyerek sunucuya döndü. "Aral'ın."
"Ne önemli senin için acaba?"
"Sen önemlisin," dedi yumuşak bir ses tonuyla. Dudaklarım düz bir çizgi halini alırken "Başka kimsenin değil,senin hakkımda ne düşündüğün önemli benim için," diye devam etti. "Başka bir yerde olmak değil, senin kalbinde olmak önemli benim için."
Ne diyeceğimi bilemeyerek yutkundum.
"Böyle olduğu için özür dilerim, Eva. Fakat inan bana kötü bir amacım yoktu. Sadece mutlu olmanı istemiştim.
Beni sev istemiyorum senden ama lütfen bir gün beni affet. Çünkü böyle yaşamak çok zor."
"Aşk,
Yaşarken öldüğünü hissettiren tek duygu olmalı."
"Bence o kadar..." diyordum ki gözlerini bana çevirince sustum.
"Mutluluğu da mutsuzluğu da doruklarda yaşatıyor. Zaten bu yüzden zamanla acıya karşı tolerans gösteriyorsun. Veren o diye, acıyı bile kabul etmek geliyor içinden."