Başkalarına “hayır” diyemezsek kendimize “evet “ diyemeyiz. Başkalarına boyun eğer ve seçimlerimizden ötürü onları suçlarız, kendimizi terk ettiğimizin farkına varmayız. İsteklerimizi kucaklamak için başkalarına “hayır” kendimize ise içimizde “evet” dediğimizi duymamız gerekir, özellikle de kendi “hayır”ımızı anlamıyorsak.
İstediğimiz hayatı beklersek sahip olduğumuz hayatı kaybederiz. Kaybın gerçekliği ile yüzleşerek geçip giden şey için kederlenebilir ve geride kalana kucaklayabiliriz.
Gerçekler ile kendimiz arasındaki perdeleri kaldırınca ölen şey hayallerimizdir ama biz ölenin kendimiz olduğuna inanırız. Sonunda kim olduğumuz gerçeğinde dinlenebiliriz.
Yazar Jeff Foster’in dediği gibi: “ Sinirsel çöküş her zaman daha derin bir gerçeğin ortaya çıkmasını işaret edebilir, çünkü ancak içinizde sahte olan yıkılıp parçalanabilir. Gerçek yıkılmaz. Bazıları bu kabulle “uyanış” der, bazıları “kendini fark ediş”.