İnsanın ruhu da, ilkin kullanılmamış defterdir bir bakıma. Ve oraya yazılan her şey ölümsüz olmalıdır, diye düşünüyorum. Bana kalırsa, hissedilerek yazılan her şey de ölümsüzdür. Hissettiğimiz şeyler: Ruhumuzun yankıları, çağrıları, dirilişi, ıstırap ve sevinçleri... Nihayet, konuşması değil midir sonsuz yazımızın? Ruh, bilindiği gibi, Azrail'in bile giremediği kapalı bir kapıdır.