Bu mesele zihinde bitiyor ve onlar üzerine ne kadar az düşünürsek, kaçma şansımız da bir o kadar artar.
Her şeyden öte, düşünme çünkü düşündüklerin oluyor!
"Bu onların sesi," diye fısıldadı ağır ağır. "Bu onların dünyasının sesi, diyarlarının uğultusu. Burada hudut o kadar ince ki ne yapıp edip sızıyor. Ama dikkatle dinlersen, tepemizden ziyade, etrafımızda olduğunu görürsün. Söğütlerin içinde. Uğuldayan bizzat söğütler, çünkü burada, söğütler bize karşı olan güçlerin sembolü kılınmış."
Fakat hissettiğim dehşet, sıradan, ruhsal bir korku değildi. Son derece daha engin, çok daha tuhaftı ve ömrümde bildiğim, hayal ettiğim her şeyden daha öte, derinden rahatsız edici, müphem atadan kalma bir dehşet hissinden doğuyormuş gibi geliyordu.