Sabah üniversiteye giderken önümde iki yeşil araba. Biri Parklar ve Bahçeler müdürlüğünün; ağaç dikmek üzere mesaiye başlamışlar. Diğeri cenaze taşıyor. İkisi de toprağa “tohum” atacaklar. “Ne ekersen onu…” felsefesiyle. Odama girdim. Dersimin üzerinden geçmeden değerli dost Prof. Mete Çamdereli’nin “merdiven” makalesini okudum. Hayat merdiveni… Kimini uçmağa vardırır; kimini yüksekten çakmağa! Kar geliyormuş. Üşüyorum. Soğudum mu şu savaş-şiddet-çatışma sarmalındaki dünyamızdan? Barışı öğretmekte geri mi kaldık? Savaş! Nedir? Niye çıkar? Sistem mi bozuk ? İnsan mı? Bir bilge bulsam da sorsam… Dersimin adı “Akıl ve Hikmet.” Muhabbet ilmin de, irfanın da harcı. Toprağı. Orada yeşerir muhabbet bağı der büyükler. Gönlümde bir kadim ses yankılanmakta:” Biz Hakk’ın nuruyız, Hakk’ın aynasıyız./ Şu halde kendi kendimizle, birbirimizle ne diye çekişip duruyoruz? Sen kendinde kaldıkça, bir damla zerresin/ Fakat herkesle kaynaştın, birleştin mi?/ Koca bir umman, eşsiz bir madensin.” Toprağa balçık değil, maden olarak.(Mim Kemal Öke)