Birçok kez; bir dokunuşun, bir gülümsemenin, bir kelimenin, dinleyen bir kulağın, içten söylenmiş güzel bir sözün ya da değer veren en ufak bir davranışın gücünü küçümseriz. Bunların hepsinin hayatımızı değiştirme potansiyeli vardır.
Uçurumun kenarındayım Hızır
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Başım döner, beynim bulanır
El etmez
Gel etmez
Gülce'm uzaktan dolanır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Gülce bir davet
Mecaz değil
Maraz değil
Gülce bir afet
Peri değil
Huri değil
Gülce beyaz sihir
Gülce ölümcül naz
Buram buram zehir
Yar yüzünde infaz
Bir gamzelik rüzgâr yetecek
Ha itti beni, ha itecek
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Ben fakir
En hakir
Bin taksir
Ateşten
Kalleşten
Mızrakla gürzden
Dabbetülarz'dan
Deccal’dan, yedi düvelden
Ölmez sanılanlar, ölmeyeceğini sananlar, ölümü bekleyenler... Velhasıl epeyce insan ölmüş. Bunların arasında ağır hastalar varmış. Onlar iyileşmiş, onlara acıyanlar ölmüş. Hatta birisini yıkarken adam dirilmiş, cenaze merasimine gelenlerden biri korkudan ölmüş. Bu sefer ölü, dirinin cenazesine gitmiş... İşte böyle tuhaf şeyler olmuş...