Bazı metinler okurunu iyileştirmek için değil, kanatmak için yazılır. Dostoyevski’nin Ecinniler’i, sayfaları arasına gizlenmiş bir cinnetin, toplumsal bir histerinin ve en nihayetinde insanın kendi
Macondo. İsmi bile insanın dilinde büyülü bir tat bırakıyor. Ne tam gerçek, ne tam hayal; zamanın durduğu, mümkünle imkânsızın dans ettiği, yağmurun yirmi bir yıl hiç durmadan yağdığı, kelebekler
Gökyüzünün hiç kararmadığı, gündüzle gecenin birbirine karıştığı o garip saatlerde, St. Petersburg'un ıssız sokaklarında yapayalnız dolaşan bir adam... Onun adımları kadar yavaş akıyor zaman.
Sait Faik'in öykülerini okumak, benim için her zaman İstanbul sokaklarında yürümeye benzer. Bazen dar bir sokakta karşınıza çıkan beklenmedik bir manzara gibi, "Şahmerdan"ın