...insan her sene, her gün gizliden gizliye sadece tek şeyi bekler...mutlu bir aşkla karşılaşmayı, insan esasen sadece bu karşılaşmanın ümidiyle yaşar...amma velakin hepsi boşuna...
Ya her şey tastamam eskisi gibi olmalıydı, eskinin tekrar değil, ya da hasret çekmeler, yeni ıstıraplar, boşa beklemenin verdiği utanç olmadan hiç ayrılmadıkları bir yaşam...
Nasıl çözümsüz bir bekleyişin ıstırabıyla, kendine karşı, sanki beklediği hiçbir şey yokmuş gibi acınası bir yapmacıklıkla geçiyordu zaman sabahtan akşama dek !..