İlk iki kitabın yanında daha çenesi düşük bir Behzatla ve Akbabayla karşılaştığımız bir öyküler dizisi. Roman olmasını tercih etsem de Ankara dolu bir kitap okumak iyi geldi.
Hep Amariganın oyunları demeden önce okunması, okutulması, lise müfredatına eklenmesi, hala okumayanların haklarını kaybetmesi gereken ufuk açıcı bir kitap. Haberleri, televizyonu hatta bu ikisine alternatif görüp övdüğünüz internet medyasını kapatın ve 300 sayfalık bu kitabı ilk fırsatta okuyun. Sonuna geldiğinizde kitapta anlatılanlardan değil, okuduklarınızı okumuş ve hala tiyatroyu seyreden insanlık tarihinin uyuşukluğu yüzünden dehşete kapılabilir, bir dev karşısında tek bir kişinin nasıl bir şansı olduğundan dem vurabilirsiniz. Bunun yerine etrafınızda yaratabildiğiniz kadar farkındalık yaratmak sizin elinizde. Öyle bir kitap ki okumazsanız kürtajcı dede aniden belirip 155'i arayıp sizi içeri bile aldırabilir. Okuyun, okutun!
Tekrar tekrar okuyacağımı ilk 5 sayfadan anladım. Ölümün ardından öyküler içeriyor gözükmesi sizi yanıltmasın, yazarın/çevirmenin kurnaz üslubu sayesinde kitabın büyük bölümü yaşıyorken yaptıklarımızın yahut yapmadıklarımızın üzerine yoğunlaşıyor. Bunu da benim gibi bir kaç öykü bitirdiğinizde anlayıp en başa dönerek başka gözle yeniden okumaya başlayabiliyorsunuz.
Kitabı, okuduğum ilk öykü kitabı olmasından kaynaklı olarak farklı bulduğumu düşünüyordum, keyifle ve şaşkınlıkla bitirdiğim için gönül rahatlığıyla daha önce Ve...'ye benzer hiç bir şey okumadığınızı söyleyebilirim.
İster ölümden sonrasına inanın, ister inanmayın; ister her şeyin bir anlamı var mı diye merak edin, etmeyin; Eagleman yolu kitaptan geçmiş herkesin mutlaka okuması gereken bir iş çıkarmış.
Nereden başlasam. Öncelikle Behzat Ç.'yi nezdimde Behzat Ç. yapan kitap bu. Alkole düştüğü, konuşmayı bıraktığı, Berna'yı kaybettikten sonra gömülmeyi bekleyen bir ölüye dönüştüğü karakter evrimi Son Hafriyat'ta tamamlanıyor. Behzo'nun evriminin yanında yine ilk kitap Her Temas İz Bırakır'da tam rastlanmayan teşkilat/devlet eleştirisi de bu kitapta kendine yer bulmuş ve Behzat Ç.'nin televizyonda çok tutmasını, içimizden birine dönüşmesini ve bunu çok samimi bir şekilde yapmasını sağlamış. Ankara'yı parsel parsel kazanlara dizide ne söylendiyse kitapta fazlası var. Acısından başka gerçeği olmayan sahici bir başkomiser ve Ankara üzerinden açıkça yerilen düzen.
Konuya gelirsek; Cinayet Büro mensupları verecekleri yalan ifadenin üzerinden geçerken bir telefon gelir. "Ben Red Kit." der hattın öbür ucundaki, "Kuğulu Park'a bir köpek gömdüm." Herkesin aynı ifadeyi vermesinden emin olmakla meşgul Kıdemli Müdür Vekili Tahsin ahizeyi küfrederek kapatan Harun'a döner ve 4 cinayetle sonuçlanan kararı verir: "Numarayı araştırmaya gerek yok. Olmadı Akbaba'ya söyleyin, civara bir göz atsın."
Çok az kitap baş karakterin son 20 sayfaya kadar konuşmamasına rağmen o karakterin gelgitlerini, sanrılarını, elleri ve bakışlarıyla iletişimini bu kadar iyi anlatabilir. Özellikle "Ben cinayet oldum!" dedikten sonra yaşananlar konuşan bir Behzo'yla bile daha içten anlatılamazdı. Gördüğü her kırmızı paltolu genç kızda Berna'nın intiharını reddeden, bütün çaresiz insanlar gibi artık onun da yalanlara inanmaya ihtiyaç duyduğu bir başkomiser…
Bir kitap düşünün; ortalama uzunluğuna rağmen tek oturuşta bitirmek mümkün olsun, üstelik hiç sıkılmadan okuduğunuz her bir sayfası dolsun, taşsın.
Ankaralılar bilirler, bizim aklımızla başbaşa