Arif Bilgili / Yazar Menajeri

Arif Bilgili / Yazar Menajeri
@Arifbilgili
Yazar
Evi Nepal’de kalmış Slovakyalı salyangozdur ruhum
Denizli, 4 Mayıs 1972
7 kütüphaneci puanı
223 okur puanı
Aralık 2022 tarihinde katıldı
Türkçe & Farsça
Varla yok arasında buldum kendimi. Şimdi, yine orada kayboldum. Aynı bulanıklığın içinden bakıyorum hayata. خود را میان هست و نیست یافتم. حالا دوباره آن‌جا ناپدید شدم. از دل همان ابهام به زندگی نگاه می‌کنم.
Sayfa 26
Reklam
Ensest Roman
“…Merdivenden yuvarlanıp düşsek, yaramızdan önce ‘bir gören oldu mu’ diye etrafımıza bakmaz mıyız? Sevdiklerimiz bizi terk ettiğinde, ne kadar üzüldüğümüzü gizlemez miyiz?”
Sayfa 252 - OasisKitabı okudu
Ensest Roman
“ - Bilinçli olarak mı yapıyorlar, bilmiyorum ama Afrika’daki kurban kesimlerinde iki kişi olur. Kurban yatırılmaz ve biri avucunda kurbana en sevdiği yiyeceği sunar. Kurban mutludur. Diğer kişi ise yan tarafta bekler. Hayvan keyifle sahibinin avucundan beslenirken, pala bir anda boynuna iniverir… Mavi, ‘Tıpkı benim gibi, çocukluğum gibi,’ diye içinden geçirdi…”
Sayfa 358 - OasisKitabı okudu

Okur Takip Önerileri

Tümünü Gör
Ensest Roman
“Geçtim gittim sanacaksın: Yemeden, içmeden, uyumadan, arkana hiç bakmadan… Bin gündoğumu gün, bin günbatımı gece mesafesi uzaklaşsan da, zaman ayaklarının altından kayarken ruhun yine bu çizgide olacak. Bir kedi adımı kadar yakın olacaksın uçurumun boşluğuna…”
Sayfa 250 - OasisKitabı okudu
Ensest Roman
“İnsanoğlu dünya üzerinde yaşadığı sürece, iyilik de kötülük de hep var olacak. Fakirlik zenginliği kıymetli gösterecek. Tökezleyip düştüğümüzde, dimdik yürümeyi değerli kılacak…”
Sayfa 35 - OasisKitabı okudu
Reklam
Ensest Roman
“Benim bir ailem yok… Senin ailen gibi bir ailem yok. Daha doğrusu aile nedir nasıl olur bilmiyorum. Sizinkilerle tanıştığımda; hissedeceğim duygular beni korkutuyor. Ya aile çok güzel bir şeyse… O zaman kaybımın ne kadar büyük olduğunu göreceğim. Bu yaşıma kadar ailenin değerini bilemeden ayakta durmaya başardım. Ya paha biçilemez bir oluşumsa aile… Tökezlerim ve sen elimden tutmazsan düşerim. Kalkamam.” Pınar, ellerini bacaklarından çekti ve elini yakaladı. Sıkıca tuttu. Mavi, konuşmaya devam etti. “Kaldığım yurt odalarında, tuvalet kapılarında ‘Aile her şeydir.’ yazıyordu. Her şey olan neydi? İçine neler sığıyordu? Aile hem acı hem mutluluk muydu? Hem üzüntü hem neşe miydi? Neydi her şey olan aile? Bu sorular yıllarca beynimi kemirdi durdu. Tam tüm cevapları buldum diyorum… Ama birden sorular değişmiş. Yoruldum bu kısır döngüden, sorulara cevap aramaktan. Pes ettim uzunca bir süre önce.”
Sayfa 154 - Mavi UluKitabı okudu
İncest Novel
“I don’t have a family… I don’t have a family like yours. Actually, I don’t know what a family is or how it is supposed to be. When I meet your family, the feelings that I will have scare me. What if a family is a really wonderful thing… Then I will see how great my loss is. I have managed to stand on my own without realizing the value of a family until this age. What if a family is an invaluable entity… I will stumble and fall if you don’t hold my hand and help me up.” Pınar pulled her hands away from her legs and grabbed Blue’s hand tightly, continuing to speak. “In the dorm rooms where I stayed, it said ‘Family is everything’ on the bathroom doors. What was everything? What could fit into it? Was family both pain and happiness? Was it both sadness and joy? What was everything that family was supposed to be? These questions gnawed at my brain for years. Just when I think I have found all the answers… the questions suddenly change. I have grown tired of this vicious cycle of searching for answers to these questions. I gave up a long time ago.”
Sayfa 154 - Mavi UluKitabı okudu
Ensest Roman
Ansızın bir yerden çıkıp gelen; ‘Ailen nerede yaşıyor? Annen baban nasıllar?’ sorularıyla karanlık bir boşluğa düşüyordu Mavi. Her seferinden yalan uydurmak, geçiştirmek canını acıtıyor; doğmadan ölmek istiyordu o anlarda. Onları görmese de varlıklarından, dünyaya gelirken yükledikleri görevin tanımlarından kurtulamıyordu. Bir anne babası vardı ve bunu kimsenin değiştirmeye gücü yetmezdi. Sevgili olsa, alt kat komşu ya da dostu olsa; insandır, ‘içinde bok vardır’ deyip başımızı öne eğer; vazgeçeriz, hayatımızdan uzaklaştırır ve unuturuz. Hatırlatan hiç kimse olmaz. Anne baba öyle mi oluyor? Yok. Bok çukurunda da yaşasalar atamıyor, satamıyorsun. Onlardan ne kadar uzağa gidersek gidelim fark etmiyor. Toplum onları unutmana izin vermiyor.
Sayfa 244 - Mavi UluKitabı okudu
Ensest Roman
Hayal kurmak; bebeklerin, çocukların değil, büyüklerin işiydi. Minicik avuç içlerini ve burnunu vantuz gibi cama yapıştırmış; direkleri sayan o çocukta var olan, ama daha keşfedemediği duygular gizliydi. Küçük Mavi’mizin en yoğun yaşadığı duygu kıskançlıktı. O yaşta bir çocuk her şeyi kıskanmaz mı? Kıskanır. Annesini, babasını kıskanır, yeni doğan kardeşini kıskanır, kıskanır da kıskanır. Çocukluğunu geride bırakıp, hayatın bir parçası olma yolunda yaş aldıkça duyguları gizlendikleri yerlerden kendini göstermeye başlar. Tutku, hasret, aşk, kin, nefret, hırs, dostluk, düşmanlık, intikam gibi büyüklere özgü duygular belirginleştikçe hayal kurmalarını tetikler. Sonra kendini sürekli hayal kurarken bulur.
Sayfa 225 - Mavi UluKitabı okudu
Ensest Roman
“Sırrın sırrımdır.” Bu gizemli sözcük, insan olmanın ve güvencenin anahtarıydı. Bu öyle bir anahtar ki kaygı kapılarına kilit vuruyor; gurur ve sevinç kapılarını aralıyordu. Dövünmek yerine övünmek saklıydı; “Sırrın sırrımdır.”.
Sayfa 230 - Mavi UluKitabı okudu
Reklam
Bulunduğun ortamı kahrederek ya da söylenerek mi yaşayacaksın; taşların, betonların arasından boynunu güneşe uzatmayı başaran çiçeğin azmiyle mi yaşayacaksın? Seçim senin.
Hiçbir arzu tam olarak gerçekleşemez; en azından bu dünyada.
Sayfa 700Kitabı okudu
Muazzam muazzam
İnsan vicdanının şiirini yazmak, bir tek insan için bile olsa, insanların en önemsizi için bile olsa, bütün destanları tek bir üstün ve nihai destanda eritmek olur. Vicdan, insanı utandıran vehimler, tamahkârlıklar, girişimler karmaşası, hayaller fırını, fikirlerini, safsataların kaynaştığı cehennem başkenti ve ihtirasların savaş meydanıdır. Bazı saatlerde düşünen bir insanın kurşun rengi almış yüzünden içeri girin, arkasına bakın; bu ruha, bu karanlığa bakın. Orada, dış sükûnun altında Homeros'taki gibi devler arasındaki mücadeleler, Milton'daki gibi aslan pençeli, yılan kuyruklu ve kanatlı canavarların, yedi başlı yılanların ve hayalet sürülerinin birbirleriyle giriştikleri kavgalar, Dante'deki gibi hayal girdapları vardır. Karanlık bir şeydir bu sonsuzluk; her insan bunu içinde taşır ve beyninin iradesini, hayatının işlerini bunun ölçüsüne vurup umutsuzluğa düşer.
Sayfa 283Kitabı okudu
197 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.