Ali Rıza MALKOÇ profil resmi
Ali Rıza MALKOÇ kapak resmi
1965 de Samsun'da doğdu. Teknik Lise elektrik bölümünden mezun oldu.Eskişehir Anadolu Ü. İktisat Fakültesinde okudu.
Felsefe, psikoloji, sosyoloji ağırlıklı yayın ve tüm yazılı çalışmalar ilgi alanına girmektedir.
Yayın redaksiyon hizmeti de vermektedi
Şair, yazar, danışman
Üniversite
Samsun
Samsun
Erkek
233 okur puanı
22 Eyl 2016 tarihinde katıldı.
1965 de Samsun'da doğdu. Teknik Lise elektrik bölümünden mezun oldu.Eskişehir Anadolu Ü. İktisat Fakültesinde okudu.
Felsefe, psikoloji, sosyoloji ağırlıklı yayın ve tüm yazılı çalışmalar ilgi alanına girmektedir.
Yayın redaksiyon hizmeti de vermektedi
Şair, yazar, danışman
Üniversite
Samsun
Samsun
Erkek
233 okur puanı
22 Eyl 2016 tarihinde katıldı.
  • Genç Arkadaşlar!...
    Kitap okumaya niyetliyseniz, şimdiden başlayın derim. Yoksa ilerde; eş, iş, aş, çocuk, araba, arsa, hastalık telaşı ve diğer toplumsal sorunlar yüzünden pek vakit bulamayacaksınız.
    12.12.2018
    Ali Rıza Malkoç
    #armozdeyis
  • Önemine binaen,

    http://www.edebiyatevi.com/...eden-onemlidir?.html

    Adresinde yayınlanan aşağıdaki yazımı paylaşmanızı rica ederim.

    Mantık ve felsefi tabanlı bilimsel bakış neden önemlidir?

    Böyle bir başlangıcı olmayan her şey; yanlış anlaşılmaya, yarım kalmaya, çöpe gitmeye, ayrışma unsuru olmaya adaydır.
    İmam Gazali'nın, "mantık bilmeyenin fetvasına güvenilmez" sözü, anlatmak istediğim gerçeğe bir nebze temas ediyor.
    Müzik bilgisi olmayan, eserin sözlerini ve melodisini beğenmeyeceği gibi yanlış da yorumlayacaktır. Sanat ve zanaattan bihaber bir kişi, ortaya koyulan, gönül ve el sanatlarını hurdacı gözüyle değerlendirecektir.
    İşte buradan hareketle, bilimsel bir donanımla bakmadığınızda; mesleğinin hakkını verebilen, öğretmen de olamazsınız hukukçu da. Doktor da olamazsınız, mühendis de.
    Siyasetçi de olamazsınız, bürokrat da.
    Önyargılarla doğar, kararsızlıkla yaşar, yargısız infazla yürür durursunuz.
    Aslında yürüdüğünüzü zannederdiniz de insanlık adına bir arpa boyu yol alamazsınız.
    Böyle bir girişten sonra konuya açıklık getirelim de vurgumuz neymiş anlaşılsın.
    Önyargılardan beslenen birinin, tıbbi tahlil laboratuvarına gittiğini, uzmanları masa başında gördüğünü, masada da, kan, organ, idrar ve dışkı örnekleri gördüğünü varsayalım.
    Bu gözlemi yapan kişi, yamyam kökenli biri olsa ne düşünür? Ne düşündüğünü yazıp da şimdi midenizi bulandırmayayım.
    Tabi ki laboratuvar uzmanı, mesleği gereği ve insan neslinin geleceği ve sağlığı için tüm bunları bilimsel ve mesleki tecrübesiyle incelemek zorundadır.
    Hukukçu, bilimsel donanıma sahip değilse, tüm kanaat ve kararlarını, kanunların sözlükteki çıplak anlamıyla verdiğinde, delilleri de olaylara
    bağlamakta mantık hatası yapabilecektir.
    Marks'ın kitaplarını okumakla marksist olunmaz. Hitlerin hayatını okumakla faşist olunmaz. Herhangi bir manevi kitabı okumakla dindar olunmaz, dine girilmez, dinden çıkılmaz.
    Bilim, mantık ve felsefe üçgeninde gezinenler hepsini okur, yorumlar, not alır, bakışını bilincini geliştirir. Fakat bu dünyaların yabancısı olanlar ne yapar? Okuyan bilim aşığını okuduğu kitaba yamarlar, şucu bucu derler, suç unsuru olarak görürler. Felsefeci Prof.Dr. Afşar Timuçin'in bir kitabında okumuştum. Allah uzun ömür versin, 79 yaşındadır. Eskiden diyor, birinin evinde beş kitaptan fazla kitap var ise, gizli örgüt üyesi olduğundan şüphelenilirdi.
    Bu kafayla bilimsel, zihinsel ve teknolojik kalkınma olur mu?
    Oysa ki dünya düşünceler tarihinde hayran kaldığım düşünürler, 300 yıl öncesinde beş farklı dil öğrenip, binlerce kitap okuyup yüzlerce eser bırakmışlardır.
    Toplumun tamamını tanımak, gerçeğin tüm ayrıntılarına vakıf olmak ve ortak ve bütüncül fayda zihinsel enerjisini yakalayabilmek için, okuma, dinleme, gözlemleme açımızı çok geniş tutmalıyız. İdeolojiler, inançlar, şekiller, kalıplar, dayatmalar, geçmişin yanlışları, şimdinin menfaati, geleceğin endişesi bizi yolumuzdan alıkoymamalı. Kabuğa, kapağa, şekle aldanmamak gerekiyor.
    "Yar yüreğim yar, gör ki neler var" diyen Yunus Emre, bu alanda benim yol göstericimdir.
    Bırakınız, yan gözle bakmaya insanlara.
    Niyet okumayınız. Şablona oturtmayınız.
    Görmek için yarıp bakamıyorsanız yüreğini, en azından sorup öğrenme nezaketini gösteriniz.
    Bilim, inanç, felsefe, mantık.
    Hepsi yanyana o kadar yakışıyor ki.
    Birini koparınca insanın üzerinden, dengeyi kaybedip yıkılıyor işte.
    17.11.2018
    Ali Rıza Malkoç
    #armozdeyis
  • Toplum ve düşünce serisinden 2.kitabım, yaşam donanımları adıyla yayınlandı.
    http://www.birazoku.com/yasam-donanimlari
  • *Yaşam algısı üzerine zorunlu ve önemli bir açıklama*

    Yüzlerce kişisel gelişim kitabı okudum, okuyorum ve de okuyacağım.
    Bu genel başlık altında, bu amaca hizmet eden sosyoloji, psikoloji, felsefe, tarih ve kurumsal gelişim kitapları da var tabi.
    Harika insanlar tanıdım, muhteşem yaşam öngörülerine tanık oldum, samimi mutluluk reçetelerine vuruldum.
    Hepsi de insanlığa güzel miraslar bırakma gayretinde/sevdasında.
    Şunu belirtmem gerekiyor ki; büyük bir çoğunluğunun ahlak, dayanışma, yardımlaşma, uyumlu sosyal yaşam, mutluluk önerileri İSLAM inanç ve öğretisinin bünyesinde var. Tek ihmalimiz ve gafletimiz; bilimi ciddiye almamak, düşünceyi teşvik etmemek, planlı, sürekli ve metotlu çalışmamak. İnancı yanlış yerde kullanmak, çıkar, makam ve menfaatlere basamak yapmak. Sevgi ve kaynaşma değil, dayatma ve baskı aracı olarak kullanmak.
    Japonya'da maneviyat eğitimi adında bir kitap okudum, Finlandiya'nın kalkınmasında manevi hamlenin önemi gözardı edilemez. G.Kore'nin başarısında, moral ve motivasyonun, maneviyatın katkısı vardır.
    İslam inancının yaygın olduğu toplumlar olarak; sevgi, insan, yaşamsal değerleri, aslı ve özüne uygun, ilahi mesaj ve nebi öğretilerinden çok uzakta kabullenmişiz. İslam felsefesi değil, ritüelleriyle yetinmişiz. Yunus Emre, Mevlana, Hoca Ahmet Yesevi, Hacı Bektaşi Veli vb. maneviyat önderleri gibi tanımlayamamışız. Yani insanı, duygularını, ihtiyaçlarını, beklentilerini merkeze alamamışız. İnsani özne yapamamışız.
    Edilgen, taklit eden, itaat eden, boyun eğen, talimat bekleyen bir canlı türüne indirgemişiz.
    Eğitim verdiğimiz, gönüllü katkı sağladığımız bireyi, robotik emir kulu yapmaktan yanayız.
    Bireysel tercih ve düşünceyi pasivize ediyoruz.
    "Peki o zaman, madem ki bu öğretiler inancımızın özünde var, niçin diğer kitaplara ihtiyaç duyuyorsun" diye bir mantıklı soru yöneltilebilir. Düşünce yetisi, altyapısı, ölçüsü bilince yerleşmemişse inanç hiçbir şey değildir. İnanç her şey de değildir. Kap yok ise suyun havada bir anlamı/ gereği olmaz.
    Felsefi düşünce bu anlamda çok önemlidir.
    Düşünce dinamik ve gelişime açıktır.
    İnanç statik, sakin ve durağandır.
    Birbirleri ile dayanışma içindeyseler, insana hizmet ederler. Farklı bir bilgi, mevcut bilgiyi pekiştirir ve onaylar.
    Evrende sadece biz yaşamıyoruz, sadece bizim inancımız yok. Yerel ortak değerlerimizi korumakla birlikte, evrensel ortak bir yaşam medeniyeti geliştirmek zorundayız.
    Diğer dünyaları da tanımak, inanç ve öğretilerini bilmek, yaşam tarzlarını keşfetmek, başarılarını gözlemlemek bu açıdan önemlidir.
    Her şey algı, bilinç ve önyargıda kilitleniyor.
    Japonya gibi bir ada ülkesi; inancını, dilini, geleneklerini değiştirmeden 50 yılda kalkınmışsa, her durum, konum ve şartı ondan daha mükemmel olan Türkiye bu trendi niye yakalayamamıştır? Bu sorunun/sorgunun yerinde cevabı değişimi başlatacaktır.
    "Yerli ve milli olalım" deniyor eyvallah.
    Ama önce adil, çalışkan, sevecen, çevre duyarlılığı olan, farklılıklara saygı gösteren bir yaşam tarzı geliştirelim. Birbirimize güven verelim, güvenelim.
    Değirmenin sadece suyu tükenmedi, öğütecek tahıl da kalmadı. Taşları kendi kendini öğütmekte. Yaralı gönüller, tedirgin zihinler bilmem ki neyi beklemekte?
    Düşünürsek, inanırsak, planlarsak ve birlikte uygularsak başarırız.
    Değişim, gelişim ve dönüşüm; her faydalı şeyin en iyisini yapmakla başlıyor.
    Kötülüğün en şiddetlisini değil.
    30.08.2018
    Ali Rıza Malkoç
    #armozdeyis

    Yazımın yayınlandığı web site adresi:
    http://www.edebiyatevi.com/...i-bir-aciklama*.html
  • *Kalıcılık ve kararlılık*

    Kalıcı ilkelere, kalıcı planlamalara ve kalıcı sevgi bağlarına ihtiyacımız vardır.
    Heybemizde noksan olan bunlardır.
    Bir gün sonra yalanlanan, bir ay sonra değiştirilen, bir yıl sonra hükmü geçersiz olabilen öngörü, söylem, kural ve ölçülerle yol alamayız ve bu değerler sofrasına herkesi davet edemeyiz.
    Dün yaptığımız proje, bir yıl sonra verimsiz ve geçersiz konuma düşüyorsa; toplumun ve çağın gereklerini, gerçeklerini tam tespit edememişiz demektir.
    İlgi, sevgi ve dayanışma alanında ise tam bir ilkesizlik hakim. Çok dar, kısır ve genel kabul görmeyen aidiyet bağları ile birbirine tutunanlar; diğerlerini yabancı ve dış dünyanın insanı olarak görebiliyorlar.
    Çok hızlı sevip, çok hızlı ve anlamsız terk ediyoruz.
    Bilgili, olgun, tutarlı, uyumlu ve sağduyulu bireylerden oluşan bir toplumu birlikte inşa etmemiz gerekiyor.
    09.08.2018
    Ali Rıza Malkoç
    #armozdeyis
  • *Kıskançlık girdabı*

    Kıskanç insanlar; duygudurum olarak yaralı ve hastadırlar. Faydalı üretim yapanları sevmezler. Herkesi kendi düzeyinde veya daha aşağıda görmekle tatmin olurlar.
    Öneriye ve samimi el uzatmaya da kapalı olanları vardır. Yüzü güler de, niye ve kime güldüğü net değildir.
    Böyleleri var diye beyinler susacak, gönüller donacak, üretim çarkları duracak ve kalemler kırılacak değildir elbette.
    Tüm bu çarklar onun için de dönüyor aslında.
    Üretene sabır düşer, tüketen anlayana dek.
    06.08.2018
    Ali Rıza Malkoç
    #armozdeyis
  • *ALINGANLIKTA SINIR*
    İnsanların neye üzüldüğünü veya sevindiğini, kolaylıkla tespit veya tahmin edebilirsiniz.
    Fakat bazılarının niye darıldığını, alındığını, kırıldığını, tavır koyduğunu anlamakta zorlanırsınız hatta hiç bir anlam veremezsiniz.
    Bu bir geçici duygu, hafıza kaybı mıdır, davranış bozukluğu mudur, hastalık mıdır?
    Konunun uzmanlarınca bile kısa sürede tanımlanamayacağını tahmin ediyorum.
    İlgili kişi konuşsa bile fikrini ve niyetini tam söylemeyecektir.
    Son on yıldır bu türden iletişim ve davranış sorunlarının çoğaldığını gözlemliyorum.
    Dünyaya ve onun derdini yüklenen tüm insanlığa kolaylıklar diliyorum.
    Derdimiz, yükümüz hafiflemiyor sürekli artıyor.
    Sizler de bu konudaki gözlemlerinizi aktarırsanız, belki birlikte bir çıkış yolu bulabiliriz.
    02.08.2018
    Ali Rıza Malkoç
    #armozdeyis
  • İKİNCİ KİTAP ÇALIŞMAM HAKKINDA ÖN BİLGİ

    Değerli Dostlar, dost bildiklerim ve tüm takipçilerim,

    Yaşam merdiveni "kilit taşı düşünceler" adlı kitabım, Temmuz 2018' de geçen ay yayınlanmıştı.

    Toplum ve düşünce serisinden ikinci kitabım:
    Yaşam Donanımları "dünya insanına açık büfe düşünceler" adıyla ve 388 sayfa olarak, ağustos ayı içerisinde yayınlanacak.
    Bir ay arayla, Bursa'dan sizlere iki kitap sunmuş oluyoruz.
    Birinciyi ilgi ve keyifle okuyorsanız, ikincisinin yolda olduğunu bilin istedim.
    Eylüle doğru iki kitabı birden tanıtacağız.
    Okur, tanıtım ve tavsiye olarak katkılarınızı bekleriz.
    1. Kitap yayıncım; sentezdagitim.com.tr
    2. Kitap yayıncım; ekinyayinevi.com
    ve tüm çalışanlarına, emeği geçenlere, okurlarıma ayrı ayrı sonsuz teşekkürler.
    Zor bir süreçti, bu bile ayrı bir kitap konusu.
    Bitirdik ve rahatladık.
    2019'dan 3.kitapta buluşmak dileğiyle.
    01.08.2018
    Ali Rıza Malkoç
    #armozdeyis
    http://www.arm.web.tr
  • İletişimin sosyal kalitesi

    İletişimin hızı ve teknik kalitesi yükseldikçe sosyal kalitesi, gönül derecesi düşüyor.
    Eski çağlarda güvercin ve dumanla haberleşilirdi. Daha sonra aşamalı olarak; teleks, manyetolu telefon, telgraf, faks, çağrı cihazı ve benzeri teknik araçlarla iletişim sağladık. Bunlar artık yaşamımızdan çıktığı gibi, hatır mektubu da yazılmıyor.
    Ev telefonundan görüştüğümüz dostumuzun evde olduğunu bilirdik, evdeyse muhakkak telefona cevap verilirdi.
    Şimdi ise cep telefonuyla aranılanlar; her türlü yanıltıcı bilgiyi vermeye adaylar.
    Çalan telefonu açmak veya sonra da cevap vermek zorunluluğu yok. Nerede olduğunu da belirtmek, belli etmekten kaçınabilirsin.
    Hatta en yakın dostunu bir tuşla engelleyerek, iletişimi askıya alabilirsin.
    İnternet ve anlık iletişim yolları, kişiler arası mesafe ve zamanı kısaltsa da, manevi dünyamızda yaralar açtı, duyarlılık katsayımızı düşürdü. Güven ve sevgi kanallarımıza sosyal mayın döşedi. Bu acı tablonun neden - sonuç ilişkisi bilimsel olarak araştırılıp, açı ve açık daha da büyümeden, alternarif çözüm yolları üretilmelidir. Bakan kör, duyan sağır insanlar türedi. Anlatım ve anlayış sorunlarımız çığ gibi.
    İnsanoğlu zaman kazandıkça, başkalarına muhtaçlık katsayısı azaldıkça, bilerek veya farkında olmadan yalnızlığa doğru yol alıyor.
    Atmosferde, kişi sayısı kadar ayrı ayrı atmosfer oluşmadan, birbirimizin yüreğine dokunabilmeliyiz.
    İnsan olmak, kaliteli iletişimle başlar.
    30.07.2018
    Ali Rıza Malkoç
    #armozdeyis
  • Merhaba,
    Sosyal erezyonlar ve hal çareleri başlıklı makalemi, aşağıdaki linki tıklayarak okuyabilir, yorumlayabilir ve paylaşabilirsiniz.
    Ali Rıza Malkoç
    http://www.edebiyatevi.com/...ve-hal-careleri.html
1965 de Samsun'da doğdu. Teknik Lise elektrik bölümünden mezun oldu.Eskişehir Anadolu Ü. İktisat Fakültesinde okudu.
Felsefe, psikoloji, sosyoloji ağırlıklı yayın ve tüm yazılı çalışmalar ilgi alanına girmektedir.
Yayın redaksiyon hizmeti de vermektedi
Şair, yazar, danışman
Üniversite
Samsun
Samsun
Erkek
233 okur puanı
22 Eyl 2016 tarihinde katıldı.
2018
126/140
90%
Her gün 1 kitap okumalı.
En çok okuyanlar'da 171. sırada.

Okuduğu kitaplar 258 kitap

  • Türkiye'nin Hukuk Serüveni
  • Kurgu İle Gerçeklik Arasında Hukuk Meslekleri
  • Hukuk Metodolojisi
  • Köy Enstitüleri Dosyası
  • Sosyoloji [Başlangıç Okumaları]
  • Sosyoloji Çarşısı
  • Montessori Yöntemiyle Çocuk Eğitimi
  • Kendi Kendine MBA
  • Devlet Ve Toplum Felsefesi Üzerine Denemeler
  • İnsan Olmak

Kütüphanesindekiler 255 kitap

  • Türkiye'nin Hukuk Serüveni
  • Kurgu İle Gerçeklik Arasında Hukuk Meslekleri
  • Hukuk Metodolojisi
  • Köy Enstitüleri Dosyası
  • Sosyoloji [Başlangıç Okumaları]
  • Sosyoloji Çarşısı
  • Montessori Yöntemiyle Çocuk Eğitimi
  • Kendi Kendine MBA
  • Devlet Ve Toplum Felsefesi Üzerine Denemeler
  • İnsan Olmak

Beğendiği kitaplar 253 kitap

  • Türkiye'nin Hukuk Serüveni
  • Kurgu İle Gerçeklik Arasında Hukuk Meslekleri
  • Hukuk Metodolojisi
  • Sosyoloji Çarşısı
  • Montessori Yöntemiyle Çocuk Eğitimi
  • Kendi Kendine MBA
  • Devlet Ve Toplum Felsefesi Üzerine Denemeler
  • İnsan Olmak
  • Eğitici Tolstoy
  • Dünya Tarihi 101-Bir Çırpıda Uygarlıklar Tarihi

Beğendiği yazarlar 14 kitap

  • Ahmet Özgür Türen
  • İbrahim Emiroğlu
  • Taha Akyol
  • Atasoy Müftüoğlu
  • Gürdal Öztürk
  • Abdulkadir Şenkal
  • Afşar Timuçin
  • Jiddu Krishnamurti
  • İlber Ortaylı
  • Marlo Morgan