Ali Rıza MALKOÇ profil resmi
Ali Rıza MALKOÇ kapak resmi
1965 de Samsun'da doğdu. Teknik Lise elektrik bölümünden mezun oldu.Eskişehir Anadolu Ü. İktisat Fakültesinde okudu.
Felsefe, psikoloji, sosyoloji ağırlıklı yayın ve tüm yazılı çalışmalar ilgi alanına girmektedir.
Yayın redaksiyon hizmeti de vermektedi
Şair, yazar, danışman
Üniversite
Samsun
Samsun
Erkek
218 okur puanı
22 Eyl 2016 tarihinde katıldı.
1965 de Samsun'da doğdu. Teknik Lise elektrik bölümünden mezun oldu.Eskişehir Anadolu Ü. İktisat Fakültesinde okudu.
Felsefe, psikoloji, sosyoloji ağırlıklı yayın ve tüm yazılı çalışmalar ilgi alanına girmektedir.
Yayın redaksiyon hizmeti de vermektedi
Şair, yazar, danışman
Üniversite
Samsun
Samsun
Erkek
218 okur puanı
22 Eyl 2016 tarihinde katıldı.
  • beğeniyle okudum.
    söz, imaj, sembol gerçek ilişkisini çok daha iyi anladım bu eserle.
    Duygu organlarımızla algılama, iletişim ve arayışlarımızdaki yanılgılarımızı hatırlatıyor.
    Yazar, kendi inancından da teolojik örnekler vermiş.
  • Bu kitabı, 25.11.2005 tarihinde yani 13 yıl önce okumuştum.
    Tekrar okuma ihtiyacı hissettim.
    Ailede ve toplumda sürdürülebilir iletişim için güzel bir yol haritası çiziyor.
    İletişimde maksat; (sadece) haklı çıkma, kendini kabullendirme, mesaj aktarımı ve mantıklı cevap verme olarak yol aldığında, sosyal problemler sinsi sinsi zihinlere ve toplumun hafızasına yerleşiyor.
    Sevgi, saygı, sağduyu, şefkat, esneklik ise çok geri planda kalıyor.
    Hem felsefe, hem de psikoloji eğitimi almış bir kalemden, çok şeyler öğreneceksiniz.
  • Kitap okuma tercihlerimde roman oranı 1/20 dir.
    Uzun süre önce alıp sıraya koyduğum bir kitaptı.
    Fakir bir ailenin sorunlarını, psikolojik durumunu, hüzünlü ve insanı duygularla anlatmış.
    Sevgi ve ilgiden mahrum büyüyen çocukların; halka şeklinde önce kendine, sonra ailesine ve topluma nasıl zarar verebildiğini gözlemliyorsunuz.
    Romanın baş kahramanı 6 yaşındaki Zezé'nin yaramazlıkları, zekâsı, verdiği cevaplar ve yediği dayaklar, okuyanı hem neşelendiriyor, heyecanlandırıyor ve hüzne boğuyor.
    Ben 53. Sayfadan itibaren duygu atmosferine girdim kitabın.
    Toplum psikolojisi adına, ibret, ders ve manâ yüklü bir roman diyebilirim.
  • Aforizmalar, kısa ve öz anlatımlardır.
    Bir de kitap Goethe gibi muhteşem bir düşünürden bahsediyorda özel bir anlam ifade ediyor.
    Faust'dan önce bunu okumayı uygun buldum. Goethe'in yaşamı ve sanatı ile ilgi başka kitaplarda okumuştum.
    Bu kitap güzel bir başlangıç.
  • Sosyal politika konulu okuduğum bu 4. Kitap.
    12 farklı akademisyen, farklı konuları gündeme alınca akıcı ve faydalı bir eser hazırlanmış.
    Sosyal politikanın çok geniş alanı ve tanımı olmakla birlikte, hep yanlış ve kısır bir anlayışla, sosyal yardım gibi algılanmıştır.
    Oysa ki, sosyal devlet olmanın ilk şartı sosyal politikalar geliştirip uygulamaktır.
    Toplumdaki mutluluk, huzur, refah, özgürlük ve adaptasyon arayışları; sosyal politikalarla koordine edilir.
    Dünyadan ve ülkemizden örneklerle sosyal politika tarihi, uygulama süreçleri, çeşitleri ve tanımları hakkında doyurucu anlatımlar var kitapta.
  • Üretim ve endüstriyel ürün tasarımı yapanların özellikle okumasını öneririm.
    Arge, ürge, süreç iyileştirme, kalite ve verimlilik için de ufuk açıcı anlatımlar var.
    Endüstriyel üretimin tarihi, arka planı.
    Sadece ansiklopedik bilgi değil tabi.
    Meslek seçme aşamasında olan gençlere de öneririm.
  • Kitap İnceleme Yazısı

    Kitap Adı : Sosyal Bilimlerle Çağı Yorumlamak
    Alt Başlık : Fikirler Düşünceler
    Yazarı : Farklı Konferans metinleri
    Yayıncı : Mahya Yayıncılık
    1. Cilt : 1. Baskı/ Haziran 2018/ 304 sayfa / Barkodu:9786055222659
    2.Cilt : 1. Baskı/ Haziran 2018 / 413 Sayfa/ Barkodu:9786055222673

    "körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz" diye meşhur bir deyimimiz vardır. Ben ise bu kitaplarda, beklentimden fazla, yani iki gözden fazlasını buldum. Felsefe var, mantık var, sosyoloji var, çözüm var, inanç ve insanlık var. Sosyal sorunlar el kitabı gibi.
    Toplumsal bir yapı için sosyal regülatör işlevi olan anlatımlarla karşılaştım.
    Medeniyet arayışı, mevcut medeniyetlerin tarihsel süreci, kültürler ve medeniyet ilişkisi.
    Sadece emeği ve üretim araçlarını, üretim sürecini merkeze alan bir anlayış/öngörüden kalıcı bir medeniyet çıkabilir mi? Sadece maddi taleple medeniyet hamuru yoğrulabilir mi?
    Bir insanın milliyetini önemseyen, diğerlerini öteleyen anlayış; insanlığa barış/mutluluk/huzur sunabilir mi?
    Bir inanca bağlı olanların dışında kalanların beklenti ve varlıklarını kabullenmeyen bir ideolojiden
    Bir medeniyet doğabilir mi?
    Sadece üretebilenleri ve daha çok üretimi tek gündem maddesi yapan mantıkla, kalıcı medeniyet temelleri atılabilir mi?
    Mezhep, aşiret, tarikat, cemaat, meşrep, fırka, hizip, doktrin gibi homojen tekdüze bir öğretiyle, toplumun tamamı kucaklanabilir mi? Böyle bir tercih, dayatma, bireysel iradeye zorlanabilir mi?
    Bu tür talep ve tercihler ancak üst bir medeniyet kuramı altında adres bulup, etkin olabilirler.
    Ahlakı, erdemi, dayanışma ve yardımlaşmayı, sosyal ilişkileri gündeme almayan bir doktrinden ortak bir medeniyet çıkabilir mi?
    Farklı düşünce, inanç ve aidiyetler, gelenekler, töreler, ancak kültürel faktör olarak, medeniyet şemsiyesi altında ve güvencesinde yaşayabilirler. Genel dayatma ve alternatif oluşturma girişimi,
    toplumsal kansere yol açmaktadır.
    Tüm çabamız/sorgumuz şudur: bizi bize yabancılaştıran, sosyokültürel çözülmeyi nasıl bertaraf edeceğiz?

    Bu kitaplarda hangi konular yok ki;
    -Alman düşünür Goethe’nin, sanat ve insanlık anlayışı
    -Sağlıklı beslenmenin gereği ve yöntemi
    -Birlikte yaşama kültürü
    -Edebiyat sanatı ve örnekleri
    -Kardeşlik seferberliği
    -Ekonomik kalkınma analizi
    -Medya politikası
    -Kimlik siyaseti
    -15 Temmuz darbe girişiminin sosyolojik yorumu
    -Sosyal bilimlerde değer problemi
    -Adalet, ahlak, tarih, yönetim bilinciyle ilgili anlatımlar
    -İnsanın niteliği, bilgi ve zihinsel altyapısı
    -Medeniyet anlayışı, tesisi ve geleceği
    -Kitle psikolojisi, Bilim ve din etkileşimi
    -Manevi açıdan toplumların ihtiyacı
    genel başlıkları ile özetleyebiliriz.
    SASGEM (Sakarya Üniversitesi Akademik ve Sosyal Gelişim Merkezi)’nin organizatörlüğü ile
    Düzenlenen konferanslar, iki cilt kitapta toplanmış. Yakın bir zamanda üçüncü cildin çıkacağını öğrendim.
    Kitaplar, 45 konuşmacının konferans sunumlarını içeriyor.
    Topyekûn tamirata, tadilata ve yenilenmeye ihtiyacımız var.
    Bu kitaptaki anlatımlar, bu toplumsal hamlenin aydınlatma fişeği niteliğinde.
    Daha büyük bir ateşi tutuşturabilecek bir çıra gibi adeta.
    Okuduğumda, içimdeki umutlar daha da yeşerdi. Toplum ve düşünce serisinden yazdığım
    “yaşam Merdiveni” ve “yaşam Donanımları” adlı kitaplarımda; “ Ulusal ve Uluslararası Sosyal Bilimler Şurası” organize edilmesini önermiş ve detaylarını anlatmıştım.
    Gerekçesini ve kısa özetini:
    http://www.edebiyatevi.com/...-surasi-onerisi.html
    web site adresinden okuyabilirsiniz.
    Her üniversitemizin bünyesinde; “sosyal bilimler şurası” oluşturulabilir.
    Önceden belirlenen ve konuların dağıtıldığı gündemle, periyodik olarak toplanır.
    Örneğin; ahlak ve maneviyat öğretimiz, üretim ekonomisi ve doğal kaynakların verimli değerlendirilmesi, işsizlik sorunu, toplumsal ilişkilerde yöntem, sivil toplum gönüllü çalışmaları,
    Eğitim ve kültür problemleri, kitap okumanın yaygınlaştırılması, rekabetsiz, birlikte yaşam medeniyeti, doğayı koruma ve çevre temizliği, sosyal adalet, tasarruf ve verimlilik, arge-ürge-planlama…
    Benzeri konularda sunumla çareler üretilebilir.
    Daha sonra tüm üniversitelerin katılımıyla “ulusal sosyal bilimler şurası” oluşturulabilir.
    İki yılda bir ise, yurt dışından da akademisyenlerin katılımıyla “uluslararası sosyal bilimler şurası”
    toplanabilir. Tüm konuşma metinleri ve ortak kararlar, Türkçe ve mümkün olduğu kadar farklı dünya dillerine çevrilerek, kitaplaştırılabilir ve web sitesinde yayınlanabilir.
    Ulusal ve uluslararası kaynaklardan ve fonlardan bağış alabilmek için de “Uluslararası Toplum, düşünce ve Birlikte Yaşam Vakfı” kurulabilir.
    Toplam 717 sayfalık kitapları okuyunca zihnimde neler canlanmadı ki.
    Birlikte yaşam medeniyetinin sosyal şifreleri ve yapı taşları sunuluyor önümüze adeta.
    Körlerin, bölgesel dokunuşlarla fili tanımlamaları gibi, kısıtlı ve kısır bir donanımla medeniyet arayışına giremezdik. Etki- tepki ikilemi ile ortaya çıkan algılarla ve sonucundaki çekişmelerle bütünlüğü kavramamız mümkün mü?
    Bir kültür veya medeniyet; varlığını ve gerekçesini, sadece başka bir olumsuzluğa yaslaması tutarsızlık ve çelişki doğurur. Çünkü olumsuzluklar ortadan kalktığında tüm söylem, öngörü ve heyecanlar boşa düşmektedir. Bu nedenle Sosyal Bilimlerle Çağı yorumlamak ve anlamak zorunlu hale gelmiştir.
    Daha sonra yapılacak olan Konferans ve şura çalışmalarına katkı sağlayabilecek, görüş ve öneri çeşitliliği açısından, ilk etapta aklıma gelen isimleri de listelemek isterim :
    Prof. Dr. İbrahim Emiroğlu, Prof. Dr. Veysel Bozkurt, Sosyolog Nurdoğan Arkış, Prof. Dr. Afşar Timuçin,
    Prof. Dr. A. Kadir Özer, Prof. Dr. Ahmet Akbulut, Prof. Dr. Cengiz Yalçın, Doç. Dr. Zülfikâr Özkan
    Gazeteci-Yazar Taha Akyol, Prof. Dr. Zeki Özcan, Prof. Dr. Kadir Albayrak Prof. Dr. Kerim Edinsel
    Prof.Dr. Ioanna Kuçuradi, Nil Gün, Evrim Çalkavur Durmuş

    İdeal, kalıcı bir toplum olma, birlikte yaşama ve sürdürülebilir kurullar koyma, sadece üst yönetimlerden beklentiyle gerçekleşecek kavramlar değildir.
    Bireysel bilinç, tercih ve eylemlerin bütünü ile toplum oluşur. Medeniyetlerin şekli/düzeni/verimi;
    alt kültür öğeleriyle belirlenir.
    Bu kitaplar ve devam eden serisi, bu amaca ulaşmak için çok önemli bir başlangıçtır.
    İyi okumalar dilerim.
    05.10.2018
    Ali Rıza Malkoç
    #armozdeyis
    http://www.arm.web.tr
  • Kitap İnceleme Yazısı

    Kitap Adı : Sosyal Bilimlerle Çağı Yorumlamak
    Alt Başlık : Fikirler Düşünceler
    Yazarı : Farklı Konferans metinleri
    Yayıncı : Mahya Yayıncılık
    1. Cilt : 1. Baskı/ Haziran 2018/ 304 sayfa / Barkodu:9786055222659
    2.Cilt : 1. Baskı/ Haziran 2018 / 413 Sayfa/ Barkodu:9786055222673

    "körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz" diye meşhur bir deyimimiz vardır. Ben ise bu kitaplarda, beklentimden fazla, yani iki gözden fazlasını buldum. Felsefe var, mantık var, sosyoloji var, çözüm var, inanç ve insanlık var. Sosyal sorunlar el kitabı gibi.
    Toplumsal bir yapı için sosyal regülatör işlevi olan anlatımlarla karşılaştım.
    Medeniyet arayışı, mevcut medeniyetlerin tarihsel süreci, kültürler ve medeniyet ilişkisi.
    Sadece emeği ve üretim araçlarını, üretim sürecini merkeze alan bir anlayış/öngörüden kalıcı bir medeniyet çıkabilir mi? Sadece maddi taleple medeniyet hamuru yoğrulabilir mi?
    Bir insanın milliyetini önemseyen, diğerlerini öteleyen anlayış; insanlığa barış/mutluluk/huzur sunabilir mi?
    Bir inanca bağlı olanların dışında kalanların beklenti ve varlıklarını kabullenmeyen bir ideolojiden
    Bir medeniyet doğabilir mi?
    Sadece üretebilenleri ve daha çok üretimi tek gündem maddesi yapan mantıkla, kalıcı medeniyet temelleri atılabilir mi?
    Mezhep, aşiret, tarikat, cemaat, meşrep, fırka, hizip, doktrin gibi homojen tekdüze bir öğretiyle, toplumun tamamı kucaklanabilir mi? Böyle bir tercih, dayatma, bireysel iradeye zorlanabilir mi?
    Bu tür talep ve tercihler ancak üst bir medeniyet kuramı altında adres bulup, etkin olabilirler.
    Ahlakı, erdemi, dayanışma ve yardımlaşmayı, sosyal ilişkileri gündeme almayan bir doktrinden ortak bir medeniyet çıkabilir mi?
    Farklı düşünce, inanç ve aidiyetler, gelenekler, töreler, ancak kültürel faktör olarak, medeniyet şemsiyesi altında ve güvencesinde yaşayabilirler. Genel dayatma ve alternatif oluşturma girişimi,
    toplumsal kansere yol açmaktadır.
    Tüm çabamız/sorgumuz şudur: bizi bize yabancılaştıran, sosyokültürel çözülmeyi nasıl bertaraf edeceğiz?

    Bu kitaplarda hangi konular yok ki;
    -Alman düşünür Goethe’nin, sanat ve insanlık anlayışı
    -Sağlıklı beslenmenin gereği ve yöntemi
    -Birlikte yaşama kültürü
    -Edebiyat sanatı ve örnekleri
    -Kardeşlik seferberliği
    -Ekonomik kalkınma analizi
    -Medya politikası
    -Kimlik siyaseti
    -15 Temmuz darbe girişiminin sosyolojik yorumu
    -Sosyal bilimlerde değer problemi
    -Adalet, ahlak, tarih, yönetim bilinciyle ilgili anlatımlar
    -İnsanın niteliği, bilgi ve zihinsel altyapısı
    -Medeniyet anlayışı, tesisi ve geleceği
    -Kitle psikolojisi, Bilim ve din etkileşimi
    -Manevi açıdan toplumların ihtiyacı
    genel başlıkları ile özetleyebiliriz.
    SASGEM (Sakarya Üniversitesi Akademik ve Sosyal Gelişim Merkezi)’nin organizatörlüğü ile
    Düzenlenen konferanslar, iki cilt kitapta toplanmış. Yakın bir zamanda üçüncü cildin çıkacağını öğrendim.
    Kitaplar, 45 konuşmacının konferans sunumlarını içeriyor.
    Topyekûn tamirata, tadilata ve yenilenmeye ihtiyacımız var.
    Bu kitaptaki anlatımlar, bu toplumsal hamlenin aydınlatma fişeği niteliğinde.
    Daha büyük bir ateşi tutuşturabilecek bir çıra gibi adeta.
    Okuduğumda, içimdeki umutlar daha da yeşerdi. Toplum ve düşünce serisinden yazdığım
    “yaşam Merdiveni” ve “yaşam Donanımları” adlı kitaplarımda; “ Ulusal ve Uluslararası Sosyal Bilimler Şurası” organize edilmesini önermiş ve detaylarını anlatmıştım.
    Gerekçesini ve kısa özetini:
    http://www.edebiyatevi.com/...-surasi-onerisi.html
    web site adresinden okuyabilirsiniz.
    Her üniversitemizin bünyesinde; “sosyal bilimler şurası” oluşturulabilir.
    Önceden belirlenen ve konuların dağıtıldığı gündemle, periyodik olarak toplanır.
    Örneğin; ahlak ve maneviyat öğretimiz, üretim ekonomisi ve doğal kaynakların verimli değerlendirilmesi, işsizlik sorunu, toplumsal ilişkilerde yöntem, sivil toplum gönüllü çalışmaları,
    Eğitim ve kültür problemleri, kitap okumanın yaygınlaştırılması, rekabetsiz, birlikte yaşam medeniyeti, doğayı koruma ve çevre temizliği, sosyal adalet, tasarruf ve verimlilik, arge-ürge-planlama…
    Benzeri konularda sunumla çareler üretilebilir.
    Daha sonra tüm üniversitelerin katılımıyla “ulusal sosyal bilimler şurası” oluşturulabilir.
    İki yılda bir ise, yurt dışından da akademisyenlerin katılımıyla “uluslararası sosyal bilimler şurası”
    toplanabilir. Tüm konuşma metinleri ve ortak kararlar, Türkçe ve mümkün olduğu kadar farklı dünya dillerine çevrilerek, kitaplaştırılabilir ve web sitesinde yayınlanabilir.
    Ulusal ve uluslararası kaynaklardan ve fonlardan bağış alabilmek için de “Uluslararası Toplum, düşünce ve Birlikte Yaşam Vakfı” kurulabilir.
    Toplam 717 sayfalık kitapları okuyunca zihnimde neler canlanmadı ki.
    Birlikte yaşam medeniyetinin sosyal şifreleri ve yapı taşları sunuluyor önümüze adeta.
    Körlerin, bölgesel dokunuşlarla fili tanımlamaları gibi, kısıtlı ve kısır bir donanımla medeniyet arayışına giremezdik. Etki- tepki ikilemi ile ortaya çıkan algılarla ve sonucundaki çekişmelerle bütünlüğü kavramamız mümkün mü?
    Bir kültür veya medeniyet; varlığını ve gerekçesini, sadece başka bir olumsuzluğa yaslaması tutarsızlık ve çelişki doğurur. Çünkü olumsuzluklar ortadan kalktığında tüm söylem, öngörü ve heyecanlar boşa düşmektedir. Bu nedenle Sosyal Bilimlerle Çağı yorumlamak ve anlamak zorunlu hale gelmiştir.
    Daha sonra yapılacak olan Konferans ve şura çalışmalarına katkı sağlayabilecek, görüş ve öneri çeşitliliği açısından, ilk etapta aklıma gelen isimleri de listelemek isterim :
    Prof. Dr. İbrahim Emiroğlu, Prof. Dr. Veysel Bozkurt, Sosyolog Nurdoğan Arkış, Prof. Dr. Afşar Timuçin,
    Prof. Dr. A. Kadir Özer, Prof. Dr. Ahmet Akbulut, Prof. Dr. Cengiz Yalçın, Doç. Dr. Zülfikâr Özkan
    Gazeteci-Yazar Taha Akyol, Prof. Dr. Zeki Özcan, Prof. Dr. Kadir Albayrak Prof. Dr. Kerim Edinsel
    Prof.Dr. Ioanna Kuçuradi, Nil Gün, Evrim Çalkavur Durmuş

    İdeal, kalıcı bir toplum olma, birlikte yaşama ve sürdürülebilir kurullar koyma, sadece üst yönetimlerden beklentiyle gerçekleşecek kavramlar değildir.
    Bireysel bilinç, tercih ve eylemlerin bütünü ile toplum oluşur. Medeniyetlerin şekli/düzeni/verimi;
    alt kültür öğeleriyle belirlenir.
    Bu kitaplar ve devam eden serisi, bu amaca ulaşmak için çok önemli bir başlangıçtır.
    İyi okumalar dilerim.
    05.10.2018
    Ali Rıza Malkoç
    #armozdeyis
    http://www.arm.web.tr
  • Yazardan, okuduğum bu ikinci kitap.
    Üç kitap da okuma sırasını bekliyor.
    Tefekkür damlaları demek, kitabın ufkunu, idealini daraltır.
    Tefekkür deryası demek daha yerinde olur. Okurken kendimi sorguladım.
    Başka alemlerde gezindim.
    İnancın imana nasıl ulaştığını, imanın toplumsal bir tasarıma, tasarımın da gönüllerle nasıl buluşması gerektiğini hatırlatıyor bize.
    Bu bilinçle barışık bireylerin de uyumlu bir toplumu nasıl oluşturabileceğinin sosyal ipuçları var eserde.
    Farklı bir uslup, içten bir anlatım.
    Okuyun, hayata bir de buradan bakın.
  • Kitap inceleme yazısı

    Kitap Adı: Mantık Yanlışları
    Yazarı: : Prof. Dr. İbrahim Emiroğlu ( 1956 - ….)
    Yayınevi : Elis Yayınları
    Baskısı : 3. Baskı Şubat 2017 / 238 Sayfa

    Yazarın dört kitabını temin ettim ve okumaya bu kitaptan başladım.
    Sosyal bilimler eğitimi ve yüksek sosyal bilince ulaşmak için öncelikli ve ağırlıklı olarak mantık/felsefe eserlerinden başlamak daha verimli, isabetli tercih olur.
    Mantık tanımı olarak, birbirinden çok farklı bilgiyle karşılaşıyoruz.
    Ben de ne anladığımı belirtmeye çalışayım. Mantık; felsefenin fikir yürütme platformudur.
    Mukayese aparatı, denetlemek için mihenk taşıdır.
    Felsefenin anlam terazisi, kabul edilebilirliğini test eden değerler paketidir.
    Tercih ve önerileri karşılaştırma memuru, ikna savcısıdır. Ayrıca önermeleri analiz eder.
    Olayları, kavramları, yaşamsal değişimleri anlamlandırma sanatıdır.
    Mantık, felsefenin sürücü mahallidir, üretim kalıplarıdır. Akıl yürütmenin kumanda merkezidir.
    Tutarlılığın terazisidir. Mantık, yaşamın yazılım kodları gibidir. Kod hatası olursa, sistem kilitlenir.
    Hukuk; sav, hüküm, kanun ve uygulamalarıyla, mantıkla uyumluysa anlamlıdır.
    İdari yönetim biçimleri; tüm unsur, metot ve yöntemlerinin mantıkî dayanakları olmalıdır.
    Bilimsel çalışmaların, sosyal ilişkilerin, birlikte yaşam kriterlerinin mantıkla bağdaşık olması, vicdanî kabul ve kalıcılık değerini artırır. Mantık; eğitim, savunma, planlama ve üretimde de sosyal besin kaynağıdır.
    Mantığı önemsiyorum. Ekmeğin arasına “peynir mi istiyorsunuz yoksa mantık mı soslayalım” diye tercih sorusu sorsalar, ben mantığı tercih ederdim. Kimileri ‘Mantı’yı tercih edecektir. Kimileri de ‘mantar’ı önemseyecektir. Tüm eylem ve söylemlerimiz mantık örgüsü, silsilesi içinde olmalıdır.
    Mantık; aklın bileme taşı, bilincin tasnifçisidir. Mantık; bilgi, hüküm, görüş, öneri, gibi sonuç ve durum bildiren bir olgunun çözümlenmesinde görev yapar. Mantık; Astar değil, göz boyama değil, bilinç altı mesaj değil, dil oyunu değil, cilalı imaj değildir. Bizi doğrulara götüren mastar (ölçü)dır.
    Teknoloji, edebiyat ve sanat yolculuğumun ardından; 5 yıl önce ruh ve düşünce dünyamda, bilim, felsefe, sosyoloji, psikoloji, mantık yürüyüşünü başlattım. Ve aşkla şevkle, özveriyle devam etmekteyim. Hem okuyor hem yazıyorum. Her kitap yeni bir heyecan, yeni bir alem, farklı bir dünyayı taşıyor gönül dünyama. Her güzel kitapla da tanışmak kolay olmuyor.
    Defineci sabrıyla, madenci riskiyle, denizci heyecanıyla açılıyorsunuz. Bazen eliniz boş dönüyor, bazen de tam aradığınızı bulamıyorsunuz. Hele yüreğinizi hoplatan bir anlatım varsa, hemen altını çiziveriyorsunuz. “bunu dostlarımla, dost bildiklerimle ya da hiç tanımadığım muhtaç insanlarla paylaşmalıyım” diyorsunuz ve paylaşım furyası, beyin fırtınası başlıyor.
    İşte bu yazılar, bu anlatımlar böyle bir dünyanın ürünü. Yüzlerce kitap arasından seçtiklerimizi / sunduklarımızı okumak düşüyor sadece size.
    Şu ilave yorumu da yaparak özet mesajımı ileteyim: Hukukun, bilimin, diğer toplumsal gerçek ve ilişkilerde ‘mantık’ın zemin bulamadığı toplumlarda; bireyler kabristan bekçisi gibidir.
    Günlük yaşamda, konuşma ve yazı dilinde, iletişim kanallarımızda, söylemlerimizde, iddia ve önermelerimizde o kadar çok mantık hatası yaparız ki. Bazen fark eder düzeltiriz bazen de başkaları uyarır. Doğru kelime terkibi; zamanla kazanılacak olan deneyim, literatür bilgisi ve ifade sanatlarımızı geliştirmekle mümkündür.
    Ne görev yaptığınız, hangi okuldan mezun olduğunuz, ne tür eğitimler aldığınız, ne tür okumalar yaptığınız önemli değil. İnsanoğlu yaşadığı sürece daha fazlasına muhtaç.
    En az üç yıl boyunca periyodik okumalarla; sosyoloji, felsefe, mantık, psikoloji, tarih, hukuk, bireysel ve kurumsal gelişim eserleriyle beynimizdeki nöronları beslemek ve gönül dünyamızı süslemek gerekiyor. Bahane üretmeyenler, umarım bu öneriyi dikkate alacaklardır.
    Kitaplar bizi okuyor, bizim de onları okumamız gerekiyor.
    22.09.2018
    Ali Rıza Malkoç
    #armozdeyis
1965 de Samsun'da doğdu. Teknik Lise elektrik bölümünden mezun oldu.Eskişehir Anadolu Ü. İktisat Fakültesinde okudu.
Felsefe, psikoloji, sosyoloji ağırlıklı yayın ve tüm yazılı çalışmalar ilgi alanına girmektedir.
Yayın redaksiyon hizmeti de vermektedi
Şair, yazar, danışman
Üniversite
Samsun
Samsun
Erkek
218 okur puanı
22 Eyl 2016 tarihinde katıldı.
2018
109/140
78%
2 günde 1 kitap okumalı.
En çok okuyanlar'da 184. sırada.

Okuduğu kitaplar 241 kitap

  • Sözün Düşüşü
  • O Çocuk Senin!
  • Şeker Portakalı
  • Goethe ve Schiller’den Aforizmalar
  • Sosyal Politika
  • İcat Çıkarma!
  • Sosyal Bilimlerle Çağı  Yorumlamak
  • Yeni Bir Dilin İnşası
  • İnsansız Dünyalar İnsansız Hayatlar
  • Sosyal Bilimlerle Çağı Yorumlamak

Kütüphanesindekiler 238 kitap

  • Sözün Düşüşü
  • O Çocuk Senin!
  • Şeker Portakalı
  • Goethe ve Schiller’den Aforizmalar
  • Sosyal Politika
  • İcat Çıkarma!
  • Sosyal Bilimlerle Çağı  Yorumlamak
  • Yeni Bir Dilin İnşası
  • İnsansız Dünyalar İnsansız Hayatlar
  • Sosyal Bilimlerle Çağı Yorumlamak

Beğendiği kitaplar 238 kitap

  • Sözün Düşüşü
  • O Çocuk Senin!
  • Şeker Portakalı
  • Goethe ve Schiller’den Aforizmalar
  • Sosyal Politika
  • İcat Çıkarma!
  • Sosyal Bilimlerle Çağı  Yorumlamak
  • Yeni Bir Dilin İnşası
  • İnsansız Dünyalar İnsansız Hayatlar
  • Sosyal Bilimlerle Çağı Yorumlamak

Beğendiği yazarlar 13 kitap

  • İbrahim Emiroğlu
  • Taha Akyol
  • Atasoy Müftüoğlu
  • Gürdal Öztürk
  • Abdulkadir Şenkal
  • Afşar Timuçin
  • Jiddu Krishnamurti
  • İlber Ortaylı
  • Marlo Morgan
  • Dostoyevski