Kitabı henüz bitirdim ve hemen bir inceleme yazmak istedim.
Serenad, Zülfü Livaneli'nin okuduğum ikinci kitabı. Tıpkı ilk okuduğum kitabı Kardeşimin Hikayesi'nde olduğu gibi Serenad'da da şaşırmaktan kendimi alamadım.
Roman, 1930'lu yıllarda İstanbul Üniversitesi'nde hocalık yapmış olan Maximilian Wagner adında profesörün 59 yıl aradan sonra İstanbul'a gelmesi ve İstanbul Üniversitesi'nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duran'ın onu karşılamasıyla başlıyor. Profesör yüzünden Maya Duran'ın başına birtakım olaylar geliyor ve bunun üzerine profesör hakkında araştırmalar yapmaya başlıyor, yaptığı araştırmaların sonunda kendi ailesiyle ilgili bilmediği bazı gerçekleri de öğreniyor. Daha sonra profesörün başından geçenler ve Nadia ile olan aşkı anlatılıyor.
Serenad yalnızca profesörün, Maya'nın ya da Nadia'nın hikayesi değil, tüm insanlığın hikayesi. Kitap bize her şeyden önce "İnsan olma" kavramını sorgulatıyor.
Kısacası Serenad, okurunu sürükleyen, meraklandıran, şaşırtan, gözlerini dolduran yani bütün duyguları bir arada yaşatan, her kitapseverin okumasını tavsiye ettiğim bir kitap. Bana bu kitabı okuma fırsatı veren arkadaşıma teşekkür ediyorum.