— Anlıyor musun? diye sordu.
— Anlıyorum, Selma. Niçin ağladığını ve kıvrandığını şimdi anlıyorum. Sen büyük aşk istiyorsun ve bunu erişilmez yüksekliklerde arıyorsun. Oraya çıkmaya kimsenin cesareti yok. Yarı yola kadar geliyorlar ve ayaklarının ucunda koyulaşan uçurumu görünce korkup geriye dönüyorlar.