kerim

kerim
@Arthos
Her şeyin anlamsız olduğunu öğrendim — önce küçük isyanlarla, sonra uzun, soğuk sabahlarda. Evren umursamıyor bizi; ağaçlar düşüyor, yıldızlar patlıyor, insanlar seviyor, nefret ediyor, doğuyor ve yok oluyor — hepsi aynı boşluğun içinde, hiçbir bütünü tamamlamayan parçalar gibi. Bir zamanlar "anlam" aradım. Anne sesinde, babamın tok gözlerinde, gökyüzündeki ilk ışıkta — her yerde bir işaret, her işarette bir yol vardı sanırdım. Şimdi anlıyorum ki işaretler biziz; anlamı biz yapıyoruz ve sonra onun içinden fırlayıp gidiyoruz. O kadar zahmetli. O kadar komik. Nihilizm bana bir tür dürüstlük verdi: hiçbir şey kutsal değil, hiçbir vaad baki değil. Bu, umutsuzluk değil — daha çok bir rahatlama. Çünkü artık kimsenin onayına, hiçbir büyük tablonun parçası olmaya ihtiyaç duymuyorum. Anlam yoksa, özgürsün. Özgürsen, istediğini seçersin; sevmek de, nefret etmek de, usulca vazgeçmek de — hepsi sadece bir tercih. Hayat ağacı filan... Ağaç kökünü toprağa salar, yaprağına ışığı arar. Ben de kök salmak istemedim artık; kökler sızlatıyor, aidiyet boğuyor. Dalın kırıldığı yerde kan yok; sadece kemik gibi çıtırdayan bir gerçek var. Biz, o çıtırtının arasından geçiyoruz. Bazen geceleyin düşünüyorum: belki de güzellik yalnızca anlamsızlıktan doğuyor. Çünkü eğer her şeyin bir nedeni, her hissin bir amacı olsaydı; belki de duygular bu kadar yakıcı olmazdı. Boşluk, bir lütuf gibi — kıymet bilmezse yaktırır seni, bilirse rahatlatır. Ben seçtim: anlam aramayı bıraktım, uçuruma bakmayı ve gülmeyi seçtim. Bu gülüş hüzünlü, yorgun, bazen de acımasız. Ama gerçek. Kendime yalan söylemiyorum artık. Her şey geçiyor. Sen de geçeceksin; ben de. Bu bilmek, ironik ama hafifletiyor. Kendini tutma. Tutunmak için bir sebep yoksa, düşmenin tadını çıkar — veya düşmemeyi, küçük direnişleri, ufak
Reklam
boşluktayız, sessiz. kim olduğumuzu bilmiyoruz. ne acı. çok şey, az ses. ne acı. kimse yok yanımızda. tanrı bile… -kerim
Sen bakma bana Göz yaşlarıma, gözlerime, titreyen ellerime, kekeleyen sesime, esmer tenimin bembeyaz oluşuna... Üzülmedim. Sen bakma bana uykusuz gecelerime, göz altı morluklarıma, bir deri bir kemik kalışıma... Boşver, üzülmedim. Peki sen nasılsın? Mutlu görünüyorsun... - kerim
Misal, özledim seni desem acır mısın bana? Döner misin o günlere, yoksa unuttun mu o günleri? Ne çabuk… Ben daha kokunu unutmamışken, ne ara attın o günleri zindana? Özledim seni… Döner misin o günlere? - kerim
Hiçbir zaman mutlu olmaya çalışmadım. Sadece sustum. Nedenini bilmeden, uzun bir yolculuktan dönmüş gibi yorgunum. Tanrım, sırtıma kanat tozlarını serpiştiriyor. Azrail öldü. Ruhumu infaz ettim — belki uyurum diye. Kulaklarım kanıyor. Çok fazla gürültü. Sadece sustum. Nedenini bilmeden. -kerim
Reklam