“Aden bahçesi Adem ile Havva’nın yaratıldığı yeryüzündeki cennet bahçesidir. Ortadoğu’da olduğuna inanılan yerdir burası ve birçok kişinin de araştırmalarına konu olmuştur....
... İnsanlar neden merak ederler burayı? Neden hayatlarını burayı bulmak için harcar, o çok da olmayan ömürlerini bu yerin peşinden koşarak geçirip giderler?
Çünkü bu bahçenin içinde bir hayat ağacı ve bir de bilgi ağacı vardır da ondan. Hayat ağacını bulan ölümsüzlüğün kaynağına da ulaşmış olacaktır...”
“Aden bahçesi Adem ile Havva’nın yaratıldığı yeryüzündeki cennet bahçesidir. Ortadoğu’da olduğuna inanılan yerdir burası ve birçok kişinin de araştırmalarına konu olmuştur....
... İnsanlar neden merak ederler burayı? Neden hayatlarını burayı bulmak için harcar, o çok da olmayan ömürlerini bu yerin peşinden koşarak geçirip giderler?
Çünkü bu bahçenin içinde bir hayat ağacı ve bir de bilgi ağacı vardır da ondan. Hayat ağacını bulan ölümsüzlüğün kaynağına da ulaşmış olacaktır...”
Hayır yanlış anlamışsınız, kitabın ismi bu şekilde ve 1000kitap formatına uygun şekilde yazdım. Uzaktan sadece bakmayıp araştırabilirsiniz. Bu hatırlatma benim size katkım olsun. Güzel öneriniz için teşekkür ederim okumak isterim bu eser de sizin bana katkınız olsun:)
“Aden bahçesi Adem ile Havva’nın yaratıldığı yeryüzündeki cennet bahçesidir. Ortadoğu’da olduğuna inanılan yerdir burası ve birçok kişinin de araştırmalarına konu olmuştur....
... İnsanlar neden merak ederler burayı? Neden hayatlarını burayı bulmak için harcar, o çok da olmayan ömürlerini bu yerin peşinden koşarak geçirip giderler?
Çünkü bu bahçenin içinde bir hayat ağacı ve bir de bilgi ağacı vardır da ondan. Hayat ağacını bulan ölümsüzlüğün kaynağına da ulaşmış olacaktır...”
Kitap, içinde Yunus Emre’nin felsefesini onun şiirleri ve bazı cümlelerini katarak bir yorum oluşturularak yazılmış. Tek açıdan değil, birçok açıdan bakılıp karşılaştırılarak ve gerektiği yerde başka düşünür ve yazarların hikayeleri de bağdaştırarak oluşmuş. Buradan bu konuya giriş yapıp ölümlü ölümsüz konusunda yazıp bi sonraki bölümde yeme metaforundan Yunus’un Hacı Bektaş-ı Veli ile buğday-nasip diyaloğuna bağlantı yapıyor. Ve paylaştığım da kitaptan bir bölümden alıntı cümle. :)