Arzela'nın Kapak Resmi
Arzela tekrar paylaştı. 15 dk.
Metin Özdemir, bir alıntı ekledi.
16 dk. · Kitabı okuyor · Beğendi

Gün boyu bir şeylerin peşinde koştuktan sonra, onun üzünçlerinden sonra, inlemelerinden, beklemelerinden, kuşkularından sonra yanına oturacağım birisini istiyorum. Tartışmalardan, uzaklaşmalardan sonra özel yaşamımı istiyorum, seninle yalnız olmak, bu yaygarayı düzene sokmak. Çünkü, alışkılarım konusunda kedi denli düzenliyim. Yeryüzünün pisliğine, bozulmuşluğuna karşı çıkmalıyız; dönen, girdaplar oluşturan, kusulmuş, ezen kalabalığına.

Dalgalar, Virginia WoolfDalgalar, Virginia Woolf
Arzela tekrar paylaştı. 15 dk.
Yusuf Ö., bir alıntı ekledi.
16 dk.

Kim bilir şimdiye kadar kaç merkep yükü kitap okudun. Fakat bunlardan ne anladın? Hiç, değil mi? İnsanlar neyi bilirler? Zevk ve bencilliklerinin arzuladığı sanatsal birtakım şeyleri... Fakat hak ve hakikat konusunda ne bilirler? Hiç!

A'mak-ı Hayal, Filibeli Ahmed Hilmi (Sayfa 20 - Kaknüs Yayınları)A'mak-ı Hayal, Filibeli Ahmed Hilmi (Sayfa 20 - Kaknüs Yayınları)
Arzela tekrar paylaştı. 4 saat önce

“Politikada eksik olan yalnızca liderler değil, aynı zamanda ruhun bağımsızlığı ve vatandaşın adalet duygusu da büyük ölçüde azaldı. Bu bağımsızlığa dayanan demokratik, parlamenter rejim pek çok yerde sarsılmış, diktatörlükler ortaya çıkmış ve tahammül edilmiştir, çünkü insanların haysiyet duygusu ve bireyin hakları artık yeterince güçlü değildir. İki hafta içinde koyun gibi kitleler gazeteler tarafından heyecanlı bir öfke için işlenebilir. Öyle ki insanlar birkaç ilgili tarafın değersiz hedefleri uğruna üniforma giymeye, öldürmeye ve öldürmeye hazırlar.” (Albert Einstein, The World as I See It)

Orhan Veli Kanık
Orhan Veli Kanık, 13 Nisan 1914 yılında İstanbul’da dünyaya gelir. Edebiyata olan ilgisi ilkokul sıralarındayken başlar.İlk hikâyesi “Çocuk Dünyası” adlı bir dergide yayınlanır. Ortaokulun yedinci sınıfına geldiğinde Oktay Rıfat Horozcu, sonraki yıllarda ise Melih Cevdet Anday’la tanışıp arkadaş olur.Lisedeki edebiyat öğretmeni ise Ahmet Hamdi Tanpınar’dır.Ahmet Hamdi Tanpınar, Orhan Veli’nin edebiyata olan ilgisinden haberdardır. Ona öğütler verir ve yol gösterir. Lise öğrenimi devam ederken Melih Cevdet, Oktay Rıfat ve Orhan Veli arkadaşlığından bir de dergi doğar: “Sesimiz” O yıllarda yazdıkları şiirlerde aruza uygunluk ve ahenk dikkati çeker. Şair, aynı zamanda tiyatroyla da ilgilenir. Birçok tiyatro oyununda rol alan Orhan Veli, sonraki yıllarda pek çok tiyatro oyununu Türkçe’ye çeviren isim olacaktır.1936 yılında Nahid Sırrı Örik’in önerisiyle Varlık dergisinde şiirleri yayınlanır.
Ve Orhan Veli Kanık, edebiyat dünyasına şu cümlelerle tanınıtır: “Varlık’ın şiir kadrosu yeni ve kuvvetli genç imzalarla zenginleşmektedir. Aşağıda dört şiirini okuyacağınız Orhan Veli, şimdiye kadar yazılarını neşretmemiş olmasına rağmen olgun bir sanat sahibidir. Gelecek sayılarımızda onun ve arkadaşları Oktay Rifat, Melih Cevdet ve Mehmet Ali Sel’in şiirimize getirdikleri yeni havayı daha iyi belirtecektir.” Yayınlanan ilk şiirlerinin bir kısmını Mehmet Ali Sel takma adıyla yazar.Yazıları ve şiirleri 1936-1942 yılları arasında Vaklık dergisinin yanı sıra Gençlik, İnkılapçı Gençlik, Ses, İnsan gibi dergilerde de yayınlanır.1936 yılında Melih Cevdet Anday’la birlikte trafik kazası geçirirler.Melih Cevdet Anday’ın kullandığı araç Çubuklu Barajı yakınlarındaki bir tepeden aşağı yuvarlanmıştır. Orhan Veli, bu kazanın ardından 20 gün komada kalır.Ve 1941 yılının Mayıs ayında Garip seçkisi yayınlanır.Yayınlanan seçkide Melih Cevdet Anday’ın on altı, Oktay Rıfat’ın yirmi bir, Orhan Veli Kanık’ın ise yirmi dört şiiri yer alır.Bu kitap, daha sonradan Birinci Yeni olarak da anılacak olan Garip akımının öncüsü olur.Akımın öncüleri arasında yer alan Melih Cevdet Anday, Oktay Rıfat ve Orhan Veli, kendilerinden önceki hececi ve toplumcu-gerçekçi şairlerin şiirlerini tamamen reddettiler.1949 yılında Yaprak dergisini çıkarmaya başlar. Hatta yeni sayıya para yetiştirebilmek için paltosunu satmak zorunda kalır.Dergide Bedri Rahmi Eyüboğlu, Necati Cumalı, Oktay Rıfat, Melih Cevdet, Sabahattin Eyüboğlu, Abidin Dino gibi isimler de yer almaktadır. Derginin son sayısının masrafları için Abidin Dino’nun kendisine hediye ettiği resimleri elden çıkarmak zorunda kalır.Aynı günlerde Nâzım Hikmet’in serbest bırakılması için düzenlenen kapmanyaya destek veren Oktay Rıfat, Melih Cevdet ve Orhan Veli, üç gün boyunca açlık grevi yaparlar.Aynı zamanda Oktay Rıfat ve Melih Cevdet’in ilk toplusal şiirleri de Yaprak dergisinde yayınlanır.Ankara’da belediye işçileri tarafından açılan çukura düşerek yaralanır ve İstanbul’a geri döner.Damar çatlaması sebebiyle başlayan kanama doktor tarafından doğru tespit edilemeyerek “alkol zehirlenmesi” teşhisiyle yanlış tedavi uygulanır. Aynı akşam komaya giren şair, hastanede hayatın kaybeder.Orhan Veli’nin son şiiri “Aşk Resmi Geçidi”, ceketinin cebinde bir diş fırçasına sarılı olarak bulundu ve Son Yaprak dergisinin özel sayısında yayınlandı.

Yahya Kemal Beyatlı, emekli olduktan sonra kısa bir yurt gezisine çıkar ve döndükten hemen sonra Beyoğlu’nda bulunan Park Otel’e yerleşir.
19 yıl boyunca yaşayacak olduğu bu otel, şairin adeta evi haline dönüşür. Yahya Kemal’i bir otel odasında yaşamaya iten sebep nedir bilinmez fakat bu durum onun yalnızlığını iyiden iyiye derinleştiren bir hal almaya başlar. 1941-1946 yılları arasında 75, sonrasında ise 165 numaralı odada kalır.
Sık sık ziyaretçi kabul etmesine rağmen içinde bulunduğu yalnızlığın da farkındadır
Arkadaşları, yakın dostları şairi hiçbir zaman yalnız bırakmazlar. Her fırsatta ziyaretine giderler. Kendisi de zaman zaman seyahatlere çıkar ancak döndüğü yer yine aynı otel odası olur. Hatta bu yalnızlığını otelin servis şefi Dursun’a şu sözlerle ifade etmiştir: “‘Evlen’ demişti. ‘Ben evlenmedim, yalnızlığın acısını âlâ çekiyorum.”
Şairin yakın arkadaşlarından Cahit Tanyol, bu duruma sebep olan kişinin kardeşi Reşat Beyatlı olduğunu söyler
Ayrıca Yahya Kemal’in bu durumdan dolayı kardeşi Reşat Beyatlı’yı hiçbir zaman affetmediğini de belirtir.
Yahya Kemal, kendisini ziyarete gelen dostlarını sohbet esnasında not almamaları konusunda sık sık uyarır.
Sebebi nedir bilinmez, belki de içinde bulunduğu durumun yaşandığı yerde kalmasını uygun bulmuştur. Ya da ortamdaki siyasi konuşmaların dışarıya gitmesini istememesi gibi ihtimaller de söz konusudur. Ancak her koşulda net olan kural, not alınmaması olmuştur.
Yahya Kemal, aynı zamanda Ahmet Hamdi Tanpınar’ın hocasıdır
Tanpınar, hocasının otel odasındaki halini muhacir bir kuşa benzeterek şu sözlerle ifade eder: “Zavallı Yahya Kemal. Bir insanın bir insanda bu birbiri ardınca değişen çehreleri ne garip ve hazin oluyor ve nasıl en son çehre hepsini siliyor, bitiriyor. Park Otel’in barında gördüğüm küçük, dar, takatsiz adımlarla ancak yürüyebilen bîçare ve acınacak ihtiyar. Otelin odasındaki hasta ve büyük kuş. Muhacir kuş. Ve nihayet şimdi çıktığım odada son defa konuştuğum, tebessümüne, bakışının mânalılığına ve hiddet ve o kadar psikolojik hususiyetine rağmen iskelet olarak gülmeye hazır kemik külçesi baş nasıl hepsini sildiler.”
Şairin ziyaretçileri arasında bulunan arkadaşı Sermet Sami Uysal, Yahya Kemal’in yaşam alanını yakından görme fırsatı bulmuştur
Ve bir şairin dünyasını, yazınsal yarıtım süreçlerinin başlayıp bittiği odayı şu sözlerle ifade etmiştir:
“Otel odası dağınık, dersiz topsuzdur. Gömme dolabın hemen yanında üst üste konulmuş bavullar göze çarpar. Bavulların tepesinde kitaplar, gazeteler ve boş pasta kutuları. Şairin karyolası odasının ortasındadır. Yahya Kemal hep karyolada oturur. Ufak bir sehpada gelişigüzel duran Birinci sigarası paketleri, kibrit kutuları, paslı çakı, kalemler, cep saati. Tam bir savruluş içinde. Telefonun az berisinde dolu ve boş maden suyu şişeleri, reçeteler, ilaçlar… Tuvalet masasında bir dolu küçük makas, kolonya şişeleri, fırçalar… Şurda bir radyo… Şurda Yahya Kemal’in eski bir fotoğrafı… Yaman bir yalnızlık!”
Bütün yolların yalnızlığa çıkıyor olması bir kenarda dursun, yazmaktan kesinlikle vazgeçmemiştir.
Yahya Kemal’in otel odasındaki gündelik hayatı şu sözlerle anlatılmıştır: “Her sabah 6.30’da uyanırdı. İlk işi zili çalmak, kahvaltı istemekti. Sabahları sütlü kahve içer, kızarmış ekmek yerdi. Sonra gazeteleri okurdu. Edebiyat dergilerini de dikkatle izlerdi. Kendisinden söz eden gazeteleri dergileri saklardı. Şiir yollayan genç şairlerin mektuplarını da atmazdı. Saat 9’da yatağından kalkar, aynanın karşısına geçer, tıraş olurdu. Bir süre eski kahverengi robdöşambrı ile odanın içinde dolaşır, saat 11’e doğru yatağının üzerine oturarak şiir yazardı. Öğle yemeği için ya otelin lokantasına iner, ya da Abdullah Efendi’ye giderdi. Yemekte bir bütün tavuk, üç porsiyon pilav yerdi. 13.30’da yine odasına döner, öğle uykusuna yatardı.”
1957 yılında bağırsak iltihabı teşhisiyle tedavi için Paris’e giden yazar, 1958 yılında İstanbul’da hayatını kaybetmiştir.
Şiirlerini yeteri kadar mükemmel bulmadığı için kitap haline getirmeyen şairin eserleri, ölümünün ardından Nihad Sami Banarlı’nın teklifiyle kurulan Yahya Kemal Enstitüsü tarafından yayınlanmıştır.

Frida'dan Diego'ya
“…Kendimi tuzağa düşmüş hissetmek, hiç kan korkusu olmadan, zamanın ve büyünün dışında, senin kendi korkunun ve büyük ıstırabının içinde, ve kalbinin atışında. Tüm bu deliliği senden isteseydim, biliyorum sessizliğinde sadece karmaşa olurdu. Bu saçmalıkta senden şiddet istiyorum ve sen, sen bana incelik veriyorsun, ışığını ve sıcaklığını. Seni resmetmek isterim, ama bu şaşkınlığım içerisinde, hiç renk yok çünkü çok renk var, büyük aşkımın somut hali.”

Sivil İtaatsizlik
Henry David Thoreau tarafından 1849 yılında yayınlanmış olan bir tür deneme kitabıdır. Aynı zamanda sivil itaatsizlik terimini siyasi literatüre kazandıran ilk isimdir. Kitapta anlatılan temel düşünce, bireyin özerkliğinden hareketle çoğunluk hükümetinin her zaman için doğru ve ideal bir düzen olmadığını savunmuştur.

Nüfusun Artışı Üzerine Deneme
Thomas Robert Malthus, 1789’da kaleme aldığı kitapta özellikle nüfusbilim hakkında önemli noktalara değinmiştir. Daha çok nüfus temelli kurallar barındıran kitap çeşitli tartışmalara da yol açmıştır. Ardından tekrar üzerinde çalışarak 1803 yılında bir kez daha yayınlamıştır. Malthus’un ısrarla savunduğu düşünceler arasında özellikle geç evlenmek, az sayıda çocuk sahibi olmak gibi girişimler yer almaktaydı.

Milletlerin Zenginliği
Adam Smith, Milletlerin Zenginliği kitabında ekonomik büyüme temelli bir çalışma aktarmıştır. Planlı ve sistemli bir ekonomik gelişim üzerinden hareket eden kitap, yayınlandığı dönem itibariyle oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Smith, gelecek süreçte işçi sınıfının üretimi arttırmasında etkili olacağını düşünmekteydi. Sonuç olarak ulusların elde ettiği başarılar, modern ekonominin doğmasında ve gelişmesinde etkili olmuştur.

Arzela tekrar paylaştı. 7 saat önce
Gökhan Aktaş, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okuyor

Dünya bir kahramanın ya da çobanın içine yaşam olup dolar ve o kişiyi eksikliği nerede duyuluyorsa oraya koyar.

Yaşamın İdaresi, Ralph Waldo Emerson (Sayfa 48)Yaşamın İdaresi, Ralph Waldo Emerson (Sayfa 48)