Bu kitapta edebiyat ya da roman beklentisi olan varsa hiç elini sürmesin. Her ne kadar öyle etiketlenmiş olsa da bu, bir anı ve günlük kitabı; yazarın fark ettiği, sonradan idrak ettiği kırılmaların etrafında dönüyor. İnsan, birinin sözlerini çoğu zaman o hayatımızdayken değil, gittikten sonra gerçekten duyar. Üstelik bu kayıp sadece ölüm olmak zorunda da değil. Bu yüzden kitap ölüm hakkında değil; sona ermiş bir hayatın ardından çöken o ağır hüzün hakkında—ve evet, arada sandığımızdan çok daha derin bir fark var.
Kitabın adı da zaten doğrudan yazarın babasının hayatına ve kendi yaşadıklarına uzanıyor. Babasının hastalığı ve ölümü üzerine kurulu, açıkça otobiyografik bir metin bu.
Georgi Gospodinov’un fark ettiği ve metnin içine sindirdiği şey ise şu: bir yazarın kalemi çoğu zaman bir fikirle değil, bir korkuyla doğar. Onun için de bu, çocukluğundan beri peşini bırakmayan o ilk kabusun—babayı kaybetme korkusunun—yıllar sonra gerçeğe dönüşmesiyle kırılan yerden yeniden yükseliyor. Daha önce
Zaman Sığınağı'nda bir gölge gibi değinilen o duygu, burada bütün ağırlığıyla karşımıza çıkıyor.
Bahçıvan ve Ölüm tam olarak bu: yazmak, kaçamadığı kaybı yeniden kurmanın ve ona dayanmanın tek yolu.
Okurken aslında çok sevdiği birini kaybeden ya da henüz kaybetmemiş ama hastalıkla, hastane koridorlarıyla yüzleşen insanların zihninden geçen tanıdık düşünceleri görüyorsun. Bu yüzden “okunmalı mı?” sorusunun net bir cevabı yok. Her okuyan için başka bir yere dokunan, ya da hiç dokunmayan bir kitap olabilir bu.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,1bin okunma
Eser bir veda değil, okuru kederin içinde boğulma tehlikesiyle karşı karşıya bırakan bir keder sağanağı bence de.
Yazar, kendi acısını aktarırken o kadar yoğun bir duygusal baskı kuruyor ki, okur bir noktadan sonra nefes alacak alan bulamıyor. Bu anlamda Özellikle benzer travmaları henüz taze olan okurlar için bu kitap, bir teselli olmaktan çok, insanın üzerine çöken siyah bir bulut gibi.
"Mösyö ölü. Çok nazik bir mösyö bu,bedenini bilime adadı,bedeni açılsın,içinde ne var görülsün ve doktorlara bilgi verilsin,onlar da sen hastalandığında seni daha iyi tedavi edebilsinler diye..."