Çok zaman oldu bir şeyler üretmeyeli, zanaatçı perspektifiyle hayatı yaşamaya başladım, uyumak, yemek, içmek... Kendimi anlayışla karşılasam da dedemin şu sözleri aklımdan çıkmıyor. İnsanın varlığının delili, bir şeyler üretmesidir, derdi. Acaba ben de üretmeyerek zamanla varlıktan siliniyor muyum? Herkes gibi olmanın veya sıradanlaşmanın korkusu bu cümleleri yazdırıyor bana. Dünümle bugünüm arasında var bir karbon kağıt, dün ne yaptıysam derin izleri bugüne yansımış, yarının da üstünü çiziyor daha belirsiz, bu şekilde bir devinime sahip yaşadığım hayat, ufak farklarla kendini kopyalayan ( yenileyen) günler... Yakın geçmişinden kopya çekilerek tüketilen bir hayat ne kadar anlatmaya degerdir? Güzel günler dilerim!