Doğukan Ç.

Mustafa Kemal korkusuzca ateş altında durarak Emirler veriyor ve askerlerini cesaretlendiriyordu. Bir ara bir şarapnel parçası tam göğüsüne isabet etti. Yaverlerinden biri dehşet içinde vuruldunuz efendim diye bağırdı. Mustafa Kemal başkaları duymasın diye eliyle yaverinin ağzını kaparak Yok öyle şey diye cevap verdi. Şarapnel parçası göğüs cebine çarparak cebin içindeki saati parçalamış ve göğsünde yalnız büyükçe bir çürük bırakmıştı.
Yüksek rütbeli komutanlardan biri, Mustafa Kemal'e kuvvetleriniz nerede diye sorunca, Kuvvetlerim mi işte bu yatan ölüler diye cevap verdi.
Generallerin er safında dövüştüğü ve erlerin ellerini silahları atıp gırtlak ırklığa boğuştu bir çarpışmaydı bu. Türkler tekrar tekrar saldırıyor tanrının adını anarak şahane bir şekilde dövüşüyorlardı. Bizimkiler de bu saldırıya göğüs geriyor ve ırklarının geleneklerine yakışır şekilde kahramanlık gösteriyorlardı. Korkup kaçmak yoktu saflarında gerilemeden Can verdiler.
Bazı inançlar mantık ve muhakeme kuralları ile açıklanamaz. Savaşın en kanlı ateşli anında içimizde duyduğumuz inançlarla böyledir.
Kitchener ordusundaki askerler, Türkler üzerimizde! feryadıyla dalmadan olmuştu. Türklerin ateşi o kadar şiddetliydi ki fundalar tutuşuyor ve İngilizler canlarını kurtarmak için çil yavrusu gibi kaçıyorlardı.