Rabia

Puan vermedi·256 syf.··
2025 16. kitabı
Eskilerin iyi bildiği TGRT'nin Evliya Hayatları adlı belgeselleri vardı; aynı minvalde radyolarda da sıkça dinlenirdi. Bu kitap da o üsluba yakın bir dille kaleme alınmış. Anlatımı oldukça akıcı; bir solukta okunabilecek, fasih ve sade bir dil kullanılmış. Özellikle gençler için kafa yormayan, anlaşılır tarzıyla naçizane tavsiye edebileceğim bir eser. Tasavvufi eserlerle tanışmak isteyenler için güzel bir başlangıç olabilir; ancak bu türün nihai veya temel kaynağıdır diyemeyiz. Yazar, nefsin mertebelerini hem günümüzden bir karakter üzerinden hem de Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri’nin hayatından örneklerle anlatmaya çalışmış. Bu yönüyle de dikkat çekici ve öğretici bir çalışma olmuş. Geçmişle günümüz arasında kurulan bu bağ, okuyucunun içsel bir yolculuğa çıkmasına vesile olur. " Beni ben yapan şey neydi? Aynada gördüğüm yüz müydü yoksa içimde yıllardır susan ama susarken bile bağıran o ses mi?” Bu cümle, kitabın merkezindeki “benlik” arayışını çok iyi yansıtır. Yazar, insanın kendi içindeki sesi, hakiki “ben”i bulma mücadelesini tasavvufi bir dille ama günümüz gerçekliğiyle birleştirerek anlatmış. Yazının başında da dediğim gibi tatlı ama doyurucu değil en azından benim için.
1000Kitap
Ene 'Sus Ey Nefsim'Fatih Duman · Nesil Yayınları · 20228,5bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2025 13. kitabı
Geçmişle bugünün arasında sıkışmış bir adamın iç dünyası ve toplumla olan çatışması anlatılır. Batı-Doğu çatışması, bireyin kimlik arayışı ve melankoli ana temalardır. Elbette yazarın karakter üzerinden kurduğu köprü ile bize kendi fikirlerini empoze etmeye çalıştığı bariz. Baş karakter Behçet Bey, kendi iç dünyasında boğulan, geçmişe tutunmuş bir aydındır. Fazlasıyla kompleksli bu sebeple hayatı hem kendine hem de ailesine zindan etmiş bir adam, özellikle karısına. Üslubu, ağır bir dille yazılmıştır. Olaydan çok duygu ve düşünce ön plana çıkarılmış. Zamanı, ruhu ve müziği iç içe geçirerek bireyin yalnızlığını işlemektedir. Okuması kolay değil ama edebiyatla ilgilenenler için kıymetli bi eser olduğu aşikar.
1000Kitap
Mahur BesteAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20198,3bin okunma
Puan vermedi·234 syf.··
2024 47. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2024 02:29
3 5 kişi yan yana gelirse ne olur? Koyu bir sohbet. "Ne olacak bu ülkenin hali?" sorusu ve meselesi... 80'lerde, 70'lerde, 50'lerde de durum farklı değildi. Figüranlar farklı ama konu hep aynı. Kitap işte böyle bir atmosferde; 80'li yılların Erzurum'unda, Zülfü ve arkadaşlarının yokluk, siyaset, gidişat, zengin-fakir ilişkisi, güzellik-çirkinlik ölçüsü, din gibi konular hakkındaki muhabbetiyle başlıyor. Başta ana karakterin kim olduğunu pek anlayamadım. Kitap, konuya yoğunlaşarak, her karakterin bu konulardaki fikirlerini tek tek ele alıyor. Ancak yazar, sonraları Zülfü üzerinden her okura, "Ara ara ben de bunları düşünüyorum ve hissediyorum," dedirten bir içselleştirme yapıyor. Zülfü, çelimsiz, kendine ve çevresine göre çirkin, üstelik fakir! Bir de utanmadan bir kız seviyor; daha ne olsun? Bu, tabii Zülfü'nün düşünceleri ama hangi birimiz, bu tür sıkıntılar ve içsel çelişkilerle ezilmedik ki? Kitap, Zülfü'nün buhranlarını ve buhranların onu nasıl yanlış yollara sevk ettiğini derinlemesine işliyor. Zülfü, mutluluk olarak gördüğü şeylerin aslında onu nasıl bir bilinmeze sürüklediğinin farkında değil. Kitabın okunmasını tavsiye ediyorum; özellikle de birçoğumuzun ağır buhranlar altında ezildiği bir dönemde, Zülfü'nün sonu önemli bir ibret olabilir. Kitap, mutluluğun sadece materyalist bir argüman olmadığını, başka bir şey olduğunu anlamamıza yardımcı olabilir. Evet, bu kitap hakikaten okunmalı. Hem bireysel hem de toplumsal düzeyde çok şey öğretecek bir yapıya sahip gibi. İyi okumalar.
1000Kitap
Tutkular Keder OlduNurullah Genç · Timaş Yayınları · 1988649 okunma