"Kandile karşı çıkanlar çoğu zaman meseleyi "Bid-at" kelamını yanlış ve sert bir yorumun ile ele almalarından kaynaklanıyor. Oysa İLİM ehlinin yaklaşımı bu tür mevzular da daha sakin olmayı gerektirmez mi? Önce şu ayrımı yapmak gerekir;
İSLAMİYET'te farz ve vacip olan ibadetler bellidir. Bunun dışında kalan, nafile olan ibadetler ise niyete göre değer kazanır. Kandil gecelerinde kılınan namaz, edilen dua, yapılan tövbe kimseye "Bunu yapmazsan dinden çıkarsın" diye dayatılmıyor. Burada en fazla yapacağımız tartışma usül tartışması olur. Ve unutmayalım dua her vakit helaldir, tövbe her vakit kapısı açık bir rahmettir. Bir ademoğlu "Bugün Miraç, gönül kabemi toparlayayım" demişsen, bunda ne kötülük yahut ne yanlışlık vardır? Velhasıl demem o ki; Kandil gecelerini dua, tövbe ve tefekkür ile geçirmek ne yasaktır, ne de kötüdür. Zira zaten asıl mesele gönül kabesinin niyetinin istikametidir. Niyet RAHMETE dönükse, yapılan iş de RAHMETE çıkar. İLİM ile bakınca mesele bu kadar nettir. Cümleten HAYIRLI KANDİLLER☺️
m.youtube.com/watch?v=Os1X2Wl...
Çağımızın hastalığı kolaycılık, tembellik… herkes sürekli kolay yoldan bir şeyler elde etme peşinde ama kimse çalışmayı düşünmüyor, kendini yormak istemiyor, bu her anlamda böyle ne beden gücünü zorluyor ne de zihnini, her yönden tembel ve cahil bir nesil oluyor bence.