Selam yıldızlarım! Bugün çok merak ettiğim ve severek okuduğum “49. Şafak” kitabıyla geldim. Hem ilk hem de son sayfasının hissettirdikleri bambaşka güzellikte bir kitaptı. Okurken içinizdeki o
Yaşamdan vazgeçiyorum ben,
En sevdiğim ve bana uğursuz gelen bir şarkının nakaratında.
Ölüm esnetiyor dudaklarımı, gözlerim kapalı.
Yirmilik diş ağrısı gibi canı ağrıyor ruhumun; kalbim yaralı.
Yakınıyor kalemi tutan parmaklarım,
Tarifi yok zihnimden geçen katliamların.
Sukûnetten vazgeçti içimin nefreti,
Öfkem dürüstlüğümü hibe etti.
Yaşım kadar acılara gebe kaldı yüreğim,
Ardı sıra düşük yaptı mutluluk.
Yine sabahı kör oldu umutlarımın,
Tencere dibi hayallerime karlar yağdı.
Susunca değişmiyor yaşananlar, kabul.
Konuşunca kimse inanmıyor zaten, amenna.
Ama baş tacı edilmiş önyargı kazanı,
İçine atılan onca masumun feryadı,
Başkalarına yetişmekten, kendine batırılmamış çuvaldızları,
Görünüşü ak, ruhu kara insanlarla dolu etrafım.
Ben böyle bir dünyada nasıl yaşayayım?
-Aslı Mergen
Her satırı hayat romanı bölüm sayfalarında, özlü söz başlığı gibi. 👏🌼
"Yaşım kadar acılara gebe kaldı yüreğim,
Ardı sıra düşük yaptı mutluluk."
Kal geldi resmen yüreğime,
bedenim çözmeye çalışıyor, beyhude!..