“Harriet Tyce’in Kan Portakalı kitabı, beni ilk sayfadan itibaren içine çekti ve sonuna kadar merakımı canlı tuttu. Hikâyede başarılı bir avukat olan Alison’un hayatına tanıklık ediyoruz. Dışarıdan bakıldığında kariyerinde yükselen, eşi ve çocuğuyla düzgün bir hayat süren bir kadın gibi görünse de, aslında özel yaşamında büyük çatlaklar var. Eşiyle ilişkisi kopma noktasına gelmiş, alkol bağımlılığıyla mücadele ediyor ve kendini giderek daha çıkmaz bir hayatın içinde buluyor.
Alison için dönüm noktası ise ilk kez bir cinayet davasında baş avukat olarak görev alması oluyor. Suçunu itiraf etmiş bir kadını savunmak zorunda kalıyor; ama dava derinleştikçe itirafın arkasındaki gerçeklerin hiç de göründüğü gibi olmadığını görüyoruz. Bu dava, sadece bir müvekkilin hikâyesi değil, aynı zamanda Alison’un kendi hayatındaki karanlık sırları fark etmesine ve çevresindeki insanların gerçek yüzleriyle yüzleşmesine neden oluyor. İhanet, manipülasyon, şiddet ve yalanlarla örülü bu dünyada, kimin dost kimin düşman olduğunu anlamak kolay değil.
Yazarın dili oldukça akıcı, gerilimi sürekli yüksek tutuyor ve okuyucuyu ters köşeye yatırmayı başarıyor. Karakterlerin kusurlarıyla birlikte işlenmesi, hikâyeyi daha gerçekçi kılıyor. Ben özellikle Alison’un zaaflarını ve zayıflıklarını okumayı çok etkileyici buldum; çünkü mükemmel bir kadın değil, aksine hataları olan ama mücadele etmeye çalışan bir karakter. Kitabın sonu ise beni tamamen hazırlıksız yakaladı; şok edici ve sarsıcı bir finaldi.
Kan Portakalı, sadece bir psikolojik gerilim değil, aynı zamanda evlilikteki çatlakları, bağımlılıkları, kadınların iş yaşamında yaşadığı baskıları ve insan doğasının karanlık yanlarını da ortaya koyuyor. Gerilimi seven, sürükleyici bir roman arayan herkesin mutlaka okuması gereken, etkileyici bir eser