1000Kitap Logosu
Hkübūtøpia
TAKİP ET
Hkübūtøpia
@Astadestina
Okuduğum kitapların ,sözlerinin ve kitaba dair düşüncelerimin zamanla her şey gibi unutulmasına karşı açtığım minnoşcuk arşiv hesabımmaaa hoşgeldinizz Dijital kitap günlüğüm Everyday is a second chance
Marmara Üniversitesi
İstanbul
119 okur puanı
16 Ağu 2020 tarihinde katıldı.
ŞU ANDA OKUDUĞU KİTAP
31
Kitap
32
İnceleme
672
Alıntı
8
İleti
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
224 syf.
·
2 günde
·
Puan vermedi
Faut-il brûler Kafka?( Kafka'yı yakmalı mı)
Bir Yahudi olarak tümüyle Yahudilerden sayılmazdı.Almanca konuşan biri olarak tam anlamıyla bir Çek'te değildi.Almanca konuşan Bir Yahudi olması nedeniyle tam anlamıyla Bohemyalı bir Alman olduğuda söylenemezdi.Bohemyalı olması tam anlamıyla Avusturyalı olmasını da önlüyordu.Sosyal sigorta memuru olarak bir burjuva da değildi.Bir burjuva ailesinin oğlu olarak tamamıyla emekçiler sınıfına da girmiyordu.Büro insanı da değildi çünkü yazarlığı da vardı.Sahi kimdi Kafka ? Tam anlamıyla olabildigi bir şey var mıydı? Araştırmalara göre ebeveynlerde ki sperm ve yumurta sayısının kombinasyonu 1.5 trilyon farklı çocuk getirebilecek çeşitliliktedir.Yani bu dünyaya 1.5 milyarda bir ihtimalle dünyaya geliyoruz.1883 yılında da Prag'da gök kubbeye bir bebek ağlama sesi yükselir. Adı Franz Kafka .Altı kardeşin en büyüğü.Bir yıl avukatlık yapmış daha sonra özel bir sigorta şirketinde işe girmiş bir yıl sonra da devlete ait sigorta kurumunda çalışmaya başlamış.Boş zamanlarda yazı yazmaya meftun.Hayatindan aşk hiç eksik olmamış.Üç kere nişanlanmış.Gazeteci Milena Jesenka ,mutlu ilişkisi Dora Diamont,iki kez nişanlandığı memure Felice Bouer ve sekreter Julie Wohryzek gibi kadınların izi kalmış hayatında.Vejeteryan beslenmiş.En yakın arkadaşı Max Brod'a dertlerini sıkıntılarını anlatmış.Yaşamına kırk tane eser sığdırmış( Kendi sığabilmiş mi orası muama).Akciğer kanseri teşhisi nedeniyle erken emekliliğe ayrılmış.Emekliliğinden iki sene sonra 1924'te de ölmüş.İşte aslında 1.5 milyar ihtimalden biri olarak dünyaya gelen hepimizin hikayesi gibi sıradan ve sade bir hayat öyküsü var yazarımızın ama bir farkla onun ki tuhaf olmanın sıradanlığı ve her şeyden biraz biraz olması.Bizden biri gerçek biri o, galiba bu yüzden eserlerinde gerçekliğin temel özelliği olan belirsizlik ve kafa karışıklığı ön planda.Kafkaesk dünyaya merhabaaa. Paralize olmuş bir yer ve zamanda ...Tak tak tak o da ne? Josef K.(Ben K.yi Kafka olarak hayal etmek istiyorum.)30.yaş gününde daha güzel şeylerin olmasını beklerken bir takım sebebi bilinmeyen nedenlerden dolayı tutuklanır.Suçu belli değildir ve bildiğimiz gibi tutuklama yargılamaya ilişkin nihai bir hüküm değil güvenlik tedbiridir.Neyin güvenliği ve neden K.?Ve artık çözülmesi gereken bir mesele bir DAVA. " Kafka söylem üretmez kişiler ve durumlar yaratır"diyor Micehal Löwy.Ögrenci, kız arkadaş, dayakçı,amca ,avukat , fabrikatör,ressam ,tüccar,katedral ,rahip başlıkları ile de adeta edebiyat sınırlana saldırıyor. Eserin her yandan gelen çok yönlülüğü yarattığı her durum ve her kişide farklı keşiflerin kaşifligine bürünmemize neden oluyor. Kafkavari bir deneyin içinde denek yapıyor okuyucuları.Dünyayı başkaları yönetip değiştirdiği için dünyayı yorumlamak zorunda kalanların bir lekesi vardır.Ve bu kitap en büyük lekelerden.Farkli tanımlar ve farklı çıkarımlarla varlığını kanıtlamaya yönelik çırpınışlar ve yazarın kendi iç muhakemesi. Fikrimce bu kitap öyle basit alelade bir kitap değildir.Dava dünya içindeki yaşam belirsizliği ,kafa karışıklığınin metoforik bir öyküsü.Kafka da öldükten sonra doğan bir yazar. Bende şuan iki farklı yanımın inanmak istiyen tarafıyım. Kitabı çok sevdim.Okunmasi gerektiğini düşünenlerdenim .Kitapla kalın.
Dava
7.7/10
· 35,4bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
4
Hkübūtøpia
Don Kişot'u inceledi.
292 syf.
·
2 günde
·
Puan vermedi
Selamm.#DKOA sürecindeki yedinci kitabımla merhabaa.Biliyorsunuz ki dünya edebiyatında ilk modern roman Cervantesin kaleme aldığı Don Kişot'tur.İlkler çoğunlukla ondan sonra gelecekler için bir memba bir yol haritası görevi taşır.Daha önce okuma fırsatımın olmadığı ( ortaokulda okuduğumu es geçersek) bu kitabı, okuyup Cervantesin açtığı yolu ve bu yolda ilerleyenleri anlamak istedim ama maalesef ki üç kütüphaneye gitmeme rağmen kitabın iki ciltlik ( Roza Hakmen'in çevirisini yaptığı) halini bulamadım :/ Bu yüzden hiç yoktan iyidir mantığı ile Reşat Nuri'nin çevirisini yaptığı halini alıp okumaya başladım . Kitaba gelirsek eğer Yer :1590 lar İspanya . Karakterler : Kesada( namı diğer kendisinin kendine koyduğu adıyla Don Kişot la Mancha ,soylu zengin bir asilzade),Rocinante ( Don Kişot'un zayıf çelimsiz atı), Dulcinea del Toboso( Asıl adı Aldonza Lorenzo olan Don Kişot'un daha önce hiç görmediği köylü kızı),Sanço Panza ( Don Kişot'un seyisi/ yaveri , şişman ve kısa boylu,evli, küçük bir çiftligi ve bir eşeği var), Berber Nicolas,Papaz , Frestòn( Düşman, sihirbaz),Merlin( sihirbazlar kralı) ,yeğen ve hizmetçi. Bir berber ve papazın diyalogları ile tanımaya başlıyoruz baş kahramanımız Kesada'yı Kesada bir zamanlar en zengin arazilerine sahip itibarlı biri.Şimdi ise çevresinin uğursuz addetiği kitapları yemeden içmeden kesilircesine okuyan ve yine çevresi tarafından çıldırmış olarak nitelendirilen ellili yaşlarda bir adam.Senyör Kesada okuduğu/ ezbere bildiği ve tüm servetini verdiği şövalye kitaplarıyla o denli içli dışlı olmuş ki.Gözü açık rüyalarda gezmeye ,hayallerde yürümeye başlıyor.Kendini okuduğu kitaplarda ki şövalyeler gibi zannedip maceralara atılıyor.Kah Mahzun yüzlü şövalye olup yeldeğirmenleri ile savaşıyor kah aslanlarla vurucaşacak gözü karalığı ile Aslanlar şövalyesi oluyor ama en çok Prenses Dulcinea'nın hakir ve hürmetli aşığı olup seyisi Sanço panza ile maceradan maceraya koşuyor.Don Kişot'a Prenses Dulcinea ve hayal gücü, Sanço Panza'ya adasına ne zaman kavuşacağı hayali yakıt oluyor.En son beyaz ay şövalyesine yenilgileri ile beraber şatonun yolunu tutmalari ve Don Kişot' u bekleyen son ile bitiyor kitap. Ben kitabı sevdim.Okunmaya değer bir kitap ilerde bu sefer iki ciltlik halini okumam umuduyla.Haa bu arada hepimiz bir parça Don Kişot'uz .Kitapla kalın
Don Kişot
8.6/10
· 15,9bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
9
Hkübūtøpia
Puslu Kıtalar Atlası'nı inceledi.
238 syf.
·
3 günde
·
Puan vermedi
Selamm.#DKOA sürecindeki altıncı kitabımla merhaba.Akşam üzeri eve giderken babamım markete uğrayıp herhalde benide fotosenteze geçmem için beklettiği arabada çantama o gün okumak için koyduğum yeni kitabım aklıma geldi ve bi göz gezdirip okumaya başladım.İlk sayfayı bitirdiğimde babam geldi ve eve geçtik.Böylece kitaba dair ilk ön izlenimim o zaman oluştu.Yazar ağır bir dil kullanmış yanılsamasına kapıldım ama kitaba devam ettikçe ilk paragrafın bilinmeyen kelimelerle yüklü anlamsızlık karmaşasindan kurtulduğumu fark ettim.Genel olarak tarihsellik atıflı,fantastik ,bilim kurgu(simülasyonumsu) tadında bir kitap; karakter isimleri de oldukça eğlenceli ama gelin görün ki yazarın donanımlı olduğunu hissetsem dahi kitaptan zevk alamadım.Bir şey eksik gibiydi duygu yoktu kitapta .Ve aşırı girift bir olay akışı vardı.Kendimi kitabı okurken labirentte kaybolmuş gibi hissettim ve bu eğlence vermiyordu.Bir türlü olayları kafamda oturtup anlayamadım.Anlamaya başladığımda da kitap bitti :D Karakterlerimiz: Arap İhsan, Uzun İhsan Efendi (Esas Kahraman),Bünyamin ( Uzun İhsanin kuklası ,oğlu), Alibaz (efresiyab) ,Müşteri( maymun),Kubelik( Bilime gönül veren biri djdj), Kefeli,Hınzıryedi ( dilencilerin kethüdası), Alemsattı ( Hınzıryedinin sağ kolu),Efraim,Ebrehe(Büyük efendi), Zülfiyar(Ebrehenin sağkolu) ,öterbülbül ,Utarid ,Lağımcı Vardapet, Altı kez yıldırım çarpan Dertli ,Aglaya ,Hattakay ,Gazanfer( kumar ehli) gibi her birinin fark farklı hikayeleri olan kişiler.Yer: 17.yy İstanbul'u.Olay: Uzun İhsan Efendi'nin düşleriyle yarattığı maceralar silsilesi. "Rendekar düşünüyor olmasından varolduğu sonucunu çıkarıyor. Ben de düşünüyorum, dolayısıyla varım, ama kimim? Galata'da, Yelkenci Ham bitişiğinde ikamet eden Uzun Ihsan Efendi mi, yoksa bugünden tam üç yüz sekiz yıl sonra, sözgelimi lzmir'de oturan mahzun ve şaşkın adam mı? Hangimiz düş ve hangimiz gerçek? Düşünüyorum, o halde ben varım. Düşünen bir adamı düşünüyorum ve onun, kendisinin düşündüğünü bildiğini düşlüyorum. Bu adam düşünüyor olmasından varolduğu sonucunu çıkarıyor. Ve ben, onun çıkarımının doğru olduğunu biliyorum. Çünkü o, benim düşüm. Varolduğunu böylece haklı olarak ileri süren bu adamın beni düşlediğini düşünüyorum. Öyleyse, gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum." Kitapla kalın
Puslu Kıtalar Atlası
Okuyacaklarıma Ekle
5
Hkübūtøpia
Martin Eden'i inceledi.
520 syf.
·
3 günde
·
Puan vermedi
Selamm.#DKOA sürecindeki beşinci kitabımla merhabaa.Bilirsiniz bilgi ucu bucağı olmayan bir deniz gibidir.Ve eğer pusulanız yoksa yön bulmak gerçekten çok zorlaşıyor.22 Kasım'da yani üç gün önce kütüphanede yine hangi kitabı okuyacağım hakkında bir dilemma yaşarken o sabah ölüm yıldönümü hasebiyle bir alıntısı denk geldiğim Jack London'un Martin Eden kitabı adeta onu okumam için göz kırptı bana ve bende o an o kitabı alıp kütüphaneden çıktım.Bir nevi kitap kendi bana geldi.Ve iyi ki gelmişş zira kitap müthişti.Tabi çevirmen Levent Cinemre' nin hakkınıda yemeyelim çok güzel çeviri Öncelikle kitabımız yarı otobiyografik bir eser ve 1900'lü yılların California eyaletindeki Oakland şehrinde geçiyor.Karakterlerimiz: Martin Eden ( Baş kahramanımız,denizci ,20 yaşında), Ruth Morse( Martin Eden'ın ilk bakışta aşk yaşadığı kızımız ,burjuva kızı , üniversiteli, sarışın mavi gözlü,23 yaşında, edebiyat okuyor), Russ Brissenden( Martin Eden'ın avare ,hasta yazar dostu - kitaptaki en sevdiğim karakter-),Joe Dawson( Martin'in çamaşırhanede ki arkadaşı), Maria Silva( Martin'in ev sahibesi), Marian( Martin'in kızkardeşi) ,Herman von Schmidt( Marian'ın eşi), Gertrude( Martin'in ablası), Bernard Higginbotham( Gertrude'nin eşi bakkal işletiyor), Arthur ( Martin'in Ruthla tanışmasına vesile olan. Ruth'un erkek kardeşi) ,Norman( Ruth'un diğer kardeşi),Lizzie Connoly ve Jim.OLAY: Denizci olan Martin limanda bir kavganın içinden Arthur' u çekip kurtarır ve buna istinaden teşekkür mahiyetinde genç Arthur Martin'i evine yemeğe davet eder.İşci sınıfında olan Martin Burjuva sınıfı entelektüel ailenin evine kendi deyimiyle yukarıdakilerin dünyasına girdiğinde o dünyaya hayran kalır.Yemek sırasında gördüğü Arthur 'un ablası Ruth ' a aşık olur adeta büyülenir.ama aralarında bir uçurum vardır sınıf farkı.Martin aşkı için bu sınıfı aşmaya 3 yıl boyunca kendini bu aşk için yontmaya başlar ama gelin görün ki yonttukça öze içindeki aydınlık karanlığa ulaşır. Kitap baştan sona çok akıcı bir dil ile yazılmış.Martin'in gelişimini ruh halini sıkıntılarını , çaresizliğini , parasızlığını, merakını adeta sizde beraber yaşıyorsunuz.Ama Brissenden sonra böyle bir son hak ediyor muydu orası tartışılır.Denizcinin her şeyin tam da rayına oturmasına rağmen yaşadığı içsel rahatsızlık nedeniyle evine denizden dönmesi :/ Galiba en çok korktuğum ölüm şekli olmasından dolayı sonuna daha çok üzüldüm.Benim hiç beklemediğim bir sondu.Üzücüydü.Martin'in "ama kitap yazılmıştı" sözleri beynimin bir yerlerinde hâlâ dönüp duruyor.Her şeyin sadece var olan hakikati ve çıplaklığı ile sevildiği bir dünya umuduyla okuyun okutturun.Kitapla kalın
Martin Eden
9.2/10
· 41,5bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
1
Hkübūtøpia
Masumiyet Müzesi'ni inceledi.
592 syf.
·
3 günde
·
Puan vermedi
Selamm.# DKOA sürecinden dördüncü kitabımla merhaba.Nobel edebiyat ödülü alan ilk Türk yazarımız olan Orhan Pamuk' un hiç bir eserini daha önce okumadığımı bunun nedeninin de siyasi bazı propagandalar ve entelektüel kesimdeki bazı insanların yazara yaptığı ağır eleştiriler olduğunu fark ettim. Nobel ödülleri Alfred Nobel tarafından kurulan derneğin verdiği , insanlığa hizmet edenleri ödüllendirmek amacını taşıyan fizik ,kimya edebiyat, barış ve tıp dallarında verilen dünyanın en prestijli ödüllerinden biridir.Böylesine prestijli bir ödülü almaya hak kazanan Türk bir yazarın ne olursa olsun en azından bir kitabının okunması gerektiği taraftarıyım.Bu niyetlerle başladığım bu kitabın başı ve sonu beni çok etkiledi. "Hayatımın en mutlu anıymış bilmiyordum" diye başlayan kitap " Herkes bilsin çok mutlu bir hayat yaşadım." sözleri ile de son buluyor. Karakterlerimiz: Kemal Basmacı ( esas oğlan) ,Füsun Keskin( esas kız), Sibel ( Kemal' in ayrıldığı nişanlısı, eğitimli kültürlü, diplomat kızı) , Feridun( Füsun'un boşandığı eşi , rejisör) ,Nesibe Hala ( Kemal'in uzaktan akrabası Füsun un annesi,terzi ), Tarık Bey( Füsunun emekli tarih öğretmeni babası),Vecihe Hanım( Kemal in annesi) Mümtaz Bey ( Kemal'in babası) ,Ahmet( Kemal in abisi ) ,Berrin( Ahmet'in eşi) ,Çetin Efendi ( Basmacıların emektar şoförü), Ceyda ( Füsun un güzellik yarışmasından arkadaşı), Mehmet ,Nurcihan ,Zaim ve aklıma şuan gelmeyen diğer karakterler.Yer 1970'ler İstanbul.Olay eğitimli, kültürlü ve zengin olan Kemal' in nişanlısına hediye almak için girdiği butikteki uzaktan akrabası, kendinden 12 yaş küçük 18 yaşındaki şöhret sevdalı güzel ve alımlı bir kız olan genç tezgâhtar Füsun'a aşık olması ,zamanla bu aşkın Kemal için bir saplantıya dönmesi ve bu aşk uğruna yaşanan zor yıllar. Ben kitap bittikten sonra gerçekten Kemal Basmacı ve Füsun diye birinin var olduğuna inandım.Adeta böyle birilerinin olmaması gerçek olamazdı.Yazar resmen bir dünya yaratıp hiperrealite ile aklımızı başımızdan aldı.Kitabi okurken bir eşyanın kullanma kılavuzunu okuyormuş gibi de hissediyorsunuz.Zira Masumiyet Müzesi' nin ölenle yaşamak için bir yer olduğunu ve kitabında o müzeye Kemal Basmacının yaşadığı aşka ve hayata bir anlam verilmesi amacı ile yazıldığını hissediyorsunuz. Müzeyi dimağımda tahayyül ederek gezdim adeta.Umarım en kısa sürede gerçek müzeye gitme fırsatımda olur.Bu arada bir röportajında küçükken ressam olmak istediğini söyleyen yazarımız bence bu isteğini kitabı ile çok güzel bir şekilde gerçekleştirmiş.Tıpkı bir rüyadaki gibi gördüğü aleme ait olmayan Kemal Basmacı'nın hatıralarının içtenlikle anlatılıp bir cümleyi bir anı bir resimle,bir eşyayla birleştirip okuyuca sunan Orhan Pamuk çok başarılı bir kitapla okuyucuya yazarlığının üstün hünerlerini sergiledi.Güzel bir bilinç akışı tekniği örneği.Okunmaya değer. Kitapla kalın Not!! Kitapları okumadan önce kitap hakkında bilgi toplarım konudan ziyade yazar hakkında ,kitabı dili üslubu aldığı ödüller vb.falan.Şöyle bir habere denk geldim; Bir lise Edebiyat öğretmeninin öğrencilerine bu kitabı önermesi sonucunda müstehcen şeyler okuttuğu savunularak öğretmen hakkında sorulma başlatılmış.Sebep olarakta "ahlaklı bireyler yetiştirmek" ilkesine aykırı davranmak ve Pamuk' un "Türk örf ve adetlerine aykırı olması" gösterilmiş. Kitabın dili biraz daha on sekiz yaş ve üstü için uygun.Bunu da buraya eklemek istedim.
Masumiyet Müzesi
8.2/10
· 22,8bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
1
Hkübūtøpia
Otomatik Portakal'ı inceledi.
172 syf.
·
2 günde
·
Puan vermedi
Selaammm.Düzenli kitap okuma alışkanlığı sürecinde üçüncü kitabımla merhaba.Bundan iki üç ay önce hastanede kuzenimin refakatçisiyken kendimle götürdüğüm 3 kitaptan okuyamadığım tek kitabı okumak bugüne nasip oldu.Öncelikle kitabın ismi dikkatimi çekmişti.Modern hayatın hengamesinde robota dönen insanlar için her şey otomatikleşmişti.insan için otomatikleşirken hayat neden otomatik olan bir meyve ve portakal.( Anladığım kadarıyla F.alexander hepimizin Tanrı'nın meyve bahçesindeki dünya ağacı dediği şeyde yetiştiğimizi düşünüyordu.Çünkü tanrının sevgiye sussuzluğunu bizimle dindirmesine gerek yoktu.) Kitap mütevazı ve çilekeş anlatıcımız yani Alex'in kendi hayat hikayesini kahraman bakış açılı birinci tekil anlatıcı şeklinde anlatmasından teşekkül olmuştur.Yazarımız Anthony Burgess sert bir tarz ve argolu bir dille distopik bir dünyaya bizi davet ediyor.Alex ve çetesinin ( Dim, Georgia ,Pete) de dahil olduğu gasp tecavüz şiddet hırsızlık , uyuşturucu ve cinayetlerle dolu bir dünyada başlayan hayatları yaşlı bir kadının evini soymaya çalışırken alt üst olur. Alex tutuklanır ve özgürlüğü gider.Hapishanedeyken o dönem yeni bir deneysel teknik olan toplumdaki suç oranlarını düşürmek ve hapishaneleri boşaltmak amacı güden Ludovico tekniğinin ilk deneği olur. Farklı bir bakış açısı ile yazılan bu kitap iyi- kötü, doğru- yanlış ve özgürlük kavramlarını bir kez daha sorgulamamıza neden oluyor . Politikanın kirli eli ,insan seçimlerinin önemi ,tek başına olduğumuz bu kompleks hayatın bir diğer yüzünü biraz farklı bir yol ile bize gösterilmeye çalışıldiğını çakozlayabiliriz.Argo dili ve insani olmayan bazı yönlerden dolayı kitabı sevmeyen kişi miktarı bir hayli fazla.Bence okunmaya değer bir kitap.Büyük manzarası yeni ufuklar yelken açtırıyor.Bu arada Alex'in müzikle olan bağı hayret vericiydi benim için.Kitapla kalın
Otomatik Portakal
7.8/10
· 56,8bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
4