Öncelikle Halil Cibran'a ait okuduğum ilk eser. Açıkçası okurken altından kalkamayacağım bir yükü sırtlanmışım gibi hissettim. Bazı cümleler o kadar basit ve anlaşılır aynı zamanda o kadar ince manalar barındırıyor ki içinde, kendinizi ciddi manada sorgulayacağınızdan eminim. İnsan kendini sorguladıkça da işin içinden çıkamıyor. Her satırın altını çizmemek için kendimi zor tuttum diyebilirim. Geç kalmışım dedim. Halil Cibran'ın satırları ile tanışmak için çok geç kalmışım.
Velhasıl kelam, tam manasıyla müstesna bir eser. Tabii bu kişisel bir görüş lakin kitap okurken her satırın ardında mana arayan insanların benimle aynı kanaatte olacağını düşünüyorum.
Her satırında kendinizi sorgulayacağınız zaman zaman kaybolup sonra tekrar kendinizi bulacağınız bir eser.
Eserin içeriğine gelince,
Başlıklar altında El Mustafa ismindeki bir ermişten alınan nasihatleri barındıran bir kitap. Beni en çok etkileyen nedense El Mitra adındaki kadının sordukları oldu. O'nun adının geçtiği yerlerde o kadar derin hissettim ki bu hissin tanımı yok.
Herkesin El Mustafa'ya gitme derken, El Mitra'nın gerçekçi olarak,
"Artık gemin geldiğine göre gitmen şart." demesindeki anlam bile fazlasıyla derin.
Mitra; Zerdüştlük dininde ahit, yemin, anlaşmadan sorumlu ilahi varlık. Sözleşmelere uyulmasını denetlemenin yanında her şeyi gören demek.
Anlamını öğrendikten sonra daha ayrı etkiliyor tabii.
Aslına bakarsanız ne yazsam az kalacak.
Kısaca okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.