"Çok basit. Odadan çıkmak istiyorsan tek yapman gereken dişlerinden birini çekmek."
Andrew'un yüzünü ekrandan izledim. Dudaklarını büzerek penseyi yere fırlattı. "Şaka yapıyor olmalısın. Hayatta olmaz. Yapmıyorum."
"Sanırım," dedim, "birkaç saat daha susuz kalırsan fikrin değişir."
“O devletin askeri değil, güzel yüzlüm. O senin baban, amcan, dayın, abin. Senin kanından olmaması senden olmadığı anlamına mı gelir?” Diyen dedeme, “Ama onları tanımıyorum,” demiştim.
“Onlar senin her gece başını koyduğun rahat yastık, can suyum. Onları tanıyorsun. Onlar olmasa nerede yatacaktın?”