Asya Sena

Durgun akan nehir gibiydin, çağalayan bir şelale oldun. Önünde hiçbir engel kalması mümkün olmayacak, ta ki denize kavuşana kadar. Kavuştuğun anda denize; geçmiş ve gelecek bir olacak. İşte şimdi, artık özgürsün. Kal sevginle.
Reklam
Sevginin ve aşkın olmadığı her yer senin esaretindir. Zincirlerini kırarak esaretten kurtulamazsın, ancak sevgi olduğunda esaretten kurtulabilirsin.
İstemeyerek, zorunluluk gereği, sevginizi ve ruhunuzu katmadan yaptığınız her eylem köleliktir.
Ressam içinden gelmeden, görev için, isteksizce çizerse sanatçı mıdır? Halk böyle istiyor dediğinde hala sanatçı mıdır? O resmin içinde ruhu, coşkusu ve heyecanı yoksa sanatçı mıdır? Köle ressam güzel yapıtlar çıkarabilir mi? İçinde sevgi olmayan bir esere sevgi duyulabilir mi? Bu yapıt gerçek değerini bulabilir mi?
“Diyelim ki bir Ferrarin var. Eğer bindiğinde gerçek bir keyif halinde sadece mutluluk içindeysen bir sorun yok, keyfini sür. Ama bunu etrafa göstermek için yapıyorsan bu mutluluk değil, mutsuzluğunun yani sevilmeye ve ilgiye olan ihtiyacının dış dünyadaki maddeleşmiş halidir.”
Reklam