John Galt'ın Kapak Resmi
John Galt tekrar paylaştı. 20 Şub 23:02
Rogojin, Kağıt Ev'i inceledi.
 28 Eki 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

Carlos gibi kitap düşkünleri görmedim hiç,
böyle insanlar tanımadım. Kitap okuyanların farklı kuralları, takıntıları ya da ilkeleri de olabiliyor. Hiç kitabını paylaşmayanlar var, kimseye kitap ödünç vermeyenler. Ya da ikinci el okumayanlar da var benim bildiğim. Kitap biriktirmeden edemeyenler de var, bunu ben de yaşadım, ama bir buçuk sene süren tasfiye sürecinden sonra ve ara ara incelemelerde anlattığım gibi, artık kütüphanem son derece doğal, az sayıda kitaptan oluşan güzel bir kitaplığa dönüştü. Sayısı artacak gibi olunca ya okula götürüyorum ya da siteden arkadaşlara yolluyorum . Vazgeçemediğim kitaplar da var ama, şeker portakalı en sevdiğim ve yakınen bildiğim tek kitap olsa da, muhakkak birilerine verdiğim için okuduğum 34 sene içerisinde defalarca yeniden aldım kitabı . Vazgeçemediğim kitaplarım arasında Örümcek Kadının Öpücüğü, Faruk Duman kitapları var. Bana hediye edilen kitapları da veremem, onlar da özeller. Yazın Temmuz ayının ortası evden beş yüzden fazla kitabı Kadıköyden gelen güleryüzlü bir sahafa teslim ettim. Çok klişe gelebilir, ama evden gittiklerinde gözlerim doldu. Bu sene bizim evden gidenlerin sayısı çok oldu, hayatımın en kötü baharı ve yazıydı, yaz mevsimini zaten sevmiyorum, ölenler, gidenler....Allahtan yeni kediler her sabah , hatta sabahın köründe apartman kapısında patileri cama dayalı, bekliyorlar. Neyse... Kitaplar gitti ve kütüphanem kütüphaneye benzedi. Şimdi bilimkurgularla, fantastik romanlarla doluyor, ama abartmamaya da çalışıyorum. Buna en çok annem sevindi. Kitap okumayı sevmemin esas sebeplerinden birisinin onları biriktirmek değil bende bir hatıraya dönüşmeleri olduğunu da anladım bu arada. Vazgeçemediğim kitaplar, bende aslında bir hatıraya dönüşmüş eserler, onları da biraz bu yüzden seviyorum demek ki. Bu kitaplarla beraber yaşıyorum, bu kitapları onları kendimdeki hatıralarına dönüştürerek hatırlıyorum. Gabriel bu yüzden Joyce'un değil benim hatırladığım Gabriel benim için. Gusev hâlâ okyanusun dibine doğru gidiyorsa öyle sessiz sessiz, bu biraz da benim onu öyle hatırlamamdan... ah sevgili Gusev.

Hayatımda birisi olsaydı daha mı az okurdum acaba? Ben de Carlos gibi mi yapardım, ne de olsa bluma'ya gelen ve içinden taş parçası düşen kitap Carlos'un herşeyi olan o kağıt evden gelmiyor mu? Gerçek bir temas belki de bütün kitaplara değiyor... ya da öyle sanıyoruz. Boşluğu bir başka şey doldurur muhakkak.

Bu cafede yağmuru beklerken yanımdaki iki kitaba bakıyorum bir yandan. Neden okumadan duramıyorum? Her gün elimde bir kitap olmasının sebebi ne olabilir? O kadar mı kötü herşey? Sakin sakin geçti hayat. Bak, bahçede güzel ağaçlar, yıkılıp giden eski mahallen, selâm dahi vermeyen ya da bunu umursamayan yeni komşular ve her yerde en güzel sevgili kediler... İnsan sesi eksik buralarda. O halde biz yalnızlar, biz kitaplarla avunanlar, biz edebiyata sığınan ve kendini kağıttan evlere kapatanlar, ömür geçiyor, daha ne kadar böyle devam edeceğiz ? Daha ne kadar kendi kendimize söyleyecek ve dinleyeceğiz? İşte o zamana dek edebiyatla, kitaplarla başbaşayız.