Atakan Çolak

Atakan Çolak
@Atakancolakk
Türk; Öğün, Çalış, Güven. -Mustafa Kemal Atatürk “Bengü il tuta olurtaçı sen Türk budun!”
15 Temmuz 2000
115 okur puanı
Aralık 2022 tarihinde katıldı
Şam 5.Ordu'da Mustafa Kemal
V. Ordu günlerinin Mustafa Kemal üzerindeki en büyük tesiri Şüphesiz Türklük ve Türkçülük bilincinin pekişmesi olacaktı. Arap ırkına mensup askerlere yapılan özel muamele fazlasıyla canını sıkı yordu ve Arapların, Anadolu çocuklarından üstün tutuluyor olması fazlasıyla üzülmesine neden olmuştu. Birçok subay Peygamber soyundan geliyorlar diye Arap askerlere karşı özel muamele yapıyor, eğitiminin doğasında sertlik olan askerlik mesleğinin öğretimi sırasında Arap askerlere sert muamele yapan Türk çavuşlara oldukça kötü davranıyorlardı. Mustafa Kemal bu durumu bazen diliyle bazen de eliyle düzeltmeye çalıştı:
Türk aydınlarının kendi kendini bilmemesinden ve başka uluslarda şu veya bu sebeple üstünlük var sayarak, kendini onlardan aşağı görüp nefsine olan güvencini yitirmesindendir. Artık bu yanlış görüşe son vermek, Türklüğümüzü bütün asalet ve necabeti ile tanımak ve tanıtmak gerekmektedir dedim ve o andan beri inandığım bu gerçeğe bütün Türklerin inanmasını, bununla övünüp kendine güvenmesini ülkü bildim.
İttihatçılık - Doğuş
İttihatçılık - Doğuş
Vatan ve Hürriyet Cemiyetinin Selanik şubesinin açılması
Mustafa Kemal'in liderliğinde yapılacak olan toplantıya davet edilenler oldukça heyecanlanmışlardı. Cemiyetin lideri Mustafa Kemal burada şu tarihi konuşmasını yaptı: Arkadaşlar, bu gece burada sizleri toplamaktan maksadım şudur: Memleketin yaşadığı vahim anları size söylerneye lüzum görmüyorum. Bunu cümleniz müdriksiniz. Bu bedbaht memlekete karşı mühim vazifelerimiz vardır. Onu kurtarmak biricik hedefimizdir. Bugün, Makedonya'yı ve tekmil Rumeli Kıtası'nı vatan bütünlüğünden ayırmak istiyorlar. Memlekete yabancı nüfuz ve hakimiyeti kısmen ve fiilen girmiştir. Padişah zevk ve saltanatına düşkün, her zilleti yapacak menfur bir şahsiyettir. Millet zulüm ve istibdat altında mahvoluyor. Hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve çöküntü vardır. Her terakkinin ve kurtuluşun anası hürriyettir. Tarih bugün biz evlatlarına bazı büyük vazifeler yüklüyor. Ben Suriye'de bir cemiyet kurdum. İstibdat ile mücadeleye başladık. Buraya da bu cemiyetin esasını kurmaya geldim. Şimdilik gizli çalışmak ve teşkilatı yaymak zaruridir. Sizden fedakârlık bekliyorum. Kahredici bir istibdada karşı ancak ihtilalle cevap vermek ve köhneleşmiş olan çürük idareyi yıkmak, milleti hakim kılmak, hülasa vatanı kurtarmak için sizi vazifeye davet ediyorum!
Bu konuşmaya odada bulunanlardan cevap vermesi beklenen kişi şüphesiz Ömer Naci'ydi. Ayağa kalkan Ömer Naci'nin dudaklarından şu cümleler döküldü: Mustafa Kemal, arkandayız, seni takip edeceğiz, ölümler cellâtlar, işkenceler bile bizi bu azmimizden çeviremeyecektir. Hürriyet verilmez, o ancak alınır! Zulüm ve istibdat altında inleyen bu masum ve biçare milleti kurtaracağız. Yaşasın Hürriyet ve İhtilal!
İstanbul'a -muhtemelen idama- çağrılması üzerine
Kurmay Binbaşı Enver, 25-26 Haziran gecesi büyük yürüyüşüne başlamış artık dağa çıkıyordu: Selaniki, ailemi, istikbal-i maddîmi terk ederek, sadece aha-liden bir ferd gibi, hükümetin bütün kuvvetine karşı alenen, müsellahan ilân-ı isyân ediyordum. Fakat, evvelâ Allah'a ve Peygamber'e, sonra da Cemiyetimizin teşkilâtına, hükümetin zulmünden bîzâr olan millete i'timâd-ı tâmım olduğundan, istikbal-i vatanı gayet parlak görüyor, bunun için benim maddeten kararan istikbâlimin zulmetine ehemmiyet vermiyordum.(26 Haziran 1908)
...Enver kendisinden önce dağa çıkan Resneli Niyazi ile Ohrili Eyüp (Akgöl)Beyler gibi düzene baş kaldırmak için yola çıkmaya karar verdi. Bu sırada yanına gelen Mustafa Kemal'in (Atatürk) getirdiği mektuplarda ebeveynlerinin kendisini takdir ettiklerini okuması cesaretini büsbütün arttırmıştı.
Böyle bir örgütlenmenin başarısız olması mümkün müdür
Hürriyet Cemiyetinin en önemli özelliği gizli örgütlenmiş olmasıydı ve yeni üyeler yalnızca rehber ve iki arkadaşını tanıyabilirlerdi. Dolayısıyla cemiyetin diğer üyeleri hakkında bilgi sahibi olamazlardı. Üye olabilmenin temel şartı olan yemin merasiminin mutlaka yapılmasına karar verilmişti. Yeni üye gözleri kapalı şekilde rehberi eşliğinde yemin odasına girecek, gözlerini açtığı sırada şöyle bir manzara ile karşılaşacaktı: Odanın ortasında üzeri çuha kaplı geniş bir masa, bu masanın bir köşesinde bir Kur'an-ı Kerim ve yanında bir tabanca. Aday giriş yeminini Kur'an'a el basarak yapacaktı. Yeni üye sözünde durmaz, cemiyetin sırlarını açığa vuracak olursa beynine masada gördüğü tabanca ile bir kurşun sıkılacaktı.
Girişi bu şekilde olan ancak çıkışı olmayan Cemiyetten ayrılma söz konusu değildi. Bu andan itibaren kişi kendisine verilen tüm görevleri yapmak zorundaydı. Üyelerin birbirlerini tanımaları için geliştirilmiş bir de şifreli sistem vardı. Parola parmaklar marifetiyle kalbin üzerine yapılanan hilâl ile mim, ayn, ye ve nun harflerinin karşılıklı tekrarıyla Muin sözcüğünün ortaya çıkmasıydı.
İttihat ve Terakkiye nasıl üye olunurdu?
...heyet-i tahlifiye yani yemin heyeti biri başkan ikisi üye olmak üzere üç kişiden oluşuyordu. Yeminden önce etkili bir nutukla milletin gasp edilen hakları üye olacak kişiye anlatılıyor, yemin merasiminde ise, üye olacak kişi Cemiyetin gizliliğini ve tesadüfen isimlerini öğrendiği üyelerini en şiddetli işkenceye maruz kalsa dahi kimseye açıklamayacağını, hürriyet uğrunda ömrünün sonuna kadar çalışacağını, felakete uğrayan üyelerin ailelerine yardım edeceğini kabul ediyor; şayet ihanet etmesi durumunda cezasının idam olacağını, din, vicdan ve namusu üzerine Allah'ın ismini anarak bir eli Kur'an-ı Kerim üzerinde diğer eli bir hançer ve/veya tabancanın üzerinde söz verip kasem [yemin] ediyordu.
Üye olacak kişi için örnek yemin metni; Dinim, vicdanım, namusum üzerine yemin ederim ki esas maksadı Islamiyet in tealisine ve Osmanlıların ittihat ve terakkisine çalışmaktan ibaret olan] Kanun-i Esasi'nin tatbikine ve milletin hukukunu meşrua-ı hürriyetini kâmilen istihsale ve bilâtefrik cins ve mezhep bilcümle Osmanlı akvamının ittihat esası üzerine terakki ve teâlisine çalışmaktan ibaret olan Terakki ve İttihad Cemiyeti'ne bu andan itibaren dahil oldum. Milletin izdiyadı şan ve şevkile memleketin temin-i saadet ve refahını her şeye ve hatta canıma tercih eylediğime ve tevdi edilecek esrarı muhafaza eyleyeceğime ve Cemiyet'in kabiliyetine göre vereceği bütün kararlarını icrada ve uhdeme tahmil ve tevdi edeceği vezaifı tamamen ifada tereddüt eylemeyeceğime ve Cemiyet'e duhul hususunda bir güna itiraz ve menfaat-i hususîye beslemeyip sırf maksat-ı cemiyeti takip ve muhafaza edeceğime ve Kanun-u Esasiye ölünceye kadar sadık kalacağıma ve şayet bunca taahhüdat-ı namuskâraneye rağmen nakzı ahdedecek olursam, cemiyetin nefrin ve telinine müstahak olacağıma şimdiden söz veririm. [Şayet bunca taahhüdat-ı namuskârâneye rağmen hıyanet edecek olursam alçaklık edenlere nerede bulunursa bulunsun takibe memur edilen zabıta-i cemiyetin icra eyleyeceği idam cezasına karşı şimdiden kanımı helal ederim.] Vallah ve billah.