Atalanta

eti geçti duydun mu bıçak kemikte duymadınsa duy artık behey allahın kulu bıçak kemikte duy da silkin n'olursun bu ne biçim uyku bu bıçak kemikte
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Britanya, Mısır’ı ciddi bir uluslararası krize neden olacak şekilde ilhak etmemişti. Fransa’nın böylesi bir ilhaka karşı geleceğinin ve Rusya’nın da onu destekleyeceğinin farkındaydı. Aynı şekilde Türkiye’nin de bu işgale karşı çıkacağı aşikârdı, fakat doğrusunu söylemek gerekirse, Fransa ve Rusya Mısır meselesine dahil olmasaydı, Britanya’nın Türkiye’yi çok da önemseyeceği söylenemezdi.
14 Eylül akşamında İngiliz-Hint süvarileri Kahire’ye iyice yaklaştı ve Arabi de sonunda İngilizlere teslim oldu. Kafr El-Davar, Ebu Hur ve Dimyat’taki birlikler de silahlarını bırakacaktı. 24 Eylül 1882’de Hidiv Tevfik ve “bakanları” başkente geldi. Tutuklu karşı-devrimciler serbest bırakıldı ve gericiler zaferlerini kutlamaya başladılar. İşgalciler, Mısır ordusunu silahsızlandırıp terhis ettiler. Direniş gösterecek birimlerin üzerine cezalandırıcı birlikler gönderildi. Üstelik Mısır halkına 9.000.000 £’luk bir tazminat kabul ettirilecekti. İstanbul Büyükelçisi Lord Dufferin, bağımsızlık mücadelesinde yer alanların cezalandırılması işlemini yönetmek için Kahire’ye geldi. Aralık 1882’de Arabi ve yardımcıları ölüm cezasına çarptırıldı, fakat Arabi’nin infazının yeni bir isyan doğurabileceğini fark eden Dufferin bunu ebedi bir Seylan sürgününe çevirdi. İsyanın altı lideri de Arabi’yle birlikte gönderildi. Çok sayıda vatanîyun Mısır’dan kovuldu.
Her şey yirmi otuz dakika içinde gerçekleşti. Bedeviler hiçbir direniş göstermeden topuklamıştı. Arabi, dağılan birlikleri toparlamak ve bedevileri çarpışma yerine geri çağırmak için aceleyle savaş alanına yetişti. Fakat bedevi şeyhleri onu taş atarak karşıladılar. İkna çabalarının yarasız olduğunu anlayınca Arabi, mücadeleyi sürdürmek ve Kahire’yi güçlendirmek için ısrarcı olduğu Olağanüstü Hal Kurulu’nun bir toplantısından hemen sonra şehri terk etti. Oysa Abdul Al, Abdullah Nedim ve Kahire civarındaki bölgelere saldırıya geçmeyi öneren Mahmut Sami de onun arkasında durmuştu. Olağanüstü Hal Kurulu’ndaki toprak sahipleri teslim olma yönünde oy kullandı ve Arabi kurulun kararına uyarak ikinci hatasını yaptı. En iyi birimleri kuzeyde konuşlanmış olan Mısır ulusal ordusu hâlâ sağlamdı. Düşman yalnızca kenderiye ve Süveyş Kanalı Bölgesi’ni ele geçirmişti, geri kalan kısımlar hâlâ Mısırlıların elindeydi. Direniş gayet mümkündü, fakat hiç kimse de böyle bir öneride bulunmadı. Mısır ordusu, Britanya silahlarıyla değil; bedevi şeyhlerinin ve Kahire seçkinlerinin ihanetiyle, ayrıca böylesi kritik bir anda diktatoryal davranma cesareti gösterememesi ve yüzünü düşmana dönmüş Olağanüstü Hal Kurulu’nu feshedememesi yüzünden Arabi Paşa’nın bizzat kendi tereddüdüyle yenilgiye uğramıştı.
İsveçli sanayici ve kimyacı Alfred Nobel (1833- 1896) bir vasiyetnameyle, fizik, kimya, fizyoloji, tıp, edebiyat ve barış alanında insanlığa hizmet edenlere yönelik ödülleri hayata geçirir. Avrupalı bilim insanlarını onurlandıran Nobel bilim ödülleri Avrupa'ya özgü bir bilimsel düşüncenin varlığını destekler.