“Kaderini sev” demek olanı olduğu gibi kabul et, başına ne gelirse kabullen ve hiçbir şeye sesini çıkarma anlamına mı gelir? Ya kaderimizde başımıza gelenleri ARAŞTIRMAK, nedenlerini ÖĞRENMEK ve onları DEĞİŞTİRMEK yazılıysa? Kader zorunlu bir kabullenişin çok ötesinde aslında zorunlu bir MÜCADELE, ayağa kalkma ve DİRENMENİN aslında ta kendisiyse? Boyun eğmenin üzerinde başımızı gökyüzüne kaldırıp TADINA BAKMAK ve ne olduğunu ANLAMAKSA yağmurun? Vurulmuş zincirleri kabullenmekten çok o zincirleri KIRACAK bir makas yapmaksa varoluş amacımız? Denizde boğulmaktan çok denize karışıp ona DÖNÜŞMEKSE yazgımız?”
“Duymak çok hassas bir süreçtir ve duyabilmek için dışarıdaki GÜRÜLTÜYÜ olabildiğince azaltmak gerekir. Dış etkenlerden SOYUTLANDIKTAN sonra içimizde YANKILANAN sesi duyabilmek için beklemeli ve çok DERİNLERDEN gelen bu sesi MUTLAK SESSİZLİK içinde dinlemeliyiz. Başka türlü de duyamayız zaten bu sesi. İşte bu nedenle tek başına yürünmelidir bu yol. İşte bu nedenle bazı zamanlarda her şeyden kendimizi ARINDIRMALI ve içimizdeki denizin dalgalarını dinlemeye koyulmalıyız. Tek başınalık içimizdeki kalabalığın sesini duyabilmek için bir GEREKLİLİKTİR. Manevi dünyamızın zenginliği azda bulunur ve ancak orada aranabilir içimizdeki çokluk.”
Ey Zerdüşt, meyvelerin olgun ama sen olgun değilsin meyvelerin için!
“Bilgelik, sadece bilgece laflar edip insanları düzeltmeye çalışmak, kendince bulduğu ve doğru olduğunu düşündüğü yola çekmeye çalışmak değildir. Bilgelik, bulunan yolda önce kişinin kendisinin yürümesidir. Söylediklerini önce kendi kulaklarının duyması ve idrak etmesidir.”
“Nietzsche’nin yolundan yürünecekse eğer, kişi kendi doğrusunu ve yanlışını yine kendisi görmek ve tespit etmek zorundadır. Bu doğru ve yanlışları görmek ya da onlardan haberdar olmak da yetmez, bunun sonucunda kendi yargıçlığımızı da yapmamızı ister bizden. Bir savcı ve hakim, bir avukat ve polis olmamızı da ister bizden. Ancak her şeyden önce iyi bir öğretmen ve öğrenci olmamızı da bekler. Her şeyin nedenini araştıran, meraklı ve bitmek bilmez bir enerjiyle bilginin peşinden koşan bir öğrenci ve yeri gelince çok sert davranan ve daima doğruları yüzümüze vuran bir öğretmen olmayı öğütler bize Zerdüşt aracılığıyla.”