Bu macerayı sonuna kadar yaşamış, gücünü son damlasına kadar kullanmış ve tekrar uyanıp uyanamayacağını önemsemeden uykuya dalmış bu lanetli seferin önderini kim suçlayabilirdi ki? Üstelik bu lider şimdi ayak parmaklarında hissettiği karıncalanmayla hayatta olduğunu fark ediyorken, yaşamaya büsbütün karşı değilken ve sadece biraz anlayışa, viskiye ve çektiği çileleri anlatacağı birine ihtiyaç duyarken onu kim suçlayabilirdi?
Bir tarafta insanüstü bir güce sahip olup istikrarla ilerleyenler, alfabedeki yirmi altı harfi sırasıyla, baştan sona bıkıp usanmadan tekrar edenler vardı. Onlar mucizevi bir şekilde harflerin tamamını görebiliyorlardı- dahilerin tarzında. O dahi değildi; bunu idda etmiyordu ama alfabenin bütün harflerini A’dan Z’ye kusursuzca sıralayacak gücü vardı ya da olabilirdi. Şimdilik Q’ya takılıp kalmıştı. O zaman R’ye doğru devam.
İnsan nasıl olup da birini yargılayabiliyor, onlar hakkında düşüncelere nasıl varıyordu? Bütün duygularını üst üste koyup birinden hoşlandığına ya da hoşlanmadığına nasıl karar verebiliyordu? Hepsinin ötesinde bu iki kelimeye ne gibi anlamlar yüklüyordu?