Onun latifeleri herkes tarafından anlaşılacak kadar açık ve belirgindi. Latîfe yaparken istihza, küçümseme ve hatta alay etme gibi insana yakışmayan tavırlara çok uzak durmuş, bizlere de bu gibi tavırların bir insana asla yakışmadığını nasihat etmiştir. "Latîfe latîf gerek" diyen hoca bugün birçoğunun basit ve hatta iptidai bulacağı latifeleriyle bir anda hayatı hafifletir, ortamı yumuşatır ve ruhlara bir ferah kapısı açardı. Onun herkesle yapacağı bir latîfe konusu mutlaka vardı.
Yüzlerce yıl önce yazılmış, zamanında beğenilmiş, meclislerde okunmuş, defterlere kaydedilmiş bir şiiri o zamanın estetik değer ve zevk ölçülerini bir yana bırakıp, kendi zamânımızdakilerin açısından değerlendirmeye kalkışmak bana göre saçmalıktır.
Kendini bu koca âlemde tek başına hissettiğinde, bir zerre kadar bile değerinin olmadığı düşüncesi içini kemirdiğinde, kana yayılan zehir gibi karamsarlık, umutsuzluk, çaresizlik hissi, sinsice benliğini kuşattığında firar zamanı geldi demektir. Çok mutlu, neşeli bir zaman da aslında kaçış için harika zaman; neden sadece üzen hâllerden dolayı Rabb'e firar edelim ki?