"Sen gelmesen de bu yangın çıkacaktı/ bir kırlangıç bizi ikiye bölecekti/ yeni adlar koyacaktık bitkilere/ son yaz güneşi de çekip gidecekti asmalardan/ senin kokun da gidecekti/ unutacaktık."
hep oraya gelir. ıhlamur koruluğuna./ ağaçlar ile düşünceleri arasında bir yer/ seçer kendine. oturur mu, ayakta mı bekler,/ önemli değil, ama bulutlar kızarmıştır./ kuşlar ve yapraklar da. gölgesizdir her şey./ kıymık gibi batar ölmek düşüncesi, alacakaranlıkta./ anlamaktan yorulmuştur."
Kul bilmelidir ki Allahu Teala Vâsi’dir. Yani onun ilmi rahmeti, kudreti afv ve mağfireti geniştir ve her şeyi kaplamıştır. Allah’ın ilminden hiçbir şey gizlenmez, öyle ise her nerede olursa olsun kötülükten utanmalı. Kudretinden hiçbir şey kurtulamaz, öyle ise fenalıktan çekinmeli. Merhameti boldur, öyle ise ancak ona dönmeli. Suçları bağışlamakta, emir ve nehyinde genişliği sever, dolayısıyla ümitsizliğe kapılmamalı.
Kulun ilmi ne kadar geniş olursa ahlak ve marifeti de o oranda geniş olur.
Allah’ım, yeri göğü, arşı kürsü yaratan Allah’ım… Varlığı bir başka varlığa muhtaç olmayan Rabbim… Her şeyimizle sana sığındık… Bu insan aklının acizlik çektiği problemin, hayırlı bir şekilde çözülmesine yardımcı ol…
"Ey uykusuz gecelerimin sessiz arkadaşı, yavaşça dokun ruhuma. Annesinin ölümü hâlâ taze olan bir yetime dokunurcasına şefkatle dokun. 'Anne' diyen çocukların çığlıklarında kaybettim aklımı. Zalimin zulmünde buharlaştı ümidim."