Bu kitap, yazarla ilk tanışma kitabımdı. Ve beni kendine hayran bıraktı.
Kitap, kocası vefat eden ve bir çocukla, dayısı ve yengesinin evine sığınmış Fikriye'ye talip gelmesi ile başlıyor.
Bu talip-Naşit Nefi Efendi- peşinde bir sürü dedikoduyu da beraberinde getiriyor. İlk karısının, bir sonraki evlendiği tüm kadınlara musallat olduğu gibi dedikodular.
Halihazırda evlenmek istemeyen Fikriye, Fikriye'yi başından savmak isteyen yengesi derken, en son tanıdıkları yaşlı bir kadın aracılığıyla, Naşit Nefi Efendi’nin eski eşlerinden birine ziyarete gidip bu durumu sorguluyorlar.
Hikayeyi, eski eş Şükriye Hanım’ın ağzından okumaya başlıyoruz bizde.
Kitabın; kurgusuna, akıcılığına, olaylarına, karakterlerine... Her şeyine bayıldımmm. Atmosferi harika ve eleştirilerini mükemmel bir alaycı üslupla anlatmış yazar.
Bütün bir kitabı herkesten şüphelenerek ve yaşanan olayları mantıklı bir zemine oturtmaya çalışarak okudum.
Fakat Hüseyin Rahmi Gürpınar benim boş çabalarımla da alay eder gibi kitabın içinden bulmaya çalıştığım çözümlerimle dalga geçmiş, sorunları hiç tahmin etmediğim bir noktadan ele almış.
Bu kitapla birlikte artık kesin olan bir şey var ki; kitaplığımın bir kısmı artık Hüseyin Rahmi Gürpınar’a ait olacak.
Ve yine kesinkes önerimdir;
Okuyun, okutturun.