“Ne diye bize boyuna söylemezler, sizin de bizler gibi biçare yaratıklar olduğunuzu, sizin annelerinizin de bizimkiler kadar endişe ettiğini, hepimizin ölüm karşısında hep aynı acıları yaşadığımızı ne diye söylemezler?..
“Ben buraya asla gelmemeliydim. Ben kayıtsız, çok kere de ümitsizdim cephede; ben artık öyle olamayacağım hiçbir zaman. Ben bir askerdim; ama şimdi kendimin, annemin bu derece naçar ve sonsuz her şeyin ıstırabını yaşıyorum; ben bir acı kaynağıyım artık.
Ben asla izinli gelmeyecektim”
“Biz aile içinde öyle fazla şefkate alışık değilizdir. Derdi günü çalışmak, çile çekmek olan fakirlerde görülmez böyle şeyler. Onlar şefkati öyle anlamazlar, hem bildikleri bir şeyi ikide bir açığa vurmaktan hoşlanmaz onlar. Annemin bana yavrum, evladım, demesi, bir başka kadının sevgisinden neler yapacağını bilmemesine eşittir.”