“Rüzgâr, yatıştırıcı sesiyle kulağıma fısıldıyor, Tabiat ana, ağlamaktan vazgeçmemi söylüyordu. Neden sonra o tatlı tesir etkisini yitirdi ve ben kendimi bir kez daha kederin esaretinde, derin düşüncelerin ıstırabına boyun eğmiş halde buldum. Derken hayatı, korkularımı ve hepsinden de çok, kendimi unutmaya çalışarak hayvanımı mahmuzladım. Sonra da dehşet ve ümitsizliğin yüküne dayanamayarak kendimi çimenlerin üstüne attım.”
Fatma'nın Ali Ağa ile evliliğinden öncesi ve sonrasında yeni hayatına uyum sağlaması öyle çok kolay olmamıştı. Venedik'in İstanbul'daki baş diplomatik temsilcisi Bailo Girolamo Cappello, Fatma'yı "sürekli gözyaşı döken", "son derece mutsuz" bir kadın olarak tasvir etmiş hatta "nefret uyandıran durumu'ndan dolayı intihara meyilli” görmüştür. Aylar boyunca "adaklar adayıp dualar ederek, devamlı Tanrı'dan af dileyerek suçluluk duygusunu hafifletmeye çalışmış ve Roma'nın günahlarının bağışlamasının yolunu aramıştı.”