70 yıllık hayata sığan bir seri katillik öyküsü. Baş karakterimizin en son 45 yaşındayken birini öldürdüğü ve içindeki öldürme dürtüsünün yeniden uyanmış olduğu dönemdeki günlüğünü okuyoruz. Öldürmekten zevk alarak bahseden bu karakter, bu sefer kendi kızını bir katilden korumaya çalışıyor. Bu sırada demans hastalığına yakalanıyor, yakın geçmişi ve anıları birbirine karışıyor. Duygular o kadar etkili aktarılmış ki anlatımıyla birlikte kendinizi o karakterin yerinde buluyorsunuz. Kitap akıp giderken sürpriz bir bitirişle son buluyor. Çok severek okuduğum sakin bir kitap oldu.
Çoğunlukla, iki çocuk annesi olan Erika'nın gözünden hikayeyi dinliyoruz. Oğlunu kızından daha çok seven ve "kusursuz" gören bu anne, aslında her şeyin farkında olarak oğlunu korumaya çalışıyor. Daha doğrusu, oğlunun küçük yaşlardan beri neler yapabileceğini biliyor, diğer insanları oğlundan korumaya çalışıyor. Gidişatta oğlu Liam'ın kız arkadaşının kayboluşunu okuyoruz. Liam'ın 16 yaşında olmasına rağmen yapamayacağı şey yok ve annesi bunun farkında. Odağını tamamen oğluna vermiş, her şeyin farkında olduğunu sanan bir anneyi görüyoruz. Halbuki bu konuda hem haklı, hem de fazlasıyla kör. Finalde masum görünen birinin aslında her şeyi başlatan kişi olduğunu görüyoruz. Her şey çözüldü ama, gerçekten tek suçlu o mu?