Aslında herkes beğendiği bedene istediği ruhu koyuyor, tanıdıkça o ruh da kendince tanımladığı ruha uymuyor ve bu da hayal kırıklığına yol açıyor... Belki de olgunlaşmamız , dünyaya farklı bir bakış açısı ile bakmamız için acı,hayal kırıklığı yaşamamız gerekiyordur.
Adam(Arif) bir kadın hayal ediyor, kendince bir profil çiziyor, bütün kadınlardan ayıran bir şey var bu kadında, bakışı,konuşması, düşünceleri... Bu hayaline tıpatıp benzeyen biriyle karşılaşıyor. Tanıdığı kadınlara benzemeyen bu kadın , yarattığı profile uyuyor.
Arif kadına aşık oluyor,her şeyini ona adamaya hazırken kadın onu terk ediyor. Arif ,Müzeyyeni hayatının merkezi yaptığı için hayatı darmadağın oluyor. Arif çok acı çekiyor, aklında sürekli neden terk etti? Sorusu oluyor elbette.
Ne olmuştu da, “Seninle dünyanın her yerine gelirim,” diyen Müzeyyen, durduğu yerden çekip
gitmelere başlamıştı
Buna cevap bulabilmesi için Müzeyyen ile yüzleşmesi gerekiyor.
En sonunda Arif , Müzeyyen ile yüzleşiyor,artık olgunlaşmış ve hayatına devam eden bir adam olarak,son kez Müzeyyen'e veda ediyor.
*Bilinç akışı tekniği ile ilerleyen bir kitap olduğu için bazı bölümlerin de biraz karışıklık yaşanıyor.
*Müzeyyen kurgu muydu? Gerçek miydi? Bu da bize kalıyor.