Aybige

Aybige
@Aybigec
22 okur puanı
Mart 2019 tarihinde katıldı
"gözlerinde ölüm denilen garip akıbetin gölgesi var"
Sayfa 291
Istırabın ırk, cins, sınıf tanımadığını eziyet çekenlere, düşmüşlere yardımın insana en büyük hazzı verdiğini tecrübe ile öğrenmişti.
Sayfa 284
çok derin bir sahne
Yandaki aynalar ensemi, çirkin kulaklarımı, hiçbir zanan sevmediğim yay biçimli burnumu, çenemi, çıkık elmacık kemiklerimi ve beyaz bir kağıdı andıran yanaklarımdaki gergin deriyi gösteriyordu. Orada o iki yarım porsiyonds Olganın fazla gücü direnci ve sebatı olmadığını görüyordum. O görüntülerle ne işi vardı. En iyi açı, en kötü açı, gizli geometriyri bu. Ben önden gördüğüm Olga olduğuma inanarak yaşamıştım, başkaları da bana hep iki profilimin hareketsiz, kararsız lehmini, henüz üzerinde hiçbir şey bilmediğim bütünsel görüntüyü yakıştırmıştı. Olga'nın tamamını aynanın büyük kısmında görülen görüntümu verdiğimi sandığım Mario'ya, özellikle de Mario'ya, ben gerçekte hangi bedeni sunduğumu bile bilmiyordum.
pencere pervazlarından bakan travestiler, gölgeli yorgun yüzler, manikürlü parmaklar, tespihli adamlar, şerefe kaldırılan diyet kola kutusu, hediye edilen nazar boncuklu bilezik, ekşi ekşi katmerlenen ter ve meni kokuları, her şeye rağmen kaybolmayan masumiyet... tüm bunlar buluşup kaynaşabiliyordu İstanbul'un salaş bir sokağında.
Sayfa 277
"hani çocuk ağlar uykusunda sebebini bilmeden, şefkate muhtaç ve yapayalnız yüreğinin kuytusunda, işte öyle çekiyorum özlemini, işte öyle sırlıyorum ismini" -ohannes istanbuliyan
Sayfa 260