Kitabın anlatıcısı Maria Dolz.
Maria nin her sabah kahvaltı ettiği kafede karşılaştığı ve hayran olduğu çiftle ilgili bilgi vererek başlıyor kitap.
Sonra mı? Sonrası çok derin.
Maria duygularını, düşüncelerini, tespitlerini, kafasında kurduklarını, farz ettiklerini, vaz geçişlerini, iç savaşlarını, aşkını, aşkla mücadelesini, öngörülerini, seçimlerini, seçimlerinin sonuçlarını uzunlugu yarım sayfayı bulan cümlelerle anlatıyor.
Anlaşılır ama derin . Dolayısı ile yavaş akıyor. Çünkü ister istemez düşündürüyor. Maria ile hemfikir olduğunuz kadar ters de düşüyorsunuz.
Velhasıl zor ama güzeldi.
Kitap tanıtımı:
María Dolz her sabah işe gitmeden önce kahvaltı ettiği kafede adeta onun için bir mutluluk timsaline dönüşen evli bir çifti gözlemlemeye başlar. Bu, onun için, sabahlara neredeyse daha kolay başlamanın bir yolu olmuştur. Ta ki uzun bir süre bu gözlemlerine ara vermek zorunda kalıp adamın bir meczub tarafından öldürüldüğünü öğrendiği güne kadar... Derken kendiliğinden gelişen bir ilişki María’nın cinayetin ayrıntılarından haberdar olmasını sağlar...
Sarhoş edici bir sevda, birbiri ardına patlak veren kah sevindirici kah üzücü olaylar, cömertlik ve bencillik halleri, cezasız kalma, ölenlerin hayatımızda yer işgal etmeyi sürsürmesi, hafıza, mutlak hakikatin bilinemezliği: Marías’ın en oyunbaz romanlarından biri olan Karasevdalılar’ın muammalarından bazıları. İnsan ilişkilerinin görünenin altında yatan karmaşık yapısına işlenmiş muammalar...
“Ustalıkla yazılmış bir roman.”
Alberto Manguel
“Karasevdalılar, cinayet romanı gibi görünen metafizik bir keşif gezisi.”
The Spectator