Aynı Adam profil resmi
İstanbul
435 okur puanı
29 Haz 2017 tarihinde katıldı.
  • 224 syf.
    “Türklerin Bilge Atası: Tonyukuk”, Erhan Aydın Hoca’nın kaleminden Tonyukuk ve Yazıtları için mükemmel bir giriş kitabı.

    Tonyukuk 101 diye bir ders olsa kitabı kesinlikle Kronik Yayınları’ndan çıkan Türklerin Bilge Atası: Tonyukuk olurdu. Tonyukuk ve Yazıtı ile ilgili çalışmalara yer vererek başlayan çalışma, Tonyukuk’un kim olduğu sorusuna cevap arayarak devam ediyor.

    Günümüze kadar yapılmış çalışmaların derli toplu sunumu ve eleştirisini de yapmaktan geri durmayan Erhan Hoca, Yazıtlardaki bilgilerden yola çıkarak Tonyukuk’un adı da dahil olmak üzere, ünvan ve görevlerine de değiniyor.

    Tonyukuk’la ilgili birinci ağızdan bilgilere bakan eserde Türk runik harfleri ile birlikte Yazıtlardaki metinleri sırasıyla kitabın sonuna ekleyerek çalışmayı tamamlıyor Erhan Aydın.

    Konuya benim gibi alan dışından ilgi duyanlar için giriş kitabı olan Tonyukuk, önemli bir kaynakça da sunuyor. Sadece kaynakça değil araştırma yapmak isteyen ilgililere Yazıttaki sözcüklerin konu tasnifini de veren kitapta, sözcük dizini de mevcut ki bu dizinde geçen sözcüklerden başka hikayelere ulaşmak için de kapı aralanmış oluyor.

    Özelde tarihin, genelde ise sosyal bilimlerin iç içe geçmişliğinin güzel bir örneğini buldum ben kitapta. Bir sosyolog olarak değil tarihsever olarak aldığım kitap bana farklı kapılar açtı. Geçmişi öğrenmek, geçmişten ders almak vs gibi konulara girecek değilim. Fakat şurası gerçek ki tarih dediğimiz zaman aklımıza sadece Osmanlı Devleti ve yakın tarihimizin gelmesi aslında zihinlerimize ket vurmakla eş değer. Zihnimizi tarih alanında kurcaladığımız zaman 6 yüzyıl geriye gidiyoruz halbuki 14-15 yüzyıl geriye gittiğimizde devletler kuran, düzenler değiştiren nesillerimiz var ve kuru milliyetçilikten sıyrılarak bugünlere taşıyabileceğimiz o kadar çok değer ve düşünce yapıları mevcut.

    Bütün bunları düşündüğümüz zaman bile dünya görüşümüzün ne kadar kısırlaştığını hissedebiliyoruz. Bugün tartıştığımız veya yapmaya çalıştığımız şeyleri düşündükçe ne kadar basit konular çerçevesinde zamanımızı geçirdiğimizi çok rahat bir şekilde görebiliriz. Kitabı okurken aslında bütün bunları düşündüm ve bildiklerimizin sınırlılığından rahatsızlık duydum. Tonyukuk’un ifadesiyle “gece uyuyasım gelmedi, gündüz oturasım gelmedi.”

    Bugün teknolojinin de verdiği imkanla bilgiye ulaşmanın bu kadar kolay olmasına rağmen bilgi kirliliğinin ve düşüncenin ilerleyemeyişi gelecek yıllar için önümüzde duran büyük bir problem. Halbuki geçmişe yaptığımız yolculuklarda sınırlı bilginin fakat doğal yalınlığın ki buna feraset diyoruz, gücünü görüyoruz. Ki bu güç, o günün süpergücü olarak görebileceğimiz Çin’i dize getiriyor.

    İncelememizi yine Tonyukuk’tan bir alıntı yaparak bitirelim: Karşılarında yüz bin kişilik bir ordunun toplandığını duyan beyler; “dönelim, temiz olmak (hiçbir şey yapmamış olmak), (yenilmişliğin) utancından daha iyidir” dediler. Bense şöyle derim: “Ben Bilge Tonyukuk, Altay Dağları’nı aşıp geldik, İrtiş Irmağı’nı geçerek geldik. (Buraya) gelmek zordu. (Savaşmaktan) ne diye kaçacağız? (sayıları) çok diye niye korkuyoruz? Azız diye yenilecek miyiz? Saldıralım” dedim. Saldırdık, talan ettik….

    Sadece şu paragraf bile şu an içinde olduğumuz durumu çok güzel özetliyor. Yıllardır içinde bulunduğumuz; temiz olmanın yenilmişliğin utancından daha iyi olacağı düşüncesi. Halbuki yerimizde durdukça geriye doğru gidiyoruz, adım atma cesaretinden geri kaldığımız her gün yenilgi hanemize yazılıyor milletçe. Bu negatif düşünceyi kırarsak, zihinlerimiz zincirlerinden kurtulacaktır. Bilge Tonyukuk çağlar öncesinden şöyle sesleniyor:

    “Yufka iken delinmesi kolaymış. İnce olanı koparmak kolaymış, yufka kalın olursa delinmesi zormuş, ince yoğun olursa kopması zormuş.”

    Gelecek için yufka yüreklerin cesareti hatırlaması ve günün şartlarına göre kendisini bilgi ile teknoloji ile donatması, yoğunlaşması gerekiyor.
  • sevgim acıyor
    kimi sevsem
    kim beni sevse...
  • Öpsene beni bak birazdan ölebiliriz hiç belli olmaz...
  • inan Canfeda, her sözüm yalansa bu değil,
    yemin billah Canfeda, nasıl oldu anlamadım...
    nasıl ettim, nasıl dedim bilmiyorum,
    ben de kendimden bunu beklemezdim...
  • Kandırılmışsın sevdam..
    Kaşlarına çektiğin kalem, yüzüne sürdüğün allık, dudaklarını boyadığın ruj kadar değerin varmış...
    İncitmişler, kırmışlar seni; ağlamışsın...
İstanbul
435 okur puanı
29 Haz 2017 tarihinde katıldı.
2020
1/111
1%
1 kitap
224 sayfa
1 inceleme
10 alıntı
Her gün 1 kitap okumalı.
Okur takip önerileri
Daha fazla