Aysela

Aysela
@Ayssela
Benliğin kendine dair yalnızlığı söz konusu olamaz..
Meşrulaşan çöküş
Bir toplumun çürümesi, felaketlerin yaşanmasıyla değil; o felaketlerin zamanla olağan karşılanmasıyla başlar. Acının gündelik hayatın sıradan bir parçasına dönüştüğü yerde sorunlar çözülmüş sayılmaz, yalnızca kanıksanır. Kanıksanan her adaletsizlik ise varlığını sürdürmek için yeni bir meşruiyet kazanır.
Düşünce
Yine hastane ve ben
Arifin ruhunun gezdiği loş koridorlar ağrı ve sızılarla sessizleşmiş, hastaların hüküm giydiği bir zindanı andırıyordu. Her mahkumun yerini başka bir mahkûm alıyor durmadan. Zaman bükülmüş de herkes içine hapsolmuş gibi.. Ortama iyice kulak kesilirseniz Arifin ağır ağır adımlarıyla Zehra'nın hastanenin her zerresine sinmiş hiç kesilmeyen inim inim iniltilerini duyumsarsınız. Bu ruhaniyet ve sessiz çığlıkların farkına vardığınız an gerçekliğin boyutunu sorgular ağrılarınızın hafiflediğine şahit olursunuz. Arif dolanıyor hâlâ bacağının ampute olmadan önceki günlere dönebilme arzusuyla yanıp tutuşuyor. Hâlâ bir şans bir şans olsaydı diye keşkelerle yaşıyor. Arif hastane koridorlarını salsaydı da kendi mezarına gidip ağlasaydı. Belki ben de kendi acımı, ağrımı önemser nazımı çekerdim.. La
Adem'in gizli günlüğü
Var olmak ne kadar da yoruyor. İstenmeyen bir hayata zorla bir adanmışlık zor bir yaşamın pençesinde hayata tutunma çabası.. Hayır bir de insanlık varolan ve var olacak her şahsı "toplumun ahlaki değerleri" adı altında bencilce belirlenmiş ilkelere mecburi kılmış. Bununla da yetinmeyen 'örnek toplum' Adem'in var oluşundan bu yana kapitalizmi yaratmış. Kapitalizm denince de akla ataerkil toplumun erkek tanrısı geliyo. Tanrıların peygamberleri veya her dinin yol göstericisi erkek olunca Tanrının da erkek olma ihtimali yüzde bir milyon diyebiliriz. Ve Tanrı kadını yarattı demişler ve den sonra gelmesi bile ikinci plana atılan kadının ne kadar da bir amaç değil bir araç olduğu da gün yüzüne çıkıyor diyebiliriz. Şimdi bu düşünceye bakacak olan ilahlaştırılmış erkek bireyler bunun feministin saçmalıkları olarak adlandıracak. Belki de öyledir ama sadece erkekçe böyledir..
Hastanede kaybolan bir gün
3 saat önce hastanede başladığım güne umutlu bakmak da fazla polyannacılık olurdu. Temizlikçisinden tut başhekimine kadar herkesin o ağır enerjilerinin boğuştuğu uzun hastane koridorlarında duvarların ağladığına şahit olabilirsiniz. Hep bir misafiri olan karanlık müşahede odaları derin iç çekişlerin haykırdığı bölümdü. Ordan oraya kaçan, herşeye müdahale eden beyaz önlükler içinde bir beden bir ruha dair varlık taşımıyor gibiydi. Robot Doktorlar robot Hemşirelerdi hepsi sanki. Doğumuna 5 dakika kalan 17 yaşındaki çocuğun sancılarıyla birazdan bacağı ampute edilecek 31 yaşındaki Arifin varoluş sancıları yarışır haldeydi. Hayatın bir sillesini daha yemişti Arif. 17 yaşında doğurmaya maruz kalan Zehra da farklı sayılmazdı.. La
İvan' ın uykuyla imtihanı
Uykunun bencilliği tuttu mu yorgunluktan gebersen de el uzatmaz bi tutamını bile esirgeyiverir. Uykuya olan hasret yorgunluğuna yorgunluk katarak ruhu amansızlığa terk eder. Gecenin davetiyle şehrin nerdeyse her tarafına çoktan uğramış olan uyku oradaki tüm canlıları uyutmuştu, bazı yerlere de gelince daveti görmezden gelmiş biraz eğlenesi tutmuştu sanırım. Gecenin kuşluk vaktinde uykunun eğlencesi de hiç çekilir dert değildi aksine sinir bozucu.. Ivan kafayı yemek üzereydi; Uykunun köşe kapmaca oyununa alet edilmesi bedenini harap etmiş ruhunun da umuduna gölge düşürüyordu. Lambadaki turuncu ışığın titrek yansımaları duvarları okşuyor pencereye odada bulunan bir kaç eşyanın yansımasını resmediyordu. Yoksulluk muydu yoksa yokluk içinde varlık mıydı: Bence de varlıktı. Ivan fazlasını ne yapacaktı ki bana kalsa yer yer yırtılmış süngeri kirden kararmış her oturduğunda daha da dibe çöken tekli koltuğu bile fazlaydı.. yatağına oturur, yatağında yatar, yatağında düşünür, yatağında yemek yiyebilirdi pekâlâ.. Duvarda bir göz misali herşeyi dikizleyen yedi parçadan oluşan küçük ayna Ivanın neyine.. Bir ayağı kırık olan masanın üzerindeki yarım kalmış hikayesinin sayfaları boynu bükük babaları tarafından eksik bırakılmış gibi Ivanı çağırıyorlar sanki, -Hayır hayır bu dolu kafamla fazlasıyla yazdım zaten yarın artık.. Sanırım Ivanın bu sesli düşüncesi sayfalara bir cevap uykuya da göz dağıyla bir davetti. Eğer olur da uyku uğrarsa iyi uykular yaratıcına uğradı çünkü.. La