Uykunun bencilliği tuttu mu yorgunluktan gebersen de el uzatmaz bi tutamını bile esirgeyiverir. Uykuya olan hasret yorgunluğuna yorgunluk katarak ruhu amansızlığa terk eder. Gecenin davetiyle şehrin nerdeyse her tarafına çoktan uğramış olan uyku oradaki tüm canlıları uyutmuştu, bazı yerlere de gelince daveti görmezden gelmiş biraz eğlenesi tutmuştu sanırım.
Gecenin kuşluk vaktinde uykunun eğlencesi de hiç çekilir dert değildi aksine sinir bozucu..
Ivan kafayı yemek üzereydi; Uykunun köşe kapmaca oyununa alet edilmesi bedenini harap etmiş ruhunun da umuduna gölge düşürüyordu. Lambadaki turuncu ışığın titrek yansımaları duvarları okşuyor pencereye odada bulunan bir kaç eşyanın yansımasını resmediyordu. Yoksulluk muydu yoksa yokluk içinde varlık mıydı: Bence de varlıktı. Ivan fazlasını ne yapacaktı ki bana kalsa yer yer yırtılmış süngeri kirden kararmış her oturduğunda daha da dibe çöken tekli koltuğu bile fazlaydı.. yatağına oturur, yatağında yatar, yatağında düşünür, yatağında yemek yiyebilirdi pekâlâ.. Duvarda bir göz misali herşeyi dikizleyen yedi parçadan oluşan küçük ayna Ivanın neyine..
Bir ayağı kırık olan masanın üzerindeki yarım kalmış hikayesinin sayfaları boynu bükük babaları tarafından eksik bırakılmış gibi Ivanı çağırıyorlar sanki,
-Hayır hayır bu dolu kafamla fazlasıyla yazdım zaten yarın artık..
Sanırım Ivanın bu sesli düşüncesi sayfalara bir cevap uykuya da göz dağıyla bir davetti.
Eğer olur da uyku uğrarsa iyi uykular yaratıcına uğradı çünkü..
La