Garip duygular içerisindeyim, yıllar önce evlenirken eşime söylemiştim bu cümleyi, hem de Cemal Süreya'nın da söylediğini bilmeden. Yıllar geçtikçe acı tatlı bir sürü şey yaşadık ve O her mutsuz olduğunda evlenirken ona sorduğum bu soruyu dile getirdi. "Sen mutsuz olmak istiyordun al bak mutsuzuz şimdi" diye serzenişte bulundu. Şimdi ciddi ciddi ayrılıyoruz mutlu mu mutsuz mu olacağımızı bilmeden. Çalıştığım yerde hürmet ettiğim değer verdiğim bir abime bosanacağımı söyledim, bana sorduğu ilk soru mutlu değil misin oldu. Durdum bi an, hemen cevap vermediğine göre tam olarak mutsuz da sayılmazsın herhalde diye ekledi. Lakin mesele çok farklı idi. Mutlu olmak için evlenmemiştimki ben, şimdiye kadar neden hiç dikkatimi çekmedi bu durum diye düşündüm, Ya mutlu olmaya çalışmamıştım yada hiç mutlu olmamıştım. Peki ya şimdi ... Ne değişti, ben mi !!! Sanırım tükendim . Bazen "altın beyinli adam" hikayesinde ki kahramana benzetiyorum kendimi. Ne kadar da mütevaziyim kendime karşı değil mi tabi kendimi başkaları için tükettiğimi de kabul etmiş oluyorum o da ayrı mesele.. velhasıl sevdim sevildim hatta terk edildim de bu hayatta terk etmeyi beceremedim hayatıma giren kimseyi. Hep " İsmail abi " gibi yarı deli yarı akıllı el salladım gidenlerin arkalarında bıraktıkları boşluğa. Şimdi girmem lazım o karanlığa. Var mı yol gösterebilecek, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa...