..her bir bilginin kendisine özgü bir tesir alanı yani enerjisi vardır. Örneğin Mevleviler’in sema sırasında bir ellerinin yukarıya açık olması, buna karşılık diğer ellerinin yere dönük olması tesirin nakledilme mecburiyetini sembolize eder. İşte bir bilginin, bir tesirin bir yerden bir başka yere nakledilmesi en büyük prensiplerden birini oluşturur. Bilginin kuşaktan kuşağa aktarılmasıyla büyük bir vazife yerine getirilmiş olur.
Günümüzde dinlerin ezoterik yönü büyük bir oranda unutulmuş durumdadır. Dinlerin gerçek mahiyetiyle ele alınamamasının aslında en önemli sebeplerinden biri de budur. İçle değil dış kabukla ilgilenenlerin elinde, dinler günümüzde büyük bir oranda dejenere edilerek yozlaştırılmışlardır. İnanan neye inandığını, inanmayan da neye inanmadığını bilmeden bu koşuşturmaya katılmaktadırlar. Dinlerin gizli anlamlarına nüfuz edebilmek için ezoterik bir çalışma şarttır. Aksi takdirde dinlerin sembollerle anlattığı bilgiler bizim için çözülmesi imkansız birer bilmeceler halinde kalacaktır... Ki kalmıştır da zaten...
Bizim bilimimize ulaşmayı hedefleyen kişi hayatını ortaya koyar. Zayıfların elde edeceği şey çıldırma ve ölümdür. Güçlüleri bekleyen nimet ise hayat ve ölümsüzlüktür.